Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İnşikak Sûresi, 16. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İnşikak Sûresi, 16. Ayet

    فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Felâ uksimu bi-şşefak(i)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      16. "Hayır, hayır! Yemin ederim o şafağa,"

      17. "Geceye ve onun topladığı şeylere;"

      18. "Ve dolunay şeklini aldığı zaman aya ki"

      Kimileri “felâ” kelimesini, kavim arasında meydana gelen çekişmenin kalkmasını sağlamak için olduğunu söylemişlerdir ki “Lâ uksimu bi hâze’l-beled” sûresini tefsir ederken inşallah ondan söz edeceğiz. Buna göre yemin “uksimu” fiilidir. Kimi de “lâ” harfinin sıla için olduğunu söylemiş ve yemin anlamını pekiştirdiğini belirtmiştir. Bazıları da “lâ” harfinin olumsuzluk için olduğunu söylemiştir. Buna göre yeminin anlamı şöyle olur: Mesele onların zannettiği gibi değildir; ölümden sonra diriltilme olmayacak, insanlar hesaba çekilmeyecek değildir! Aksine onların Rab’lerine dönüşleri bir gerçektir ve kaçınılmazdır. Ben şafak vaktine ve burada sözü edilen diğer nesnelere yemin ederim! Yeminin cevabı olarak da “Leterkebunne tabekan an tabak” kavl-i celîli gelmiştir. Mânası şöyledir: Siz elbette bir halden başka bir hale geçeceksiniz.

      Şafak hakkında ihtilaf edilmiştir: Kimileri onun gündüzün aydınlığı olduğunu, kimileri de ufukta görülen kırmızılık olduğunu söylemiştir.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Uksimu (أُقْسِمُ)

        İbn Fâris, bu kelimenin k-s-m kökünden türediğini, kökün asıl manasının bir şeyi paylara ayırmak, bölüştürmek ve yemin etmek olduğunu belirtir; ayette yemin formunda kullanılmasının, muhatabın dikkatini çekmek ve söylenecek sözün kesinliğini bir teminata bağlamak işlevi gördüğünü söyler. Râgıb el-İsfahânî, "kasem" kavramının bir iddiayı pekiştirmek ve doğrulamak amacıyla kutsal veya yüce bir varlıktan pay/hisse alarak sözü güçlendirmek anlamına geldiğini, buradaki eylemin kozmik bir gerçekliğe şahit tutarak hakikati sabitleme amacı taşıdığını aktarır. Celaleddin el-Suyuti, lügat ve tefsir verileri bağlamında bu fiili, öncesindeki olumsuzluk edatıyla (lâ uksimu) birlikte değerlendirerek, bunun Arap dilinde yemini daha da şiddetlendiren ve pekiştiren bir kullanım olduğunu, "kesinlikle yemin ederim ki" manasında güçlü bir retorik taşıdığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi yapısını incelerken, yemin fiilinin Kur'an'ın ilk muhataplarını sarsan ve onları uyku halinden uyandırıp evrendeki kozmik devinime odaklayan sarsıcı bir fonetik ve anlamsal ağırlığa sahip olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına dikkat çekerek, bu tür kasem (yemin) ifadelerinin Mekki surelerde yaygın bir edebi form olduğunu, muhatapların zihninde şüpheye yer bırakmayacak şekilde ontolojik gerçeklerin altını çizmek ve yaklaşan ahiret sahnelerine dair kesinliği vurgulamak için kullanıldığını ifade eder.

        eş-Şefak (الشَّفَقِ)

        İbn Fâris, bu kelimenin ş-f-k kökünden geldiğini, kökün temel anlamının incelik, zayıflık ve bir şeyin sınırında olma durumu olduğunu belirtir; akşam güneş battıktan sonra ufukta beliren kızıllığın, gündüzün bitip gecenin başlaması arasındaki o ince, zayıf ve geçişken zaman dilimini temsil etmesinden dolayı bu ismi aldığını söyler. Râgıb el-İsfahânî, "şefak" kelimesinin güneşin batışından sonraki kızıllık ile karanlığın birbirine karışması anlamına geldiğini bildirerek, kelimenin kalpteki incelik ve korku karışımı duyguyu ifade eden "şefkat" kavramıyla etimolojik ve anlamsal bir bağ taşıdığını, ayette de bu kızıllığın uyandırdığı geçiş hüznünün ve haşmetin kastedildiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik evreninde bu tür kozmik fenomenlerin sıradan doğa olayları olmadığını, "şefak" kelimesinin burada insanın dünya hayatından ahirete geçişini simgeleyen o dramatik eşiği, gündüzün (hayatın) geri dönülemez bir şekilde bitişini ve kaçınılmaz karanlığın (hesabın) gelişini betimleyen ontolojik bir işaret (ayet) olarak kullanıldığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi dokusunu analiz ederken, şefak vaktinin insan psikolojisinde yarattığı o derin sarsıntıya ve melankoliye dikkat çeker; ufuktaki bu kan rengi kızıllığın, surenin başından beri işlenen kozmik yıkım ve insanın çetin yolculuğu temasıyla kusursuz bir estetik ve etimolojik bütünlük oluşturduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlam içindeki işlevini değerlendirerek, yemin edilen bu vakitlerin Arap kültüründeki ürkütücü ve saygı uyandırıcı doğasına işaret eder; şefak karanlığın bastırmasından hemen önceki o kısa, kaygan ve tekinsiz zaman dilimi olarak insanın dünyadaki geçici ve belirsiz durumunu sembolize ettiğini ifade eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X