مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا يَرَوْنَ ف۪يهَا شَمْساً وَلَا زَمْهَر۪يراًۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnsan Sûresi, 13. Ayet
Daralt
X
-
"Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı güneş görürler orada ne de dondurucu soğuk!"
Orada koltuklara kurulurlar. Bu âyetin tefsirini inşallah bundan sonra ele alacağız. Ne yakıcı güneş görürler orada ne de dondurucu soğuk. Çünkü orada ne güneş olacaktır ve ne de dondurucu soğuk. Ancak cennetin gölgesi devamlı ve sürekli olacaktır. Bu beyan cennetin aydınlığının güneşten kaynaklanmayacağı, fakat aydınlık olarak yaratılmış olması da kastedilmiş olabilir. Çünkü dünyada güneşle aydınlık olur ve günün aydınlığı güneş sayesindedir. Cenâb-ı Hak orada dondurucu soğuk görmeyeceklerini belirtiyor. Bununla cennet içeceklerinin lezzeti ve soğukluğunun yaratılıştan öyle olacağını, yoksa dünya halkının içeceklerinde olduğu gibi halden hale değişmeyeceğinin bilinmesini hedefliyor. Ya da bu cümlenin belirtilmesi, cennetliklerin sıcaktan ve soğuktan rahatsız olmayacaklarının bilinmesi amacına yönelik olabilir.
Yorumu Yorumla
-
Müttekîne (متكئين)
İbn Fâris, (v-k-e) kökünün bir şeye dayanmak, yaslanmak, destek almak ve otururken rahat bir pozisyon almak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ittikâ" kavramının bedensel bir rahatlama, huzur içinde yaslanma ve bağdaş kurarak veya bir yastığa dayanarak konforlu bir şekilde oturma eylemini ifade ettiğini; ahiret bağlamında bu fiilin, dünyadaki yorgunluk, telaş ve meşakkatlerin ardından ulaşılan mutlak sükûneti ve bedensel istirahati simgelediğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik evreninde yaslanma eyleminin sıradan bir fiziksel duruş olmadığını, inkarcıların cehennemdeki gerilimli, korku dolu ve azap içindeki çırpınışlarına karşı, iyilerin (ebrârın) hissettiği mutlak güven, krallara layık bir lüks ve varoluşsal bir emniyet halini anlatan son derece güçlü bir tasvir olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamındaki sosyo-kültürel karşılığına dikkat çekerek, sedirlere ve yastıklara yaslanarak oturmanın o günkü Arap toplumunda en yüksek refah, asalet, saygınlık ve asude bir hayat sürme göstergesi olduğunu, Kur'an'ın cennet tasvirlerinde muhatabın dünyevi zihnindeki bu en üst düzey konfor imgesini kullandığını vurgular.
El-Erâiki (الأرائك)
İbn Fâris, (e-r-k) kökünün bir yerde ikamet etmek, kalıcı olmak anlamlarının yanı sıra misvak elde edilen "erâk" ağacına da isim olduğunu, kelimenin buradan türeyerek içine yatak veya sedir konulan süslü çadırlar, tahtlar anlamına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin "erîke" lafzının çoğulu olduğunu ve sadece cibinlik (hacle) veya süslü bir çadır içine yerleştirilmiş, süslenmiş divanlar ve koltuklar için kullanıldığını; eğer sedir açıkta duruyorsa ona erîke denilmeyeceğini, dolayısıyla kelimenin bizzat mahremiyet, estetik ve ihtişam barındıran özel bir tahtı ifade ettiğini belirtir. Celaleddin el-Suyuti, dilbilimcilerin bu kelime etrafındaki tartışmalarını aktararak, kelimenin köken itibarıyla Farsça veya Habeşçe gibi yabancı dillerden Arapçaya geçmiş olabileceği görüşlerine yer verir ve Kur'an'ın indiği dönemde yüksek statüyü ifade eden lüks mobilyalar için bu mu'arreb (Arapçalaşmış) lafzın kullanıldığını kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin morfolojik tahlilinde, "erîke"nin muhtemelen köken olarak Habeşçe (Ge'ez) veya Farsça "erâk" (taht, süslü divan) kelimesinden türediğini ve geç antik çağın lüks saray kültürüne ait bir eşya olarak Arap diline entegre olduğunu analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi boyutuna odaklanarak, çölün zorlu ve sade şartlarında yaşayan ilk muhataplar için cibinlikli, görkemli ve yumuşak tahtların (erâik) salt fiziki bir eşya değil, erişilmez bir estetiğin, güvende olmanın ve krallara layık bir ilahi ikramın en somut psikolojik yansıması olduğunu derinlemesine tahlil eder.
Yeravne (يرون)
İbn Fâris, (r-e-y) kökünün hem gözle fiziksel olarak görmek hem de akıl ve kalple idrak etmek, bir görüşe sahip olmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rü'yet" fiilinin burada fiziksel gözle müşahede etmek ve doğrudan tecrübe etmek anlamında kullanıldığını; ayetteki olumsuz yapısıyla (lâ yeravne), cennet ehlinin o mekânda hiçbir şekilde rahatsız edici bir iklim olayına şahit olmayacaklarını, bunu bizzat deneyimlemeyeceklerini ifade ettiğini kaydeder.
Şemsen (شمسا)
İbn Fâris, (ş-m-s) kökünün gökyüzündeki bilinen parlak yıldız (güneş) anlamına geldiğini, ayrıca güneş ışığının dik vurması ve yakıcı olması gibi durumları nitelemek için de dilde kullanıldığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, şems kelimesinin burada salt gök cismi olarak değil, o cismin yaydığı kavurucu sıcaklık, yakıcı hararet ve göz alan rahatsız edici ışık anlamında mecazi bir kullanımla yer aldığını; cennette böyle eziyet verici bir ısının bulunmadığını ifade ettiğini belirtir.
Zemherîrâ (زمهريرا)
İbn Fâris, (z-m-h-r) kökünün rubai (dört harfli) bir lafız olarak şiddetli soğuk, insanın gözlerinin öfkeden veya soğuktan kızarması ve havanın dondurucu bir hal alması anlamlarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin dondurucu ve keskin soğuk anlamına geldiğini belirterek, bir önceki "şems" (kavurucu sıcak) kelimesiyle oluşturduğu zıtlığa dikkat çeker; cennet ikliminin ne terleten bir sıcaklık ne de donduran bir soğuk barındırdığını, mutlak ve kusursuz bir itidal (denge) içinde olduğunu tahlil eder. Arthur Jeffery, "zemherîr" kelimesinin etimolojik arka planında, bu rubai formun muhtemelen Farsça veya Süryanice gibi komşu kültürlerden Arapçaya geçmiş egzotik bir lafız olabileceğini, özellikle Arap yarımadasının çöl ikliminde nadir yaşanan ancak geceleri hissedilen o kemik kesen sert soğuğu nitelemek için dile yerleştiğini inceler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu iki zıt iklim unsurunun (şems ve zemherîr) yan yana kullanılmasının semantik analizinde, bunun sadece fiziksel bir hava durumu tasviri olmadığını; insanın dünya hayatında maruz kaldığı uç noktaların, zorlukların ve dengesizliklerin ahirette tamamen ortadan kalktığını, ebrâr (iyiler) için mutlak, ılıman, pürüzsüz ve ruhsal dinginliği de temsil eden kozmik bir iklim dengesinin var edildiğini derinlemesine ele alır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla