اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْماً عَبُوساً قَمْطَر۪يراً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnsan Sûresi, 10. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: rab korkusu, insan 10, asık suratlı gün, çetin gün, insan suresi, insan suresi 10. ayet, rab, gün
-
"Biz, öfkeli, çetin bir günde Rabb'imizden (azabından) korkarız"
Biz, öfkeli, çetin bir günde Rabb’imizden (azabından) korkarız. Bazıları “abûs” (عَبُوسًا) kelimesini söz konusu günün sıfatı olarak kabul etmişlerdir. Buna göre âyetin mânası şöyle olur: Bu kıyâmet günü diğer günlerin içinde başkalarının arasındaki suratı asık insan gibidir. Bazıları ise “abûs” (عَبُوسًا) kelimesinin mahlûkatla ilgili olduğunu söylemişlerdir. Buna göre âyetin anlamı şöyle olur: Suratı asık bir gün değil de “muhlûkatın suratlarının asılacağı günden korkarız”. Bu durumda söz konusu ifade “ven-nehâra mubsıran” (وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا) cümlesine benzer. Mâna, “günü gören kılan” değil “günü her şeyin görüldüğü bir zaman dilimi kılan” şeklinde olur. Araplar şöyle demişlerdir: “Mâ zâle t-tarîku yemurru münzü’l-yevm” (مَا زَالَ الطَّرِيقُ يَمُرُّ مُنْذُ الْيَوْمِ). Bu cümlede “bugünden beri yol hâlâ geçip gidiyor” değil, “bugünden beri insanlar bu yoldan hâlâ geçiyorlar” anlamındadır. Dolayısıyla âyetteki “suratı asık” şeklindeki niteleme, kıyâmet gününün değil de o günü yaşayacakların sıfatı olur. Nitekim daha önce, Allah Teâlâ'nın kıyâmet gününü, o günü yaşayacak olanların birtakım hallerinin bulunacağını haber verdiğini belirtmiştik. Cenâb-ı Hak, bazan “İnsanları sarhoş gibi göreceksin” derken, bazan “O gün insanlar sağa sola dağılmış kelebekler gibi olur” diye tasvir eder. Bu konuda daha birçok âyet vardır. Bazıları “Kamtarîran” (قَمْطَرِيرًا) kelimesine “şiddetli” anlamını vermişlerdir. Bazıları, “kamtarîr”, yüzü büzen ve asık hale getiren olaydır demişlerdir. “Kamtarîr’in iki gözün arasında (kaş çatıklığı) olduğu rivayet edilmiştir. “Kamtarîr” kelimesinin cehennemlikleri çirkinleştirecek bir şey olduğu söylenmiştir. Bu kelimenin, eskilerin kitaplarında geçen bir kelime olduğu da nakledilmiştir.
Yorumu Yorumla
-
Nehâfu (نخاف)
İbn Fâris, (h-v-f) kökünün hoşa gitmeyen, tehlikeli ve zarar verecek bir durumun başa geleceği beklentisiyle duyulan endişe ve ürperti anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "havf" eyleminin yaklaşmakta olan ilahi bir azap veya hesap beklentisi olduğunu, bu ayetteki bağlamıyla sıradan dünyevi bir korkuyu değil, iyilerin (ebrârın) sadece ve sadece yaratıcılarının adaletinden duydukları derin saygı ve sorumluluk bilincini ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında "havf" kavramının, müminin dünyadaki ahlaki eylemlerini (infak ve yardım gibi) şekillendiren, onu kibre ve nankörlüğe düşmekten alıkoyan eskatolojik (ahirete dair) ve ontolojik bir uyanıklık hali olarak işlev gördüğünü detaylıca tahlil eder.
Rabbinâ (ربنا)
İbn Fâris, (r-b-b) kökünün bir şeyi ıslah etmek, gözetmek, yetiştirmek ve malik olmak anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "rabb" kavramının bir varlığı adım adım kemale erdiren mutlak terbiye edici ve sahip olduğunu, ayette iyilerin kendilerini var eden bu mutlak otorite makamına karşı duydukları derin aidiyeti ve hesap verme sorumluluğunu "Rabbimiz" diyerek dile getirdiklerini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın teolojik yapısında Rabb kavramının, mutlak hakimiyet ve adalet sahibi ile ona boyun eğen kul (Rabb-Abd) arasındaki varoluşsal ilişkinin merkezinde yer aldığını, iyilerin merhamet ve iyilik yapma motivasyonlarının ardında bu yüce otoriteye duyulan sarsılmaz bağlılığın ve haşyetin yattığını analiz eder.
Yevmen (يوما)
İbn Fâris, (y-v-m) kökünün normal şartlarda güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süreyi ifade ettiği gibi, büyük felaketlerin veya önemli olayların yaşandığı muazzam zaman dilimlerini de nitelediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bu ayetteki eskatolojik bağlamıyla sıradan bir takvim gününü değil; mutlak adaletin tecelli edeceği, kozmik dengelerin altüst olacağı, insanların hesaba çekileceği o devasa ve dehşet verici kıyamet zamanını anlattığını kaydeder.
Abûsen (عبوسا)
İbn Fâris, (a-b-s) kökünün hoşnutsuzlukla yüzü ekşitmek, kaşları çatmak ve şiddetli bir ciddiyet takınmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, normalde insanlara ait olan "yüzünü asmak ve kaşlarını çatmak" fiilinin burada mecazi olarak kıyamet gününe atfedildiğini; o günün barındırdığı şiddet, dehşet ve azabın ağırlığından dolayı mecazen son derece asık suratlı, çetin ve merhametsiz bir gün olarak kişileştirildiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'an'daki edebi ve fonetik yapısını inceleyerek, cansız bir zaman dilimine insani bir öfke ve asabiyet halinin yüklenmesinin (teşhis sanatı), o anın psikolojik dehşetini ve azabın şiddetini muhatabın zihninde son derece canlı, görsel ve sarsıcı bir tabloya dönüştürdüğünü tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki semantik yapıda kıyamet gününün adeta gazap dolu, asık suratlı, tavizsiz ve intikam alıcı canlı bir varlık gibi resmedildiğini, bu edebi sanatın o günün kaçınılmaz ilahi adaletini temsil ettiğini vurgular.
Kamtarîrâ (قمطريرا)
İbn Fâris, (k-m-t-r) kökünün dilde sertlik, şiddet, zorluk ve insanın yüzünün şiddetle kasılması, büzüşmesi anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin "abûs" sıfatını pekiştiren, belanın ve dehşetin en üst sınırını, suratların şiddetle buruşmasına ve kararmasına sebep olan aşırı uzun, dayanılmaz ve tahripkâr o felaket anını ifade ettiğini belirtir. Celaleddin el-Suyuti, dilbilimcilerin bu kelimenin yapısına dair görüşlerini aktararak, kelimenin rubai (dört harfli) kökenli sert bir lafız olduğunu, bedevi Arapların dilinde en şiddetli musibet günlerini nitelemek için kullanıldığını, Kur'an'ın da ahiretin dehşetini ifade etmek için bu nadir ve güçlü kelimeyi seçtiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin morfolojik yapısını inceleyerek, erken dönem Sami dillerinde ağır felaketleri niteleyen tasvir edici sıfatların, Arapçaya özgü ve mübalağa bildiren sesli kalıplara dökülmüş, fonetik olarak sarsıcı bir versiyonu olabileceğini tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin semantik analizinde "abûs" ile yan yana gelişinin önemine dikkat çeker; kelimenin ses yapısındaki sertliğin ve dolgunluğun, insanın o gün karşısında yaşayacağı mutlak çaresizliği, kemiklere kadar işleyen korkuyu ve felaketin kuşatıcılığını adeta fiziki bir ağırlık olarak muhataba hissettirdiğini derinlemesine ele alır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla