هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـٔاً مَذْكُوراً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnsan Sûresi, 1. Ayet
Daralt
X
-
"Gerçek şu ki, insanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçmiştir."
Gerçek şu ki insanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçmiştir. Arapça’da “hel” (هَلْ), “men”, ve “lealle” (لَعَلَّ) gibi edatlar, Allah Teâlâ tarafından kullanıldığı zaman [bilgi eksikliği ve zan değil] kesinlik anlamı taşırlar. Bu soru edatlarıyla bir soru sorulduğu zaman cevabın ne olması gerektiği üzerinde düşünmek gerekir. Bir kimse bir başkasına “Allah’a yalan konuşarak iftira atandan daha zâlim olan kimdir?” dese bunun cevabı şöyle olur: “Ondan daha zâlim kimse yoktur”, “Filanca kişinin sözü sana ulaştı mı?” diye sorulsa eğer o söz cevap verenin kulağına ulaşmış olursa “Evet ulaştı”, eğer duymamış olursa soruya konu olan sözü öğrenmek için “Sözü nasıldı?” diye sorması gerekir: “Eğer Resûlullah’a insanın haberi gelmişse insanın üzerinden uzun bir süre geçti mi?” meâlindeki âyetin mânası şöyle olur: İnsanın üzerinden uzun süre geçmiştir. Resûl-i Ekrem’e (a.s.) insanın üzerinden böyle bir zamanın geçtiği haberi ulaşmamışsa o zaman açıklama yapması için Allah Teâlâ’ya sorması gerekir. Âyetin metninde geçen “insan” kelimesinden maksadın Âdem (a.s.) olduğu söylenmiştir.
Burada bir kimse şöyle bir soru sorabilir: Cenâb-ı Hak nasıl oluyor da İnsanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçti mi? diye soruyor. İnsan o zamanlarda henüz anılan bir şey değil idiyse insan da değildir. İnsan değil idiyse, insan iken henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem geçmemiştir. Eğer o zaman yaratılmış idiyse anılan bir yaratık haline gelmiş demektir. Anılan haline geldiği zaman da anıldığı olduğu bir dönem geçmiş demektir. O zaman bu âyetin mânası nedir?
Bu soruya şöyle cevap verilir: Yüce Allah, onu yaratmaya başladığı ve henüz tamamlamadığı dönemde insan değildi. Sonra yaratılışını tamamladığı zaman insan haline geldi. Âdem’in (a.s.) topraktan yaratılmış olması, sonra bu toprağın kuru çamur haline getirilmesi, sonra da bu kuru çamurdan insan sûretinin yapılması böyledir. O, bu evrelerin tümünde insan değildi. Ancak bu aşamalarda “insan” adını almaya elverişli bir konumda bulunuyordu. Allah Teâlâ, Âdem’in (a.s.) bu durumunu, ona “insan” adını vermeye elverişli olması nedeniyle belirtmiştir.
Yorumu Yorumla
-
Etâ (أتى)
İbn Fâris, bu kelimenin kökünün (e-t-y) bir şeye gelmek, ulaşmak, varmak ve kolaylıkla ortaya çıkmak gibi anlamlar taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ityân" kavramının cismani, zamansal veya soyut her türlü gelişi kapsadığını, bu ayette zamanın insan üzerindeki akışını, varoluş sahnesine çıkışı ve bir halden başka bir hale geçişi doğal ve mukadder bir geliş olarak ifade ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu ise bu fiilin Kur'an'ın anlamsal evreninde, ilahi takdirin veya kozmik zamanın insanoğlu üzerindeki kaçınılmaz ve durdurulamaz ilerleyişini anlattığını belirtir.
İnsan (إنسان)
İbn Fâris, bu kelimenin (ü-n-s) kökünden türediğini ve vahşetin (yabaniliğin) zıttı olarak cana yakınlık, ünsiyet, sosyallik ve uyum sağlama anlamlarına geldiğini, insanın da doğası gereği sosyal ve diğer varlıklarla ünsiyet kuran bir canlı olması hasebiyle bu isimle anıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ünsiyet kökünden geldiği görüşüne katılmakla birlikte, bazı dilimcilerin ve İbn Abbas'ın bu kelimeyi "nisyan" (unutmak) köküne (n-s-y) dayandırdığını, insanın ilahi ahdi unutma eğiliminden dolayı bu ismi aldığını aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin Süryanice ve Aramice köklerine (nasha/enasha) dikkat çekerek erken Sami dillerindeki ortak kullanımına vurgu yapar ancak Kur'an'daki formunun tamamen Arapçalaşmış bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın insan tasavvurunda bu kelimenin, ontolojik zayıflığına ve nankörlüğüne rağmen muhatap alınan, varoluşsal bir gerilimi taşıyan temel aktör olarak kullanıldığını detaylandırır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimeyi "beşer" kavramıyla karşılaştırarak analiz eder; beşerin daha çok biyolojik ve maddi yönü temsil ettiğini, insanın ise ahlaki yükümlülük taşıyan, akıl sahibi ve hiçlikten gelip bilinç düzeyine ulaşan tekâmül etmiş varlık boyutunu ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin semantik tahlilinde ayetin nüzul bağlamına dikkat çekerek, başlangıçta hiçbir değeri olmayan ve anılmaya bile değer görülmeyen bu varlığın sonradan kazandığı yetilere güvenerek kibre kapılmasının ironisini vurgular.
Hîn (حين)
İbn Fâris, (h-y-n) kökünden gelen bu kelimenin mutlak zamanı, belirli veya belirsiz bir zaman dilimini, bir şeyin vaktinin gelmesini ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin zamanın genel bir adı olduğunu, kullanıldığı bağlama göre çok uzun bir çağı veya kısa bir anı kastedeceğini, bu ayette insanın yaratılışından veya bilincinden önceki o uzun, belirsiz ve ölçülemez zaman dilimini ifade etmek için kullanıldığını söyler. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin Arap lehçelerindeki farklı kullanımlarına değinerek, burada insanın henüz bir form veya anlam kazanmadığı, süresi kesin olarak bilinmeyen kozmik bir evreye işaret ettiğini kaydeder.
Dehr (دهر)
İbn Fâris, (d-h-r) kökünün zamanın uzunluğuna, çağlara ve dünyanın başlangıcından sonuna kadar uzanan kesintisiz zaman akışına delalet ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, dehr kavramının "hîn" kelimesine göre çok daha kapsamlı olduğunu, varoluşun başından sonuna dek süren mutlak ve kesintisiz zaman bütünlüğünü ifade ettiğini, "hîn"in ise bu bütünlük içindeki sadece bir parçayı, bir kesiti anlattığını detaylandırır. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi Cahiliye döneminde "dehr" kelimesinin her şeyi yok eden, kör ve fatalist bir kader gücü (Zaman) olarak algılandığını, ancak Kur'an'ın bu ayette kelimeyi eski mitolojik gücünden arındırarak onu sadece Allah'ın kontrolündeki geniş kozmik zaman akışının nesnel bir ifadesi olarak yeniden yapılandırdığını tahlil eder.
Yekün (يكن)
İbn Fâris, (k-v-n) kökünün var olmak, meydana gelmek, bir halde bulunmak ve oluşum sürecine girmek anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin yokluktan varlık sahnesine çıkışı, bir şeyin hüviyet kazanmasını ve ontolojik olarak mevcut hale gelmesini ifade ettiğini, ayette insanın anılmaya değer bir varlık aşamasından önceki "olmama" durumunu ontolojik bir gerçeklik olarak sergilediğini aktarır.
Şey'en (شيئا)
İbn Fâris, (ş-y-e) kökünden türeyen kelimenin, var olan, bilinen, hakkında bilgi verilebilen ve bir şekilde haber konusu olabilen her türlü mevcudatı kapsadığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "şey" kelimesinin dildeki en genel varlık kategorisi olduğunu, somut veya soyut, varlığı düşünülebilen ve isimlendirilebilen her varlığın bu kapsama girdiğini, insanın yaratılış öncesi evrede kozmik düzlemde henüz bu "varlık/şey" statüsüne bile sahip olmadığını detaylıca analiz eder.
Mezkûrâ (مذكورا)
İbn Fâris, (z-k-r) kökünün bir şeyi akılda tutmak, dille anmak, şeref, ün ve değer kazanmak gibi anlamlara geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, zikrin hem zihinsel hatırlama hem de dille ifade etme boyutlarına dikkat çekerek, "şey'en mezkûrâ" ifadesinin bir ismi olan, özellikleri bilinen, dikkate alınan ve anılmaya değer bulunan bir varlık anlamına geldiğini; insanın başlangıçta evrende hiçbir itibarı, ismi ve cismi olmayan, bilinmeyen bir halden şeref sahibi bir muhataba dönüştüğünü vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimenin etimolojik arka planında insanın kozmik hiçlikten (anılmayan ve bilinmeyen bir durumdan), Allah tarafından muhatap alınan, isimlendirilen ve sorumluluk yüklenen bir varlığa geçişindeki ontolojik sıçramayı tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin sadece fiziki bir anılmayı değil, insanın salt maddeden ibaret bir yapıdan, ilahi hitaba muhatap olabilecek bir değere ve asalet (şeref) seviyesine yükseltilişini, ontolojik anlamda "mevcut ve muhatap" kılınışını semantik bir derinlikle ele alır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla