يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnfitâr Sûresi, 12. Ayet
Daralt
X
-
"Yaptıklarınızı bilirler."
Bu bilme işi iki şekilde olabilir. Birincisi: Biz onları henüz daha işlemeden, Allah'ın kendilerine bildirmesi sonucu bilirler. Hal böyle iken onları yazdırmak suretiyle kula bildirmek, aleyhine kanıt teşkil etmesi için olur. Meleklerin yazmaları da kendilerinin imtihanı olur. Zira meleklerin de kendilerine göre ayrı ayrı işleri vardır. Kimine amellerin yazılması işi havale edilmiş, kimine yağmurun yağdırılması vazifesi verilmiştir. Yahut melekler, fiilleri işlediğiniz zaman onların hayır mı yoksa şer mi olduğunu bilir ve ona göre yazarlar. Hayır işlerin birtakım belirtileri vardır, onlara bakarak o fiili işleyenin hayır işlediğini bilirler. Şer işlerin de birtakım belirtileri vardır. Onlar vasıtasıyla da işlenen fiilin şer oluğunu anlar ve ona göre yazarlar.
Şunu da belirtmekte yarar vardır: müslümanların murakabeyi terk etmekle ilgili mazeretleri, din gününü inkâr edenlerin mazeretlerinden daha önemsizdir. Çünkü müslümanlar üzerlerinde kendilerini meleklerin gözetlediğini ve amellerini kaydetmekte olduklarını bilmektedirler. Sonra onlar buna rağmen bildiklerini yaparlar ve saygın kimselerle birlikte olmaları gibi bir tavır sergilemiyorlar, sürekli uyanık halde bulunmayı ve murakabeyi terk ediyorlar. Kâfirler ise üzerlerinde hafaza meleklerinin bulunduğunu baştan kabul etmiyorlar: Hali böyle olan kimselerin gafil davranmaları yadırganacak bir durum değildir.
Yorumu Yorumla
-
Ye'lemûne (يَعْلَمُونَ)
İbn Fâris, ayn, lam ve mim (a-l-m) harflerinden oluşan bu kökün asıl manasının bir şeyi diğerinden ayıran "iz, nişane ve işaret" olduğunu belirtir. Bilgiye (ilm) bu ismin verilmesi, bilinen şeyin zihinde belirgin bir iz bırakması ve onu bilinmeyenlerden ayırması sebebiyledir. Buradaki kullanımıyla, koruyucu meleklerin insanın her bir eylemini en ince ayrıntısına kadar, hiçbir karışıklığa mahal vermeyecek şekilde "teşhis ve ayırt" ettiklerini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ilm" kavramını bir şeyin hakikatini olduğu gibi kavramak olarak açıklar. Ayetteki fiilin geniş zaman (muzarî) kipiyle gelmesinin, meleklerin bilgisinin anlık değil, sürekli ve kesintisiz bir "idrak" hali olduğunu vurguladığını söyler. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Kur'an'ın etik-kozmolojik yapısında Allah'ın mutlak bilgisinin melekler vasıtasıyla tecelli etmesini temsil ettiğini belirtir. Ona göre "bilmek" burada sadece pasif bir gözlem değil, şahitliğin en üst seviyesi ve hesap günü için kesinleşmiş bir veri toplama eylemidir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada meleklerin insanın hem dışa vuran amellerini hem de o amellerin arkasındaki niyetleri (kalbin fiillerini) ihata ettiğini, dolayısıyla "bilmenin" tam bir kuşatıcılık (ihata) manası taşıdığını ifade eder.
Tef'alûne (تَفْعَلُونَ)
İbn Fâris, fe, ayn ve lam (f-a-l) kökünün temel manasının bir şeyi meydana getirmek, yapmak ve icra etmek olduğunu belirtir. Bu kökün "amel" kavramından daha genel bir anlam sahasına sahip olduğunu, her türlü hareketi ve eylemi kapsadığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "fiil" ile "amel" arasındaki ince farka dikkat çeker. Ona göre "amel", genellikle bir amaç ve niyet doğrultusunda yapılan bilinçli işleri ifade ederken; "fiil" (fa'le), insanın iradeli veya iradesiz, büyük veya küçük, hayır veya şer tüm hareketlerini içine alan en geniş kategoridir. Ayette "tef'alûn" kelimesinin seçilmesi, meleklerin insanın sadece planlı işlerini değil, anlık reflekslerini ve tüm davranışlar silsilesini kayıt altına aldığını gösterir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'da bu fiilin insanın "yapıp-ettikleri" manasında kullanılarak, kıyamet gününde karşısına çıkacak olan "hayat defterinin" içeriğini oluşturduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin kapsamının genişliğine vurgu yaparak; gizli-açık, ferdi-içtimai her türlü insanî edimin bu "yapma" eylemine dahil olduğunu ve hiçbir detayın bu kapsamın dışında bırakılmadığını ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), fiilin hitap kipiyle (ikinci çoğul şahıs) gelmesinin, doğrudan muhatabı uyardığını ve her bir insanın bizzat kendi fiillerinin öznesi olarak sorumlu tutulacağını edebi bir üslupla pekiştirdiğini dile getirir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla