وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnfitâr Sûresi, 10. Ayet
Daralt
X
-
10-11. "Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var."
Sizi gözetleyen muhafızlar var. [İnkârcılar, üzerlerinde hafaza meleklerinin olduğunu bilmezlerdi, çünkü melekleri görmüyorlardı. Onlarla ilgili bilgi ancak haber yoluyla olur]. İnkârcılar peygamberin haberlerini de kabul etmiyorlardı ve onlara inanıyor değillerdi. Allah onlara üzerlerinde hafaza melekleri olduğunu bildirdi. Onları bu konuda cehalet içinde koyan saik, konu hakkında düşünme ve nazar etme gibi bilgi sahibi olmayı gerektirici yollara başvurmamaları idi. Bu beyanda şu deliller mevcuttur. Allah'ın delili kâfirleri de ilzam eder, cehaletleri kendileri için bir mazeret oluşturmaz, çünkü onları buna sevk eden asıl sebep insafı terk etmek ve hakşinaslılıktan uzak durmaktır. Eğer onlar öyle yapmayıp da insaf sahibi olsalar, her şeyi uygun şekilde düşünselerdi o takdirde bu insaf hali onları gerçeğe ulaşmaya ve yapmaları gereken işlerin bilgisine götürürdü.
Ayrıca daha önce de belirttiğimiz gibi kişi, üzerinde bir gözcü olduğunu bilirse, bu onu murakabe haline götürür de sorguya çekileceği işleri yapmaktan uzak durur. Allah bizi uyardı ve üzerimizde gözetleyen melekler olduğunu bildirdi ki onlara saygılı olalım ve onları üzecek türden kötü işler yapmayalım.
Allah, bu meleklerin değerli olduklarını da belirtti ki biz saygın kimselerle birlikte olduğumuz şuuru içinde olalım. Saygın kişilerle sohbetin âdabı, onlara saygılı olmak, onlara karşı çıkmaktan sakınmak, onları üzecek şeyleri işlemeye yanaşmamaktır. "Değerli yazıcılar" nitelemesinin mânası işte budur.
Meleklerin saygınlıklarını zikretmekte bir başka nükte daha vardır: Yazıcı meleklerin "değerli yazıcılar" olmaları onların Allah katında değerli olmaları demektir. Allah katında değerli olan da müttakî olan, yani takvâ üzere olup her türlü yasak işlerden uzak duran ve emredilen işleri elden geldiğince yapmaya çalışandır. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: "Allah katında en değerli olanınız O'na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır (takvâ üzere olanınızdır)". Burada şuna işaret de vardır: Bu melekler amellerin yazılması işinde ne eksiltme ne de bir ilâvede bulunurlar, her fiili olduğu gibi yazarlar. Nitekim Cibrîl'in kuvvet ve emanet özelliklerinden bahsederken meleklerin kendilerine tevdi edilen görevi yerine getirmekte ihmal ve kusur gösteremeyeceklerini belirtmiş idik.
Yorumu Yorumla
-
Hafizîn (حَافِظِينَ)
İbn Fâris, h-f-z kökünün temel manasının bir şeyi korumak, gözetmek ve ona özen göstermek olduğunu; bu kökün her zaman "zayi etmenin" ve "ihmalin" zıddı olarak kullanıldığını belirtir. Ona göre "hıfz", bir şeyin mevcut durumunu muhafaza etme ve dış müdahalelerden sakınma iradesini temsil eder. Râgıb el-İsfahânî, h-f-z kavramını "bir nesneyi, onun bozulmasına veya eksilmesine sebep olacak şeylerden sakınmak" şeklinde tanımlar. Ayetteki "hafızlar" nitelemesinin, hem insanın amellerini kaydetme hem de onları unutulmaktan koruma işlevini üstlenen manevi varlıklara işaret ettiğini söyler; ayrıca bu terimin zihinsel bir süreç olan "ezberleme veya hatırda tutma" ile olan anlamsal bağına dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın "ilahi gözetim" sisteminin bir parçası olduğunu vurgular. "Hafızlar"ın, insanın her türlü ahlaki eylemini objektif bir kayıt altına alan ve bu kayıtları hesap günü için koruyan "bekçiler" olduğunu ifade ederek, bu kavramın insanın ahlaki sorumluluğunu pekiştiren bir işlevi olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, bu terimin geç antik dönemin "koruyucu melekler" veya "kayıt tutan göksel varlıklar" tasavvuruyla ilişkili olduğunu; ayetin bu imgeyi kullanarak kozmik bir mahkeme atmosferi oluşturduğunu ifade eder. Gabriel Said Reynolds, "hafizîn" kavramının Yahudi-Hristiyan geleneğindeki "bekçi melekler" (watchers) motifleri ile semantik bir paralellik içinde olduğunu, Kur'an'ın bu kadim motifi alarak insanın eylemlerinin ilahi kaydı bağlamında yeniden formüle ettiğini kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin ism-i fail ve çoğul formda gelmesinin, bu gözetleme ve koruma eyleminin sürekliliğine ve her bir insan için özel bir denetim mekanizmasının varlığına işaret ettiğini dile getirir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki "hafızlar" ifadesinin, insanın dünyevi eylemlerinin metafizik bir arşivde saklanmasını temsil ettiğini; bu imgenin insanda sürekli bir gözaltında olma bilinci uyandırarak ahlaki bir otokontrol mekanizması kurmayı hedeflediğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin sözlük anlamındaki "korumak" vurgusunun, burada amellerin zayi edilmeden saklanması anlamına geldiğini; bu hafızların ilahi adaletin tecellisi için birer güvenilir şahit konumunda olduklarını ifade eder.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla