Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İnfitâr Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İnfitâr Sûresi, 3. Ayet

    وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-iżâ-lbihâru fuccirat

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Denizler yükselip birbirine katıldığında;"

      Bazıları şöyle dediler: Denizlerin suları tek bir denizde toplanır. Sonra bütün suların toplandığı o denizin suları çekilir. O suları ya yer yutar ve içine çeker ya da karaların sırtında bulunduğu belirtilen balığın karnına ya da öküzün karnına dolar. Allah Teâlâ sonra yeryüzünü dümdüz yapar öyle ki ne bir eğrilik ne de bir çukur kalır. Denizler Allah'ın dilediği nesnelerle ya dağlar ya da başka unsurlarla sıvanır. Bazıları ise şöyle demişlerdir: Her denizin suyu kendi içine çekilir. Suların hepsi tek bir yerde ve tek bir denizde toplanmaz. Bazıları da şöyle demişlerdir: Aksine sular birbirine karışır sonra ateşe dönüşür ve onunla cehennem ehline azap edilir. Allah Teâlâ'nın "ve'l-bahri'l-mescûr" âyetinde de durum aynıdır. Hangisi olacak en doğrusunu Allah bilir!​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        el-Bihâr (الْبِحَارُ)

        İbn Fâris, b-h-r kökünün temel anlamının "genişlik ve bolluk" olduğunu belirtir; denize, suyunun çokluğu ve kapladığı alanın genişliği nedeniyle bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin kökeninde "yarmak" anlamının bulunduğunu, denizin de yeryüzünü yararak orada toplandığı için bu kökten türediğini savunur; ayrıca bilginin genişliğini ifade etmek için kullanılan "bahir" (derin âlim) mecazının da bu genişlik ve derinlik kökenine dayandığını ekler. Arthur Jeffery, kelimenin ana Sami dil grubuna ait olduğunu, İbranice ve Aramice gibi dillerde de benzer formlarda (bahar, bahrâ) bulunduğunu, Kur'an'ın bu köklü Sami kelimesini mevcut Arapça anlamıyla kullandığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu ayetteki "denizler" imgesinin, kıyamet anında doğal sınırların ortadan kalkışını temsil ettiğini; sükûnet ve yaşam kaynağı olan denizin, kaotik bir güce dönüşmesini simgelediğini belirtir.

        Fucciret (فُجِّرَتْ)

        İbn Fâris, f-c-r kökünün bir şeyin yarılması, açılması ve içindekinin dışarı taşması manasına geldiğini ifade eder. Şafağın sökmesine de karanlığı yardığı için "fecr" denildiğini hatırlatarak, bu kökün her zaman güçlü bir çıkışı temsil ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin özellikle suyun önündeki engeli aşarak büyük bir hızla ve gürültüyle akması durumunu tasvir ettiğini söyler; "tefcir" kalıbının buradaki kullanımı, denizlerin birbirine karışması ve aralarındaki engellerin (berzah) şiddetle yıkılması anlamına gelir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin şeddeli (tef'il) kalıpta gelmesinin eylemdeki şiddeti ve kapsayıcılığı artırdığını; bunun sıradan bir taşma değil, kozmik bir patlama ve altüst oluş olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kıyamet tasvirlerindeki yıkıcı gücü ve tabiat kanunlarının askıya alınmasını ifade ettiğini; denizlerin yataklarından fırlayıp yeryüzünü istila etmesi şeklindeki dehşet verici sahneyi canlandırdığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X