Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İbrahim Sûresi, 51. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İbrahim Sûresi, 51. Ayet

    لِيَجْزِيَ اللّٰهُ كُلَّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Liyecziya(A)llâhu kulle nefsin mâ kesebet(c) inna(A)llâhe serî’u-lhisâb(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları böyle cezalandırır). Şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk görendir.

      Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları böyle cezalandırır). Bu cümledeki herkes kelimesiyle günahkarlar kastedilmiştir, yani o günahkarlara yaptıkları kötülüklerin cezası verilir. Herkes kelimesiyle günahkar ve mümin herkes kastedilmiş olabilir, yani günahkara hak ettiği ceza, mümine de hak ettiği sevap verilir.

      Şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk görendir. Daha önce geçtiği gibi Cenab-ı Hak, yaratılanlardan hiç kimsenin hesaba çekilmesi O'nu diğerlerini hesaba çekmekten meşgul etmez. Çünkü O, sözü gizleyenle onu açıkça söyleyen ve geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyeni bir tutar. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Liyecziye (لِيَجْزِيَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökü olan c-z-y harflerinin temel anlamının "bir şeyin karşılığını vermek ve bir şeye kâfi gelmek (kifayet)" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "cezâ" eyleminin aslında kişinin yaptığı iyi veya kötü amelin tam karşılığını bulması olduğunu, ayetteki "lam" edatıyla birlikte bu durumun ilahi adaletin gerçekleşme amacı (illeti) olarak sunulduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, ceza kavramını Kur'an'ın ahlaki dünyasında "moral retribüsyon" (etik karşılık) olarak analiz eder; yani insanın dünyadaki eylemlerinin ahirette mutlaka bir ontolojik sonuca bağlanacağını nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin Allah’ın mutlak adaletinin bir gereği olarak, hiçbir emeğin veya haksızlığın karşılıksız kalmayacağını simgelediğini vurgular.

        Allâhu (اللَّهُ)

        İbn Fâris, ismin aslı olan e-l-h köküne işaret ederek "kulluk edilen ve yüceliği karşısında hayrete düşülen" anlamını vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "Allah" isminin burada mutlak yargıç ve hesap sorucu (hakem) olarak konumlandığını, hükmün yegâne kaynağı olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, Allah isminin bu bağlamda hem rahmet hem de adalet sıfatlarını kendisinde toplayan "mutlak otorite" olarak analiz edildiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ism-i celalin burada yaratılışın gayesi olan "hesap" anındaki yegâne muhatabı temsil ettiğini belirtir.

        Kulle (كُلَّ)

        İbn Fâris, k-l-l kökünün temelinde "bir şeyi kuşatmak ve bütününe şamil olmak" anlamlarının yattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "küll" edatının burada bir genelleme (istiğrak) bildirdiğini ve hiçbir istisna olmaksızın her bir ferdin ilahi hesaba dahil edileceğini nitelediğini ifade eder. Theodor Nöldeke, kelimenin Sami dillerindeki (Aramice "kol") "tamlık" işlevine dikkat çekerek, Kur'an'ın bu terimi mutlak bir kapsayıcılık için kullandığını söyler.

        Nefsin (نَفْسٍ)

        İbn Fâris, n-f-s kökünün temel anlamının "çıkış, nefes, zat ve bir şeyin özü" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nefis" kelimesinin burada ahlaki sorumluluğu üstlenen "birey" manasına geldiğini, her kişinin sadece kendi eylemlerinden sorumlu tutulacağını (bireysellik) ifade eder. Toshihiko Izutsu, nefis kavramını Kur'an psikolojisinde bilincin ve iradenin merkezi olarak analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu kelimenin nekira (belirsiz) gelmesinin, makamı ne olursa olsun "her bir canın" bu sürece dahil olduğunu nitelediğini savunur.

        Mâ (مَا)

        İbn Fâris, bu kelimenin bir ismi mevsul (bağlaç) olarak "o şey ki" manasına geldiğini ve burada kişinin işlediği her türlü küçük-büyük ameli kapsayan bir genişlik ifade ettiğini belirtir.

        Kesebet (كَسَبَتْ)

        İbn Fâris, k-s-b kökünün "bir şeyi arayıp bulmak, toplamak ve kazanç sağlamak" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kesb"in kişinin kendi iradesi ve çabasıyla elde ettiği şey olduğunu, burada ise insanın ahirete yatırım olarak gönderdiği eylemleri nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiili insanın ahlaki sorumluluk alanındaki "iradî birikim" olarak analiz eder; kişinin kendi kaderini kendi elleriyle (amelleriyle) dokumasını simgelediğini söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kesbin burada sadece dışsal eylemleri değil, kalbi niyetlerin hayata yansıyan sonuçlarını da kapsadığını vurgular.

        İnne (إِنَّ)

        Râgıb el-İsfahânî, bu edatın bir hükmü pekiştirmek (tekit) ve zihindeki tereddütleri gidermek için kullanıldığını, burada ise hesabın kaçınılmazlığını ve kesinliğini nitelediğini belirtir.

        Serîu (سَرِيعُ)

        İbn Fâris, s-r-a kökünün "sürat, çabukluk ve yavaşlığın zıddı" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Allah’ın "Serî'" olmasının zamanın darlığıyla değil, O’nun ilminin ve kudretinin her şeyi bir anda kuşatmasıyla ilgili olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu sıfatı ilahi adaletin infazındaki kusursuzluk ve gecikmesizlik olarak analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin insanın zamansal algısını aşan bir "anlık hesap" gerçeğini nitelediğini söyler.

        el-Hisâbi (الْحِسَابِ)

        İbn Fâris, h-s-b kökünün "saymak, hesap etmek ve bir şeyin miktarını tam olarak belirlemek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hisâb"ın burada amellerin mizanı ve her bir eylemin sonucunun (ödül veya ceza) tayin edilmesi süreci olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, hesap kavramını Kur'an'ın ticari metaforları içinde, insanın dünya hayatındaki "kar-zarar" tablosunun ilahi huzurda kesinleşmesi olarak analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin varoluşun "rastgele" olmadığını, her şeyin bir ölçü ve adalet dahilinde sonuçlanacağını simgeleyen nihai kavram olduğunu savunur.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X