وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İbrahim Sûresi, 20. Ayet
Daralt
X
-
Allah'a göre bu zor bir şey değildir.
Müfessirler şöyle dedi: Yani bu, Allah için kolay ve basit bir şeydir. En doğrusunu Allah bilir ya, bize göre ise, bu değildir manasına gelen "ve mâ zâlike" (وَمَا ذَٰلِكَ) ibaresi, yok edip bitirmek Allah için zor ve sıkıntılı bir şey değildir, demektir; yani Allah, ülkesinden bir şey yok olduğunda onu kazanmanın kendilerine çok ağır geldiği yeryüzünün sultanları gibi değildir. Her türlü noksanlıktan münezzeh ve yüce olan Allah'ın hükümranlığında ve mülkünde yaratılanlar hiçbir ilavede bulunamazlar, onların yok olup gitmeleri de hiçbir noksanlık meydana getirmez. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar". Yani kâfirlere karşı çetindirler. Cenab-ı Hak müminleri böyle tavsif etmektedir: "Onlar kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler". Allah, Maide suresindeki ayette geçen "şiddet" (شِدَّة) kelimesi yerine Feth suresinde "izzet" (عِزَّة) kelimesini, oradaki "zillet" (ذِلَّة) kelimesi yerine de burada rahmet kelimesini kullanmaktadır. Yahut Allah'a göre bu zor bir şey değildir ilahi kelamı, sizin öldürülmeniz ve öldükten sonra diriltilmeniz Allah'a zor ve çetin değildir anlamına gelir.
Yorumu Yorumla
-
Ve Ma (وَمَا)
İbn Fâris, "ma" kelimesinin Arap dilinde olumsuzluk (nefy) veya soru (istifham) anlamı taşıdığını, buradaki kullanımın ise bir durumun gerçekleşmeyeceğini bildiren bir olumsuzluk edatı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ma"nın burada nefy işlevinde olduğunu ve kendisinden sonraki hükmün Allah için hiçbir zorluk teşkil etmediğini vurgulamak amacıyla kullanıldığını ifade eder.
Zalike (ذَٰلِكَ)
İbn Fâris, bu kelimenin uzaklık bildiren bir işaret ismi (ism-i işaret) olduğunu ve temel anlamının muhataptan uzakta olan veya yücelik atfedilen bir durumu/nesneyi göstermek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "zalike"nin burada bir önceki ayette geçen "mevcut insan topluluğunu yok edip yerlerine yepyeni bir halk getirme" eylemine işaret ettiğini, bu eylemin kesinliğini ve ilahi iradedeki yerini pekiştirdiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu işaret isminin ilahi kudretin tasarrufundaki o muazzam dönüşümü ve ontolojik değişimi zihinlerde sabitlemek amacıyla kullanıldığını ifade eder.
Ala (عَلَى)
İbn Fâris, kelimenin kökü olan e-l-v harflerinin "yükseklik, üstünlük ve hakimiyet" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu edatın bir hükmün bir varlık üzerindeki nispetini bildirdiğini, burada ise bahsedilen "yok edip yeniden yaratma" eyleminin Allah’ın kudreti karşısındaki kolaylığını ve O'nun iradesinin bu eylem üzerindeki mutlak hakimiyetini temsil ettiğini ifade eder.
Allah (اللَّهِ)
İbn Fâris, ismin aslı olan e-l-h kökünün "kulluk edilen, yüceliği karşısında hayrete düşülen ve sığınılan" manasına geldiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, "Allah" isminin bu bağlamda, her türlü yaratma ve yok etme gücünü elinde bulunduran mutlak otorite ve evrenin ontolojik merkezi olarak konumlandırıldığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ismin bütün kemal sıfatlarını barındıran ve her türlü acziyetten münezzeh olan mutlak zatı temsil ettiğini, bu ayette ise "yapılamaz olanı yapan" yegane güç olarak zikredildiğini vurgular.
bi-Aziz (بِعَزِيزٍ)
İbn Fâris, e-z-z kökünün "güç, galibiyet, şiddet, sertlik ve nadirlik" anlamlarına geldiğini, aziz olanın asla mağlup edilemeyeceğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, buradaki "aziz" kelimesinin "zor, güç ve imkansız" manasında olduğunu; başındaki "bi" harfinin ise cümleye kattığı pekiştirme (tekit) ile birlikte bu işin Allah için asla güç olmadığını kesinleştirdiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki (özellikle Aramicedeki "iziza") güç, onur ve aşılmazlık anlamlarıyla olan kökensel bağına dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "aziz" sıfatının bu ayet bağlamında "üstesinden gelinemez bir engel" anlamını taşıdığını ve Allah’ın sonsuz kudreti karşısında hiçbir yaratma eyleminin bir zorluk teşkil etmeyeceğini nitelediğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin Allah’ın mutlak özgürlüğünü ve kudretinin sınırsızlığını temsil ettiğini, hiçbir kozmik yasanın O’nun iradesini kısıtlayamayacağını vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, aziz kelimesinin burada Allah’ın dilediği her şeyi yapmaya muktedir olduğunu ve O’nun için "zor" diye bir kavramın bulunmadığını ifade eden bir kudret beyanı olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla