Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İbrahim Sûresi, 2. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İbrahim Sûresi, 2. Ayet

    اَللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَوَيْلٌ لِلْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ شَد۪يدٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    (A)llâhi-lleżî lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ard(i)(k) veveylun lilkâfirîne min ‘ażâbin şedîd(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı inkarcıların vay haline!

      O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu cümledeki Allah kelimesini "ellahi" (اللَّهِ) kesre ile okuyan, bunu, önceki ayetin mevsûlu yapmış ve ikisini tam bir cümle haline getirmiş, kesreyi kesreye tabi kılmış olur. Allah kelimesini "ellahu" (اللَّهُ) şeklinde ötre ile okuyan da ilk ayetten bağımsız saymış ve müpteda yapmış olur; buna göre Cenab-ı Hak şunu söylemektedir: O öyle bir Allah'tır ki, göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Allah kelimesini kesreli olarak zikretti, O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur buyurdu; yaratıklara emrettiği, onları dinine davet ettiği, çeşitli yollarla onları imtihan ettiği, bunu kendi menfaati veya onun buna ihtiyacı olduğu için değil, aksine imtihan edilenlerin menfaati ve ihtiyacı için yaptığı bilinsin diye böyle buyurdu.

      Şiddetli azaptan dolayı inkarcıların vay haline! Bazıları şöyle dedi: Ayetteki "veyl" (وَيْل) kelimesinden maksat zorluk ve şiddettir. "Veyl"in cehennemde bir vadi ismi olduğu da söylenmiştir. Esam şöyle dedi: Belanın çok şiddetli olmasından dolayı, keder ve üzüntü duyulan her şey için kullanılan bir nida edatıdır. Hasan-ı Basri de böyle demiştir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Allah (الله)

        İbn Fâris, bu ismin aslına dair e-l-h kökünü işaret ederek, temel anlamın "kulluk edilen, tapınılan varlık" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "ilah" kökünden geldiğini, hayret ve derin bir sevgiyle yönelinen, mahiyeti tam olarak kavranamayan yüce varlığı ifade ettiğini söyler. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça öncesi kökenlerine dair Aramice "Alaha" ve Süryanice formlarla ilişkisine değinerek, monoteistik bir terim olarak evrildiğini savunur. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an öncesi dönemde "yüce tanrı" anlamında kullanıldığını ancak vahiyle birlikte "mutlak, tek ve eşsiz yaratıcı" şeklinde semantik bir devrim yaşadığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ismin özel isim (alem) olduğunu ve tüm ilahi sıfatları kendinde toplayan zat-ı zülcelali nitelediğini ifade eder.

        es-Semavat (السماوات)

        İbn Fâris, kelimenin s-m-v kökünden geldiğini ve bu kökün "yükseklik, üstünlük ve yücelik" bildirdiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "sema" kelimesinin her şeyin üstünde olan ve onu gölgeleyen her türlü yüksekliği kapsadığını, ayetteki çoğul kullanımın ise evrenin farklı tabakalarını veya mertebelerini temsil ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin genel Sami dil ailesinde (Aramice şemayya, İbranice şamayim) ortak bir kökene sahip olduğunu ve kozmolojik bir terim olarak Arapçaya yerleştiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, göklerin sadece fiziksel bir mekan değil, aynı zamanda ilahi hükümranlığın ve melekuti alemin tecelli ettiği varlık katmanları olduğunu savunur.

        el-Ard (الأرض)

        İbn Fâris, e-r-z kökünün "alçak olan, ayak altına serilen ve üzerinde karar kılınan katı nesne" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, semanın zıddı olarak arzın, üzerinde canlıların hayat sürdüğü ve ilahi nimetlerin sergilendiği mekan olduğunu ifade eder. Theodor Nöldeke, bu kelimenin diğer Sami dilleriyle olan güçlü bağını ve etimolojik olarak "toprak, zemin" anlamındaki kadim köklerle ilişkisini vurgular.

        Veyl (ويل)

        İbn Fâris, v-y-l kökünün "hüzün, keder ve helak" manasına geldiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "veyl"in içine düşülen kötü bir durumu ve azabı ifade eden bir nida olduğunu, genellikle hak edilen bir cezayı bildirmek için kullanıldığını belirtir. Celaleddin el-Suyuti, bazı rivayetlere dayanarak bunun cehennemde bir vadi adı olabileceğine dair görüşleri nakletmekle birlikte, dilbilimsel olarak şiddetli bir tehdit ve sakındırma kelimesi olduğunu ifade eder. Christoph Luxenberg, kelimenin Aramice kökenli "vay" (eyvah, yazık) ünleminden türetilmiş olabileceği ihtimali üzerinde durur.

        el-Kafirin (الكافرين)

        İbn Fâris, k-f-r kökünün temel anlamının "örtmek" olduğunu, çiftçinin tohumu toprağa örtmesine de bu yüzden küfr dendiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, terim olarak imanı, hakikati veya Allah'ın nimetlerini örten, onları yok sayan kişiler için kullanıldığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, cahiliye döneminde "nankörlük" (nimetin üstünü örtmek) anlamında kullanılan bu kelimenin, Kur'an'da imanın zıddı olarak dini-teolojik bir terime dönüştüğünü analiz eder. Arthur Jeffery, kelimenin dini bir terim olarak Süryanice "kapar" (inkar etmek) fiiliyle yakın ilişkisine dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kafir niteliğinin hakikati kasten ve inatla gizleme eylemini içerdiğini vurgular.

        Azab (عذاب)

        İbn Fâris, e-z-b kökünün aslında "men etmek, engellemek" anlamına geldiğini, azabın da kişiyi suç işlemekten veya kötü yoldan alıkoyan engelleyici bir ceza olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, insanın nefsine acı veren ve onu sarsan her türlü sıkıntılı duruma azap dendiğini, ayetteki kullanımın ilahi adaletin bir tecellisi olan cezalandırmayı ifade ettiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, azabın bir mahrumiyet ve ilahi rahmetten uzaklaşmanın getirdiği ontolojik bir daralma olduğunu savunur.

        Şedid (شديد)

        İbn Fâris, ş-d-d kökünün "güç, kuvvet, bağlamak ve sağlamlaştırmak" anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin gevşekliğin zıddı olduğunu, hem fiziksel güç hem de etki bakımından sarsıcı ve dayanılmaz olan durumları nitelediğini belirtir. Ayetteki bağlamda azabın kaçınılmazlığını ve şiddetini pekiştiren bir sıfat olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X