Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hümeze Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hümeze Sûresi, 8. Ayet

    اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İnnehâ ‘aleyhim mu/sade(tun)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      7-9. "Uzatılmış direklere bağlı olarak içine hapsedildikleri, yükselip yürekleri saran ateş!"

      “Amed” (عَمَد) kelimesi “ayın” (ع) ve “mim” (م) harflerinin refi ile “umud” şeklinde veyae her iki harf mansup olarak “amed” (عَمَد) şeklinde de okunmuştur. Ferrâ’nın şöyle dediği nakledilir: “Umud” ve “amed”, “amûd” ve “imâd”ın çoğul şekilleridir. Kimi de “amed”, “amede”nin çoğuludur demiştir: “Bakara” ve “Bakar” gibi. Kelbî dedi ki: Uzatılmış direklere bağlı olarak içine hapsedildikleri. Yani ateş onların üzerine kapaklanmıştır. Şöyle diyor: Üzerlerine yukarıdan uzatılmış ateş sütunlar içinde kapaklanmış bir halde azap içinde olurlar. “Umud” dünyada insanların yaptıkları sütunları gibi sütunlar demektir, lâkin onlar üzerlerine kapaklanan ateşten sütunlardır. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Mü'sadetun (مُؤْصَدَةٌ)

        İbn Fâris, kelimenin a-s-d (elif, sad, dal) veya v-s-d (vav, sad, dal) köklerinden türediğini, her iki kökün de bir şeyi kapatmak, kilitlemek, daraltmak ve üstünü örtmek anlamlarında birleştiğini belirtir. Bir kapının sürgülenmesi veya bir fırının ısısını kaybetmemesi için ağzının sıkıca kapatılması bu kökle ifade edilir. Râgıb el-İsfahânî, "îsâd" eyleminin kapıyı tamamen kapatıp kilitlemek olduğunu, bu kelimenin ayette cehennemin üzerlerine bir kapak gibi kapatıldığını, hiçbir nefes ve çıkış deliği bırakılmadığını simgelediğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki v-s-d yapısının kadim Sami dilleriyle akrabalığına değinerek, "vesîde" (taşlarla örülü barınak) kavramıyla olan bağlantısına işaret eder ve kapalı bir hacmi ifade ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin klostrofobik bir azap atmosferi yarattığını, dünyada kendisini malıyla özgür ve sınırsız sanan kişinin, ahirette her yönden kuşatılmış ve mühürlenmiş bir mekanda hapsedilmesinin derin bir ironi taşıdığını analiz eder. Angelika Neuwirth, kelimenin erken Mekke surelerindeki tasvirlerin bir parçası olarak, kapanmışlık ve terk edilmişlik hissini en üst seviyeye çıkaran bir yapı taşı olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetiğindeki "s" ve "d" harflerinin yarattığı sert ve tok sesin, kapıların üzerlerine büyük bir ağırlıkla kapandığı hissini dilsel olarak pekiştirdiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu sıfatın cehennemin fiziksel bir kapalı mekan olmasının ötesinde, bu kişiler için umudun tamamen kesilmesini, kurtuluş yollarının mutlak surette mühürlenmesini temsil eden bir hapis tasviri olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu niteliğin ruhun dış dünyayla ve ilahi rahmetle olan tüm bağlarının koparıldığı, insanın kendi içsel karanlığına ve azabına ebediyen kilitlendiği bir varoluşsal kuşatma hali olduğunu analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X