Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hümeze Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hümeze Sûresi, 5. Ayet

    وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ edrâke mâ-lhutame(tu)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      3. "O, malının kendisini sonsuzca yaşatacağını zanneder."

      4. "Hayır! Andolsun ki o, hutameye atılacaktır."

      5. "Nedir o hutame bilir misin?"


      O, malının kendisini sonsuzca yaşatacağını zanneder. Bu İlâhî beyan iki şekilde yorumlanabilir: Birincisi: Gerçek anlamda olmasıdır. Kişi kendi ruh dünyasında, malları var olduğu sürece var olmaya devam eder. Çünkü görünüşte varlığının malları sayesinde devam ettiğini düşünür de Allah’ın kendisine verdiği malların rızkı olduğu fikri onda yerleşir. İnsan rızkının tamamını tüketene kadar yaşar. Mademki böyledir, şu halde uzun yaşamak için çok mal biriktirmek gerekir. İkincisi ise bir zan ve kuruntu halinde olmasıdır. Sanki şöyle demiş gibidir: Malının ömrünü uzatacağını zanneden kişi mal topladı. Eğer birinci yoruma göre olursa o takdirde “hayır” anlamındaki “kellâ” (كَلَّا) kelimesi ona bir reddiye olur. Yani iş onun kendi içinde kurduğu gibi değildir. Eğer ikinci yorum esas alınırsa o takdirde ona cezanın gerekeceğini bildirmek için bir başlangıç cümlesidir.

      Andolsun ki o hutameye atılacaktır. Denildi ki: Hutame cehennem kapılarından biridir. Ateşin sıfatı olduğu da söylenmiştir. “Hatm” (حَطْم) kelimesi kırmak demektir. Sanki şöyle demiş gibidir: Kâfirlerin azap gördüğü ateş, onların kemiklerini kırar ve un ufak eder.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Adrake (أَدْرَاكَ)

        İbn Fâris, d-r-k kökünün bir şeyin sonuna ulaşmak, ona kavuşmak ve onu tamamen ihata etmek anlamına geldiğini belirtir. Bu kökten türeyen fiil, bir şeyi tam manasıyla kavramayı ve mahiyetine vakıf olmayı ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin temelinde "derak" (bir şeyin en alt noktası veya sonu) anlamının yattığını, buradaki kullanımın ise bir bilginin en derin noktasına kadar ulaştırılmasını temsil ettiğini analiz eder. Ancak bu kalıbın (mâ adrâke) insan idrakinin sınırlarını aşan, sadece vahiy yoluyla bilinebilecek dehşetli gerçekleri sunmak için bir giriş olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, bu ifadeyi Kur'an'ın "dehşet ve hayret" uyandırma tekniği olarak görür; kelimenin, muhatabın o güne kadar bildiği tüm kavramları aşan yeni ve sarsıcı bir bilgiyi beklemeye sevk ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin muhatabı psikolojik olarak sarsmayı amaçladığını, dünyadayken malına güvenen kibirli insanın bu "idrak" sorusuyla kendi acziyetiyle yüzleştirildiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "adrake" fiilinin burada bilinen anlamının ötesinde bir "hayal bile edemezsin" vurgusu taşıdığını, Hutame'nin dehşetinin kelimelerle tam olarak anlatılamayacak bir boyutta olduğunu ifade eder.

        Hutame (الْحُطَمَةُ)

        İbn Fâris, h-t-m kökünün temel anlamının bir şeyi kırmak ve parçalamak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin mübalağalı bir isim (fü'ele vezni) olarak "kırıp geçiren" anlamına geldiğini ve önüne çıkan her şeyi, kemikleri ve mülkleri ufalayan bir ateşin niteliği olduğunu açıklar. Arthur Jeffery, bu kelimenin Kur'an'a özgü bir isimlendirme olduğunu ve cehennemin yıkıcı gücünü tarif eden yoğunlaştırılmış bir sıfat olduğunu belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu kelimenin az önceki ayette geçtiği halde burada soru içinde tekrar edilmesinin, onun niteliğindeki müphemiyeti (kapalılığı) ve bu kapalılığın yarattığı korkuyu pekiştirdiğini belirtir; ayrıca kelimenin sert harf yapısının bu ateşin yıkıcılığını fonetik olarak hissettirdiğini savunur. Angelika Neuwirth, kelimenin ritmik yapısının ve soru cümlesiyle pekiştirilmesinin, dinleyenlerde derin bir tefekkür ve sarsıntı uyandırdığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki Hutame'nin, insanın dünyada topladığı ve kendisini koruyacağını sandığı o "katı" malları paramparça edecek olan bir "kırıcı" olduğunu, ismin bu bağlamda ilahi adaletin bir tecellisi olarak seçildiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin varoluşsal bir parçalanmayı temsil ettiğini, insanın kibirle inşa ettiği sahte benliğinin bu ateş tarafından un ufak edileceğini analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X