وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ ف۪يهِۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hûd Sûresi, 110. Ayet
Daralt
X
-
Gerçek şu ki biz Mûsaya da kitabı vermiştik; onda da ihtilafa düşüldü. Eğer Rabb'in tarafından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı işleri bitirilirdi. Onlar kitap hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Tevrat'ın Tahrif Edilmesinin Sebepleri
Gerçek şu ki biz Môsaya da kitabı vermiştik. Yani Tevrat'ı vermiştik. Onda da ihtilafa düşüldü; yani o kitapta da ihtilafa düşüldü. Bu ihtilafın üç konuda olması muhtemeldir. Birincisi, Allah'a iman ve O'nu inkar hakkında; onlardan bir kısmı Allah'a iman etmiş, bir kısmı inkar etmişti.
İkincisi, onlar Tevrat'a ilave ve çıkarma yapmak, değiştirmek ve tahrif etmek hususunda ihtilafa düşmüşlerdi. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Onlardan bir grup, kitapta olmayanı ondan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler". "Elleriyle kitap yazanlara yazıklar olsun!" "Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden saptırıyorlar". Bunlara benzer ayetler çoktur.
Üçüncüsü, kitaba iman edip kabul ettikten sonra onun yorumunda ve anlamında ihtilafa düştüler. Yorumda ihtilaf, bizim kitabımız için de muhtemel olan şeylerdendir. Ancak değiştirme, tahrif, ziyade ve noksan yapmak ise bizim kitabımız için söz konusu değildir, çünkü onu korumayı Cenab-ı Hak üstüne almıştır: "Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz". "Asılsız bir şey ona ne önünden ne arkasından yaklaşabilir". Cenab-ı Hak onu okumayı insanların dillerine ve kalplerine kolaylaştırmıştır; o kadar ki, biri ona ziyade veya noksan yapar veya tebdil eder veya bir şeyi tahrif eder veya takdim ve tehir yapacak olsa bu mutlaka bilinir. En doğrusunu Allah bilir ya, bu husus, onun hükümlerinin neshi ve şeriatinin değiştirilmesi ihtimali bulunmadığı içindir. Diğer kitapların korunmasını ise sadece insanlara bırakmıştır, nitekim Allah şöyle buyuruyor: ''.Allah'ın kitabını korumaları kendilerinden istendi". En doğrusunu Allah bilir ya, bu da onun şeriatinin ve hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve değiştirilmesi muhtemel olduğu içindir. İşte bundan dolayı bu husus, bizim söylediğimiz gibidir.
Gerçek şu ki biz Musa'ya da kitabı vermiştik; onda da ihtilafa düşüldü. Cenab-ı Hak, kendisine gelen kitap hakkında insanların ihtilaf etmelerine sabretmesi için bunu peygamberine hatırlatmaktadır. Diyor ki: Sana gönderilen kitapta ihtilaf edildiği gibi, senden önceki peygamberlere indirilen kitapta da ihtilaf edilmişti.
Eğer Rabb'in tarafından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı işleri bitirilirdi; yani kökleri kazınarak ve ayıplanarak helak edilirlerdi. [Birincisi], daha önce verilmiş sözden maksat, muhtemelen Muhammed aleyhisselam. ile peygamberliği sona erdirmeye ve onu peygamberlik kurumunun mühürleyicisi yapmaya, ümmetini de, başlarına kıyam.etin kopacağı son ümmet olduğuna hükmetmesidir. Cenab-ı Hakk'ın burada belirttiği "kelimetuhu" (كَلِمَتُهُ) lafzını açıklamıştık. Ancak onun başka bir anlama gelmesi de muhtemeldir, o da şudur: [İkincisi], O'nun hükümlerinden biri de, insanlar kitap ve din konusunda ihtilafa düştükleri, doğruya ulaşamadıkları ve din yoluna giremedikleri zaman, onlara dini açıklayacak ve doğru yolu gösterecek bir peygamberi göndermesidir. Eğer geçmişte bu hüküm olmasaydı, insanlar helak edilerek işleri bitirilirdi.
Üçüncüsü, eğer bu ümmetten azabı belli bir vakte kadar ertelemeseydi, helak yoluyla işleri bitirilirdi.
Eğer Rabb'in tarafından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı işleri bitirilirdi. Cenab-ı Hakk'ın burada zikretmiş olduğu "sebekat" (سَبَقَتْ) kelimesinin Hz. Mılsanın kavmi ile ilgili olması muhtemeldir; Firavun ve ordusunun boğulma olayından sonra Allah köklerini kazımak suretiyle onları helak etmeyeceğini söylemektedir. Tevrat, daha sonra indirilmiş ve kavminden ancak bir grup ona iman etmişlerdi. Bu hususu Cenab-ı Hak şöyle açıklıyor: "Mılsanın kavminden hak yolu gösteren bir topluluk da vardı" .
Onlar kitap hakkında derin bir şüphe içindedirler; yani dinde derin bir şüphe içindedirler. Bazıları, azaptan derin bir şüphe içindedirler diye anlam verdi. "Şekl<'' (شَكٍّ) ve "rayb" (رَيْبٍ) kelimelerinin mana farkını daha önce açıklamıştık.
Yorumu Yorumla
-
Âteynâ (آتَيْنَا)
Sözcüğün kökeni hemze-te-ye harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "gelmek, ulaşmak ve bir şeyi vermek/getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "itâ" kavramının bir şeyi lütuf, ihsan ve bağış olarak sunmak manasına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin kullanımını Allah ile peygamber arasındaki ontolojik iletişimin tek yönlü inayetini (Allah'tan kula) temsil eden merkezi bir kavram olarak tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu eylemin, ilahi vahyin tarihi sürece doğrudan müdahalesini ve peygambere aktarılışını simgeleyen aktif bir lütuf vurgusu olduğunu analiz eder.
Mûsâ (مُوسَى)
Özel bir isimdir. El-Cevâlîkî ve Celaleddin el-Suyuti, bu ismin Arapça olmadığını (muarreb), yabancı kökenli kelimeler sınıfına girdiğini belirtirler. Arthur Jeffery, ismin Mısır dilindeki "ms" (çocuk) veya İbranice "mâşâh" (sudan çekip çıkarmak) kökleriyle linguistik bir bağ taşıdığını ve Kur'an'ın bu ismi devralarak tevhid tarihinin temel bir parçası kıldığını ifade eder. Angelika Neuwirth, Musa isminin burada sadece tarihsel bir şahsiyet olarak değil, vahye muhatap olan ve kavmi tarafından ihtilafa düşülen "peygamberlik prototipi" olarak konumlandırıldığını belirtir.
El-Kitâbe (الْكِتَابَ)
Sözcüğün kökeni ke-te-be harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir araya getirmek, toplamak ve harfleri dizmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kitap" kelimesinin yazılmış metinlerin yanı sıra ilahi hüküm ve farz kılınan yasalar (şeriat) manasına geldiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Süryanice veya Aramice "ktaba" kavramıyla semantik bir paralellik taşıdığını belirtir. Toshihiko Izutsu, kitap kavramının Kur'an'da sadece fiziki bir metni değil, mutlak otoritenin kurumsallaşmış "ilahi yasasını" temsil ettiğini ve vahyin somutlaşmış hali olduğunu vurgular.
Fahtulife (فَاخْتُلِفَ)
Sözcüğün kökeni hı-lam-fe köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "birinin ardından gelmek, zıtlaşmak ve birbiriyle ihtilaf etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ihtilaf kavramını insanların söz, düşünce veya tutumda farklı yönlere gitmesi, uyumsuzluk yaşaması olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, bu edilgen (meçhul) yapının (ihtilaf edildi), vahyin birleştirici amacına karşı beşeri zayıflığın ürettiği tarihsel bir "kırılma" anını sembolize ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ifadenin ilahi mesajın berraklığına rağmen insan iradesinin kendi içindeki çatışmalarından doğan sosyolojik ve teolojik parçalanmayı resmettiğini analiz eder.
Kelimetun (كَلِمَةٌ)
Sözcüğün kökeni ke-le-me harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "etki bırakan ses ve yaralamak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin anlam taşıyan söz olmasının yanı sıra, Allah'ın mutlak hükmü ve yerine getirilmesi kesin olan vaadi manasına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, "kelimetullah" kavramının beşeri sözden tamamen farklı olduğunu; varlık sahasında doğrudan ontolojik sonuçlar doğuran mutlak "ilahi yasa/karar" olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimeyi burada sıradan bir hitap değil, ilahi takdirin tarihsel sürece yerleştirdiği sarsılmaz bir "mühlet yasası" olarak tahlil eder.
Sebekat (سَبَقَتْ)
Sözcüğün kökeni sin-be-kaf harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyin önüne geçmek, ilerlemek ve öncelik almak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sebk" eyleminin zaman veya mekan açısından bir şeyin diğerinden önce var olması veya karara bağlanması olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "öne geçen söz" nitelemesinin, ilahi adaletin cezayı erteleyerek insanlara mühlet tanıma prensibinin, acil cezalandırmadan "daha baskın" ve ezelden verilmiş bir karar olduğunu gösterdiğini analiz eder.
Lekudiye (لَقُضِيَ)
Sözcüğün kökeni kaf-dat-ye harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir işi tamamlamak, kesin hükme bağlamak ve infaz etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kaza" kavramının bir şeyi şüpheye yer bırakmayacak şekilde ayırmak ve sonlandırmak olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin (hüküm verilirdi) ilahi otoritenin insani ihtilafları kökünden çözen o nihai ve keskin müdahalesini simgelediğini; "söz geçmeseydi" şartıyla birlikte ilahi tahammülün büyüklüğünü gösterdiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kazayı ontolojik bir "hakikat ilanı" olarak tahlil eder; hüküm verildiğinde batılın hiçbir barınma alanı kalmaz.
Şekkin (شَكٍّ)
Sözcüğün kökeni şın-kef-kef harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyi birbirine girdirmek, şüphe, iki şeyin arasını ayıramamak" (kesinlik olmaması) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şekk" kavramını "yakîn" (kesin bilgi) kelimesinin zıddı olarak; nefsin iki ihtimal arasında gidip gelmesi ve duraklaması olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın epistemolojisinde şekk halinin sadece entelektüel bir belirsizlik değil, vahyin otoritesine karşı sergilenen ontolojik bir güvensizlik ve inkarı besleyen psikolojik bir zemin olduğunu vurgular.
Murîb (مُرِيبٍ)
Sözcüğün kökeni ra-ye-be harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "kuşku duyulan, huzursuzluk veren ve kalbi rahatsız eden durum" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "reyb" kavramını şüphenin en ıstırap verici, insanı içten içe kemiren boyutu olarak tanımlar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "murîb" kelimesinin fonetik ve semantik yapısının, kalpteki o sarsıntıyı ve tatminsizliği mükemmel bir şekilde yansıtan edebi bir zirve olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, şekk kelimesini pekiştiren bu sıfatın, muhatapların iç dünyasındaki psikolojik kaosu ve hakikati inkar etmenin getirdiği o derin varoluşsal huzursuzluğu (anksiyete) resmettiğini analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla