وَمَا نُؤَخِّرُهُٓ اِلَّا لِاَجَلٍ مَعْدُودٍۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hûd Sûresi, 104. Ayet
Daralt
X
-
Biz o günü sadece belli bir süreye kadar erteleriz.
Yani biz bu ümmetten azabı, sadece belli bir süreye kadar erteleriz. En doğrusunu Allah bilir ya, Cenab-ı Hak bu ayeti, onların azabın hemen gelmesini istemelerinin cevabı olarak belirtmiştir. Onların bu isteklerini de şöyle ifade buyuruyor: "Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir hakikat ise gökten üzerimize taş yağdır veya bize acı veren bir azap gönder!" Cenab-ı Hak buna cevaben şöyle buyurmuştur: Biz onlardan azabı sadece belli bir süre erteliyoruz, yani tayin edilmiş bir vakte kadar erteliyoruz. Allah katında belli olan bir vakte kadar erteliyoruz. Eğer bu süre, İbn Abbas'ın (r.a.) dediği gibi yedi bin yıl olsaydı, o zaman insanlar nezdinde de belli bir süre olurdu. Buna göre kıyametin vakti de malum olurdu. Halbuki Cenab-ı Hak kıyametin vakti için söyle söylemektedir: "Vakti geldiğinde onu açığa çıkaracak olan ancak Allah'tır". En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Nüahhiruhu (نُؤَخِّرُهُ)
Kök: e-ha-ra. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyin sonu ve gerisi" (zıddı k-d-m) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "te’hîr" eylemini bir şeyi olması gereken vaktinden sonraya bırakmak olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Kur'an'ın zaman tasavvurunda "ilahi mühlet" (divine respite) kavramıyla ilişkili olduğunu belirtir. Izutsu'ya göre bu erteleme, ilahi bir ihmal değil, aksine her hadisenin kendi "ontolojik saati"ne göre ayarlandığı bir süreci simgeler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki te'hirin azap veya hesap için bir "vakit tayini" olduğunu ve muhataplara tanınan bu sürenin ilahi planın bir aşaması olarak kurgulandığını ifade eder.
Ecelin (أَجَلٍ)
Kök: e-ce-le. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyin belirlenmiş son süresi ve vaktin dolması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ecel" kelimesinin hem belirlenen toplam süreyi hem de bu sürenin son anını ifade ettiğini vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki (özellikle Aramice agla) kökleriyle semantik bir süreklilik taşıdığını ve vahiyle birlikte "mutlak son" anlamında teknikleştiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, ecel kavramını Kur'an'ın "sonluluk" metafiziğinin bir parçası olarak görür; ona göre her toplumsal ve bireysel varoluşun ilahi irade tarafından çizilmiş "geçilemez bir sınırı" (ontological limit) vardır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, eceli varlığın ilahi programdaki zaman dilimi olarak tahlil eder; bu zamanın dolması varoluşun bir halden başka bir hale geçişidir.
Ma'dûdin (مَّعْدُودٍ)
Kök: ayn-da-da. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "saymak, hesaplamak ve bir araya getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ma'dûd" kelimesini "sayıya dahil olan, sınırlı ve miktarı belli olan" şeklinde tanımlar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu nitelemenin psikolojik etkisine dikkat çeker; "ma'dûd" (sayılı) ifadesi, o sürenin ne kadar uzun gelirse gelsin aslında "geçici ve sonlu" olduğunu hissettiren edebi bir vurgudur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, zamanın sayılabilir olmasının, onun kaçınılmaz bir sona mahkum olduğunu ve ilahi hesap nezdinde her anın kaydedildiğini simgeleyen teolojik bir kesinlik olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, bu sıfatın Kur'an'da mühletin "niceliksel sınırlılığını" vurgulamak için seçildiğini ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla