اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِمَنْ خَافَ عَذَابَ الْاٰخِرَةِۜ ذٰلِكَ يَوْمٌ مَجْمُوعٌۙ لَهُ النَّاسُ وَذٰلِكَ يَوْمٌ مَشْهُودٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hûd Sûresi, 103. Ayet
Daralt
X
-
İşte bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. O gün bütün insanlann bir araya toplandığı gündür ve o gün olup bitenin gözle görüldüğü bir gündür.
İşte bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. Bu hususa daha önce temas etmiştik. Bunda müttakilerve ahiret azabından korkanlar için ibret vardır.
O gün bütün insanların bir araya toplandığı gündür. Her ne kadar o gün insanların ve diğer varlıkların toplandığı gün ise de, Cenab-ı Hak burada sadece insanlardan söz etti, çünkü ayet-i kerime insanlar için ibret olduğunu söylemektedir. Yahut o günde toplanmaktan maksadın insanlar olduğu içindir. En doğrusunu Allah bilir. Denildi ki: O gün önceki ümmetler ve sonraki ümmetler toplanacaktır.
O gün olup bitenin gözle görüldüğü bir gündür. Bazıları şöyle dedi: Gök ehli ve yeryüzü ehli arzedilmek ve hesaba çekilme gününe şahit olurlar. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Âyeten (آيَةً)
Sözcüğün kökeni e-ye-ye harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "belirgin işaret ve alamet" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "âyet" kelimesinin burada, anlatılan helak kıssalarının ardındaki ilahi iradeyi kavratan birer "ibret vesikası" olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, âyeti Kur'an'ın semantik dünyasında Allah ile insan arasındaki iletişimi sağlayan "anlam birimi" olarak tanımlar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin tarihsel hadiseleri birer masal olmaktan çıkarıp, onları insanın varoluşuna yön veren canlı uyarı levhalarına dönüştürdüğünü analiz eder.
Hâfe (خَافَ)
Sözcüğün kökeni ha-ve-fe harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "zarar görme endişesi ve bir şeyden çekinmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "havf" kavramının burada sadece psikolojik bir korku değil, ilahi adaletin tecellisinden duyulan "bilinçli bir sakınma" olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, havf kavramını Kur'an'ın "din-ahlak" yapısında insanın kendisini ilahi otorite karşısında konumlandırma biçimi olarak tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin muhatabın eylemlerini disipline eden "pedagojik bir motivasyon" aracı olduğunu ifade eder.
Azâbe'l-âhireti (عَذَابَ الْآخِرَةِ)
Sözcükler ayn-ze-be ve e-ha-ra köklerinden oluşur. İbn Fâris, ayn-ze-be kökünün temel manasının "men etmek ve acı vermek" olduğunu; e-ha-ra kökünün ise "bir şeyin sonu ve gerisi" manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "azâb" kavramını suçun sonuçlarıyla yüzleşmek; "âhiret"i ise hayatın nihai ve kalıcı evresi olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, bu tamlamayı Kur'an'ın eskatolojik vizyonunun bir parçası olarak görür; ona göre bu, tarihin sonundaki mutlak hesaplaşmayı simgeler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, âhiret azabını ontolojik bir "hüsran" olarak tahlil eder; bu, insanın kendi elleriyle hazırladığı varoluşsal bir mahrumiyettir.
Yevmun mecmûun (يَوْمٌ مَّجْمُوعٌ)
Sözcükler ye-ve-me ve ce-me-ayn köklerinden oluşur. İbn Fâris, ce-me-ayn kökünün temel manasının "dağınık olan şeyleri bir araya getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mecmû" kelimesinin burada tüm ruhların ve eylemlerin ilahi bir merkezde toplanmasını ifade ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, bu nitelemeyi Kur'an'ın "toplanma" (haşr) semantiği içinde değerlendirir; bu, bireysel tarihin kolektif bir hesaplaşmaya dönüştüğü andır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu toplanmayı ontolojik bir "bütünleşme" ve "hakikatle yüzleşme" zemini olarak tahlil eder.
En-nâsu (النَّاسُ)
Sözcüğün kökeni ne-ve-se harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "hareket etmek ve dalgalanmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nâs" kelimesinin insan topluluğunu ifade ettiğini ve beşeriyetin sosyal boyutuna işaret ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin ayette zikredilmesinin, hesabın şümulünü ve hiçbir ferdin bu büyük toplanmanın dışında kalamayacağını gösteren semantik bir vurgu olduğunu belirtir.
Meşhûdun (مَشْهُودٌ)
Sözcüğün kökeni şe-he-de harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "huzurda bulunmak, görmek ve tanıklık etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "meşhûd" kelimesinin o günün her türlü gizliliğin kalktığı, tüm gerçeklerin çıplak bir şekilde müşahede edildiği bir vakit olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kavramı "şehâdet" (görünen alem) ile "gayb" (görünmeyen alem) arasındaki perdenin kalkması olarak analiz eder. Angelika Neuwirth, "meşhûd" nitelemesinin anlatıda dramatik bir yoğunluk yarattığını; o günün sadece yaşanmayıp, aynı zamanda evrensel bir tanıklığa sahne olacağını vurguladığını belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla