Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hûd Sûresi, 86. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hûd Sûresi, 86. Ayet

    بَقِيَّتُ اللّٰهِ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِحَف۪يظٍ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Bakiyyetu(A)llâhi ḣayrun lekum in kuntum mu/minîn(e)(c) vemâ enâ ‘aleykum bihafîz(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Eğer müminseniz Allah'ın bıraktığı (meşru) kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinize bir bekçi değilim.

      Eğer müminseniz Allah'ın bıraktığı (meşru) kazanç sizin için daha hayırlıdır. Bazıları şöyle dedi: Eğer Allah'a iman ve itaat ederseniz, O'nun size ahirette vereceği sevap, toplayıp biriktirdiğiniz mallardan daha hayırlıdır. Bazıları da dedi ki: Allah'ın bıraktığı kazanç sizin için daha hayırlıdır; yani eğer mümin iseniz, yani helale veya ahirete inanıyorsanız bilin ki, Allah'ın size helal kıldığı meşru kazanç, haram kıldığı ölçü ve tartıda noksanlık yaparak kazanmaktan daha hayırlıdır. Bazıları da şöyle söyledi: Allah'a itaat etmek -ki Allah'ın size emrettiği ve sizi davet ettiği davranış da odur- sizin yaptıklarınızdan daha hayırlıdır. Hasan-ı Basri dedi ki: Allah'ın verdiği rızık, insanların haklarını yemenizden daha hayırlıdır. Ancak bu, bizim söylediğimiz anlamla birleşir. En doğrusunu Allah bilir.

      Ben üzerinize bir bekçi değilim. Bu ayet, ben sizin alış-verişinize şahit değilim ki, ölçü ve tartıda insanlara hile yapıp yapmadığınızı bileyim! Bunu ancak Allah bilir. Bu ayet, onun peygamberliğinin delilidir. İkincisi, Ben üzerinize bir bekçi değilim. Yani başınızda bir zorba değilim, ben sadece siz tebliğ ediyorum. Nitekim bir ayette Cenab-ı Hak şöyle buyurur: "Peygamberin görevi, tebliğ etmekten ibarettir".​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Bakiyyetu (بَقِيَّتُ)

        Sözcüğün kökeni be-kaf-ye harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının bir şeyin gitmeyip kalması, sebat etmesi ve süreklilik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "bakiye" kavramını bir şeyden artakalan miktar veya bir şeyin özü olarak tanımlar. Ayetteki "Allah'ın bıraktığı" (bakiyyetullâh) ifadesini, hileli ve haram kazançlar terk edildikten sonra elde kalan "helal rızık" veya Allah katındaki kalıcı "mükâfat" olarak açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kur'an'ın ahlak semantiğinde "fâni" (geçici) olanın zıddı olarak tahlil eder; ona göre bu, maddi hırsların ötesinde kalan ve insanın varoluşuna anlam katan ilahi esenliktir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Medyen toplumunun ekonomik yolsuzluklarına karşı, dürüst ticaret sonrası elde edilen "bereketli ve temiz kazanç" manasında bir ahlaki-ekonomik terim olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bakiyeyi insanın dünyadaki geçici işlerinden süzülüp ahirete taşınan "ontolojik değer" olarak analiz eder.

        Hayrun (خَيْرٌ)

        Sözcüğün kökeni he-ye-re harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "seçkinlik, üstünlük ve bir şeyi diğerine tercih etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hayr" kelimesinin herkesin rağbet ettiği, akıl ve dinde övülen mutlak iyilik olduğunu ifade eder. Ayetteki "sizin için daha hayırlıdır" vurgusunu tahlil eden Toshihiko Izutsu, bunun Kur'an'ın değerler sisteminde "şer" ile karşıtlık içinde, insanın yönelmesi gereken gerçek menfaati temsil ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki hayrın helal kazancın niceliksel azlığına rağmen niteliksel ve huzur verici üstünlüğüne işaret eden bir "tercih" kriteri olduğunu vurgular.

        Mu'minîn (مُّؤْمِنِينَ)

        Sözcüğün kökeni elif-mim-nun harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "nefsin sükunete ermesi, güven duyması ve korkunun zıddı olan emniyet" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "iman" kavramını hem dille ikrar hem de kalple tasdik ederek bir emniyet alanına girmek olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, mümin kavramını Allah ile insan arasındaki "karşılıklı güven" (security) ilişkisi üzerinden analiz eder. Izutsu'ya göre "eğer mümin iseniz" şartı, peygamberin sunduğu ahlaki teklifin ancak ilahi otoriteye güvenen bir zihin yapısında karşılık bulacağını gösteren semantik bir sınırdır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, mümin olmayı varoluşu ilahi hakikate göre tanzim etmek ve bu doğrultuda bir "emniyet şahsiyeti" inşa etmek olarak tahlil eder.

        Hafîz (بِحَفِيظٍ)

        Sözcüğün kökeni ha-fe-za harflerine dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyi korumak, gözetmek ve zayi olmasını engellemek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hıfz" eylemini bir nesneyi veya durumu bozulmaktan ve eksilmekten muhafaza etmek olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, "hafîz" sıfatının burada peygamber için kullanılmasını, onun toplumu zorla yola getirecek bir "bekçi" veya "polis" (custodian) olmadığını simgeleyen bir görev sınırı olarak tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "Ben üzerinizde bir hafîz/bekçi değilim" ifadesinin, peygamberin sadece bir tebliğci olduğunu, insanların iradeleri ve gizli halleri üzerinde baskıcı bir otorite kurma yetkisinin bulunmadığını vurgulayan hukuki bir ayrım olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimeyi ontolojik bir sorumluluk sınırı olarak görür; peygamber yolu gösterir ancak insanın kendi varoluşsal tercihini korumak (hıfz) yine insanın kendi iradesindedir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X