وَتِلْكَ عَادٌ جَحَدُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا رُسُلَهُ وَاتَّبَعُٓوا اَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَن۪يدٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hûd Sûresi, 59. Ayet
Daralt
X
-
İşte Ad! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler; O'nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emrine uydular.
Ad Kavmi
İşte Ad! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler. Yani Rab'lerinin ayetlerini inkar eden o ülke sakinleri Ad kavmidir. Onlar, Rab'lerinin ayetlerini inkar ettiler; O'nun peygamberlerine asi oldular. Ayetleri inkar etmek, bütün peygamberleri inkar etmektir. Tek bir peygamberi inkar etmek, bütün peygamberleri ve Allah'ı inkar etmektir. Çünkü peygamberlerin her biri, Allah'a ve bütün peygamberlere iman etmeye davet etmiştir. Onlardan birine iman etmek, Allah'a, bütün peygamberlere ve Allah'ın ayetlerine iman etmektir. Birini inkar etmek de Allah'ı ve bütün peygamberleri inkar etmektir. Ayetleri inkar etmek de Allah'ı inkar etmektir; çünkü Allah ancak ayetlerle bilinir, dolayısıyla ayetleri inkar etmek Allah'ı inkar etmek anlamına gelir.
Her inatçı zorbanın emrine uydular. Denilmiştir ki: Cenab-ı Hak onların inatçı zorbaların emrine uyduklarını, onlara itaat ettiklerini, peygamberlere uymayı ve onlara itaati terkettiklerini haber vermektedir. Şöyle de denildi: "Cebbar" (جَبَّارٍ) kelimesi büyüklenen, peygamberlere karşı büyüklenen ve kibirlenenler demektir, çünkü onların reisleri peygamberlere karşı büyüklenir ve kibirlenirlerdi. Sonra halk tabakası da reislerine tabi oldular ve onların isteklerine uygun davrandılar. Ebu Avsece şöyle dedi: Cebbar, büyüklenen demektir; "anid" (عَنِيدٍ) de muhalefette inatçı olan anlamına gelir. İbn Kuteybe şöyle dedi: "Anud, anid ve anid" (عَنُودٍ وَعَنِيدٍ وَعَانِدٍ) kelimeleri sana muhalefet ederek muarız olan anlamına gelir. Ebu Ubeyde de "anid, anud, anid" (عَنِيدٍ وَعَنُودٍ وَعَانِدٍ) kelimeleri zalim, sapkın anlamına gelir, dedi.
Yorumu Yorumla
-
Tilke (تِلْكَ)
Sözcük bir işaret ismidir. İbn Fâris, bu kelimenin kökeninde yer alan "te" harfinin işaretin aslı olduğunu, "lâm" ve "kef" harflerinin ise mekânsal veya zihinsel uzaklığı (bu'd) bildirdiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tilke" işaretinin Kur'an'da genellikle ehemmiyeti yüksek, üzerinde düşünülmesi gereken ve tarihsel bir ibret levhası olarak sunulan meselelere işaret etmek için seçildiğini ifade eder. Kelimenin semantik işlevini tahlil eden Toshihiko Izutsu, buradaki işaretin Âd kavminin artık bir "nesne" ve "tarihsel kalıntı" haline geldiğini, onların bir zamanlar sahip olduğu canlılığın yerini ilahi bir "belgeye" bıraktığını vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu kelimenin seçilmesinin, helak olmuş bir toplumun kalıntılarına karşı duyulan o soğuk ve mesafeli bakışı resmettiğini, okuyucuyu tarihsel bir tanıklığa davet ettiğini savunur.
Âdun (عَادٌ)
Kavim ismi olan bu kelime ayn-vav-dal köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "eskilik" ve "bir şeye geri dönmek" olduğunu belirtir. Arthur Jeffery, Âd isminin Güney Arabistan'daki kadim kabile yapılarında tarihsel karşılıkları olduğunu, Kur'an'ın bu ismi "eski uygarlıkların prototipi" olarak kullandığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, Âd toplumunun Kur'an'da sadece bir kavim değil, ilahi güce karşı maddi gücü ve mimari ihtişamı (İrem) öne çıkaran "kibirli insan" tipolojisinin adı olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ismin zikredilmesinin, muhataplara kendi tarihsel köklerindeki trajik bir sonu hatırlatarak, mevcut tutumlarını sorgulatmaya yönelik bir sosyo-teolojik uyarı olduğunu belirtir.
Cehedû (جَحَدُوا)
Sözcüğün kökeni cim-ha-dal köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyi bildiği ve kabullendiği halde inkar etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "cuhûd" kavramını sıradan bir inkârdan ayırarak; kalpteki bilgiyi ve tasdiki dille kasten reddetmek (epistemolojik inat) olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, bu fiilin kullanımının Âd kavminin peygamberin mesajındaki hakikati idrak etmelerine rağmen, statükolarını korumak adına giriştikleri "bilinçli bir gerçeklik tasfiyesi" olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu eylemin ahlaki bir düşüşü temsil ettiğini ve kişinin kendi iç tutarlılığını ilahi hakikate karşı feda etmesini simgelediğini ifade eder.
Bi-âyâti (بِآيَاتِ)
İşaret ve delil anlamına gelen bu kelime hemze-ye-ye kökünden türemiştir. İbn Fâris, kökün asıl manasının "bir şeye ulaştıran açık alamet ve mucize" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "âyet" kavramını hem varlığın her bir zerresindeki ilahi işaretler hem de peygamberlere verilen mucizevi kanıtlar olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin teknik manasının Süryanicedeki "âthâ" (alamet) kelimesiyle semantik bir bağ taşıdığını belirtir. Toshihiko Izutsu, ayetleri Allah ile insan arasındaki "dilsel ve varlıksal iletişim kanalları" olarak görür. Prof. Dr. Sadık Kılıç, Âd kavminin "ayetleri inkar etmesi"ni, varoluşun kendilerine sunduğu tüm ilahi verileri ve anlam sistemini reddeden bir "ontolojik körlük" olarak tahlil eder.
Rabbihim (رَبِّهِمْ)
Kökü ra-be-be olan bu isim, sahip olmak ve terbiye etmek manasına gelir. İbn Fâris, kökün temel anlamının bir şeyi ıslah etmek ve onu olgunluğa ulaştırana kadar yönetmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Rab" kavramının burada yaratılanın her an ihtiyaç duyduğu şefkatli bir otoriteyi temsil ettiğini vurgular. Bu kelimenin kavmin isyanıyla birlikte zikredilmesini inceleyen Prof. Dr. Sadık Kılıç, insanın kendisine hayat veren ve kendisini vareden "asli kaynağa" (Rab) karşı giriştiği bu reddedişin, varoluşsal bir nankörlük ve temel bir kopuş olduğunu analiz eder.
Asav (وَعَصَوْا)
İsyan etmek anlamına gelen bu fiil ayn-sad-ye köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "değnek (asa) gibi sertleşmek" ve "itaatten çıkmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "isyân" kavramını kişinin iradesini ilahi emirlerin aksine kullanması ve sarsılmaz bir inatla itaati reddetmesi olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, isyan eyleminin Kur'an'da peygamberlik otoritesine karşı kabilevi bir "bağımsızlık" ve "dikbaşlılık" iddiası olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "asa" köküyle olan bağına dikkat çekerek; bunun sadece bir reddediş değil, kalbin ve ruhun hakikate karşı bir odun gibi "sertleşmesi" halini tasvir eden sarsıcı bir metafor olduğunu belirtir.
Rusulehû (رُسُلَهُ)
Elçiler anlamına gelen bu kelime ra-sin-lam kökünden türemiştir. İbn Fâris, kökün asıl manasının "bir şeyi göndermek ve serbest bırakmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "resul" kavramını Allah ile insanlar arasında aracılık eden, ilahi vahyi ulaştırmakla görevli seçkin şahsiyetler olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin teknik kullanımının diğer Sami dillerindeki (özellikle Aramicedeki "reshla") benzer kavramlarla paralel bir gelişim gösterdiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Âd kavminin "resul"ü değil "resulleri" (çoğul) inkar etmiş sayılmasının, peygamberlik kurumunun tek bir hakikati temsil eden bölünmez bir zincir olduğunu ve birini reddetmenin tümünü reddetmek manasına geldiğini vurgulayan teolojik bir ilke olduğunu analiz eder.
İttebeû (اتَّبَعُوا)
Takip etmek ve uymak anlamına gelen bu fiil te-be-ayn köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "birinin arkasından gitmek ve onun izini takip etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ittibâ" kavramını hem fiziksel bir takibi hem de bir liderin fikri ve ahlaki otoritesini gönüllüce kabul etmeyi kapsayan geniş bir eylem olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin muhatapların sadakat yönelimini gösterdiğini belirtir. Izutsu'ya göre Âd kavmi, ilahi rehberliği bırakıp beşerî ve zorba bir otoriteye "tabi olmayı" (ittibâ) seçerek ahlaki ve siyasi bir tercih yapmıştır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kullanımın toplumun kendi sonunu hazırlayan "yanlış otorite seçimi"ni deşifre eden sosyolojik bir analiz olduğunu vurgular.
Emre (أَمْرَ)
İş ve buyruk anlamına gelen bu isim elif-mim-ra köküne dayanır. İbn Fâris, kökün temel anlamının "bir şeyi işaret etmek ve buyurmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "emr" kavramının Kur'an'da bazen bir sözlü komutu, bazen de birinin takip ettiği yolu/işi ifade ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, burada "emr" kelimesinin "cebbarların düzeni" ve "yaşam tarzı" anlamında kullanıldığına dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, peygamberin tebliğ ettiği ilahi "emr"in karşısına, zorbaların kendi hegemonyalarını kurmak için ürettikleri beşerî "emr"in (buyruğun) konulduğunu ve kavmin bu sahte emre uymayı seçtiğini analiz eder.
Cebbârin (جَبَّارٍ)
Zorba anlamına gelen bu isim cim-be-ra kökünden türemiştir. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "ıslah etmek (kırığı sarmak)" veya "zorlamak ve yücelmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "cebbâr" kavramını Allah'a nispet edildiğinde "düzeltici ve galip" anlamına gelirken, insana nispet edildiğinde "kibirli, başkasına boyun eğmeyen ve haddi aşan zorba" olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, cebbarlık sıfatının Kur'an'da mutlak bir "iktidar çılgınlığı"nı temsil ettiğini; bu kişilerin yeryüzünde tanrısal bir güç iddiasında bulunan beşerî zorbalar olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin Âd kavminin yönetici seçkinlerini (mele') nitelediğini ve onların varoluşsal bir "taşma/haddi aşma" içinde olduklarını simgeleyen ontolojik bir kavram olduğunu belirtir.
Anîdin (عَنِيدٍ)
İnatçı ve dirençli anlamına gelen bu sıfat ayn-nun-dal köküne dayanır. İbn Fâris, kökün temel manasının "yoldan sapmak, gerçeğe karşı direnmek ve aykırı davranmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "anîd" kavramını hakikati bildiği halde kasten yoldan ayrılan ve kendisine sunulan her türlü delile karşı dogmatik bir direnç gösteren "katı inatçı" olarak tanımlar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "anîd" kelimesinin mübalağa kalıbında olmasının, bu inadın artık bir kişilik özelliği haline geldiğini ve değişime kapalı bir "psikolojik kilit" oluşturduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu nitelemenin kavmin peygambere karşı sunduğu tüm itirazların rasyonel bir zemini olmadığını, sadece "karşı durma" (inat) üzerinden şekillenen irrasyonel bir reddediş olduğunu analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla