Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hûd Sûresi, 51. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hûd Sûresi, 51. Ayet

    يَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْراًۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى الَّذ۪ي فَطَرَن۪يۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Yâ kavmi lâ es-elukum ‘aleyhi ecrâ(an)(s) in ecriye illâ ‘alâ-lleżî fetaranî(c) efelâ ta’kilûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Ey kavmim! Bunun karşılığında ben sizden bir ücret istemiyorum; benim hizmetimin karşılığı ancak beni yaratana aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

      Ey kavmim! Bunun karşılığında ben sizden bir ücret istemiyorum; benim hizmetimin karşılığı ancak beni yaratana aittir. Bu ayet muhtelif yerlerde zikredilmişti. En doğrusunu Allah bilir ya, Hud aleyhisselam onlara şöyle demiş olmalıdır: Ben davetime karşılık sizden bir ücret istemiyorum ki, o ücretin getireceği yük sizin davetimi kabul etmenizi engellesin! Öyleyse sizin davetimi kabul etmenizi engelleyen ve beni reddetmenize sebep olan nedir? Aksine ben yaptığım bu davetle size arzu ettiğiniz şeyleri vadediyorum. Davet ettiğim şeyi kabulden ve onun üzerinde düşünmekten sizi alıkoyan nedir? Ben size elçi olarak geldim, size mucizeler ve deliller getirdim, hala aklınızı kullanmıyor musunuz? ... Yahut onların mucizeler ve deliller olduğu konusunda hala aklınızı kullanmıyor musunuz? Veyahut Allah birdir, O her şeyin Rabb'idir ve her şeyin yaratıcısıdır, hala aklınızı kullanmıyor musunuz?​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kavmi (قَوْمِ)

        Sözcüğün kökeni kef-vav-mim köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "dikilmek, ayakta durmak ve bir grup insanın bir araya gelerek bir bütünü oluşturması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavm" kelimesini başlangıçta sadece erkekler topluluğu için kullanılan bir terim iken, zamanla bir peygambere veya lidere bağlı olan tüm topluluğu kapsayacak şekilde genişlediğini ifade eder. İsfahânî'ye göre bu bağ, sadece biyolojik değil, aynı zamanda ortak bir amaç etrafında "ayakta durma" iradesidir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın "kavm" kavramını kabilevi (asabiyet) bir aidiyetten çıkarıp, ilahi hitabın muhatabı olan "ahlaki bir cemaat" formuna dönüştürdüğünü tahlil eder. Ayetteki "Ey kavmim" hitabı, peygamberin kendi toplumuna karşı duyduğu aidiyeti ve onlara olan şefkatli yaklaşımını simgeler.

        Es’elüküm (أَسْأَلُكُمْ)

        Bu fiil sin-e-lam kökünden türemiştir. İbn Fâris, kökün asıl manasının "bir şeyi istemek, talep etmek veya bir bilgiye ulaşmak için başvurmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sual" eyleminin bazen maddi bir menfaat (dilencilik veya ücret), bazen de bir hakikati öğrenme arzusu için kullanıldığını aktarır. Ayetteki "Sizden (bir ücret) istemiyorum" ifadesi, peygamberlik görevinin karşılıksız ve çıkarsız olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kullanımının, peygamberin davasındaki samimiyetini kanıtlayan en güçlü hukuki ve ahlaki savunma olduğunu; muhatapların zihnindeki "peygamberlik üzerinden maddi kazanç sağlama" şüphesini kökten reddettiğini analiz eder.

        Ecran (أَجْرًا) ve Ecriye (أَجْرِيَ)

        Kelimenin kökeni elif-cim-ra köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir emeğin veya işin karşılığı olarak verilen bedel, ücret ve karşılık" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ecir" kavramını özellikle yapılan iyi işlerin sonucunda elde edilen dünyevi veya uhrevi mükafat olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, ecir kavramının Kur'an'da ticari bir dilden (satın alma/kiralama) teolojik bir dile evrildiğini; insanın amellerinin ilahi bir teraziyle "değerlendirildiği" yeni bir ahlak ekonomisi kurduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin "ücret/karşılık" anlamındaki teknik kullanımının diğer Sami dillerindeki (özellikle Aramicedeki "agrâ") benzer kavramlarla tarihsel bir paralellik taşıdığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu ikili vurgunun (sizden ücret istemiyorum / benim ücretim Allah'adır), risalet davasının profesyonel bir meslek değil, adanmışlık gerektiren ilahi bir sorumluluk olduğunu gösterdiğini vurgular.

        Fataranî (فَطَرَنِي)

        Bu fiil fe-tı-ra kökünden türemiştir. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyi boyuna yarmak, ikiye ayırmak ve ilk kez meydana getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "fatr" kavramını Allah'ın varlığı yokluk karanlığından çekip çıkararak yaratması ve ona özgün bir yapı (fıtrat) vermesi olarak tanımlar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "beni yaratan" (fataranî) ifadesinin ontolojik bir "başlangıç" vurgusu taşıdığını; peygamberin kendi varlığını mutlak bir kaynağa bağlayarak, sahte otoritelerin meşruiyetini yıktığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin seçilmesinin, yaratıcının sadece bir "yapıcı" değil, varlığın özünü ve doğasını bizzat belirleyen (fıtrat veren) yegâne güç olduğunu muhataba hatırlattığını analiz eder.

        Ta’kılûn (تَعْقِلُونَ)

        Ayn-kaf-lam köküne dayanır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi bağlamak, hapsetmek ve engellemek" olduğunu (deveyi bağlamak gibi) belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "akl" kavramını insanı çirkin işlerden ve yanlış inançlardan alıkoyan, onu hakikate "bağlayan" manevi bir bağ olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, aklın Kur'an'daki fonksiyonunu, sadece rasyonel bir mantık yürütme değil; insanın tutkularını (cehl) dizginleyerek ilahi hakikatleri kavrayan "ahlaki bir bilinç" olarak tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin sonundaki "Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?" uyarısının, peygamberin sunduğu rasyonel argümanlar (karşılık beklememesi ve yaratılış gerçeği) karşısında muhatapların içine düştüğü mantıksal tutarsızlığı ve zihinsel donukluğu eleştiren sarsıcı bir retorik olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X