قَالَ يَا نُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَۚ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنّ۪ٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hûd Sûresi, 46. Ayet
Daralt
X
-
Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.
Onun yapbğı iyi olmayan bir iştir. Bu ayeti Resulullah'ın (s.a.) tenvinsiz olarak, o iyi olmayan bir iş yaptı anlamına gelecek şekilde "amile gayra salih" (صَالِحٍ غَيْرَ عَمِلَ) diye okuduğu rivayet e~ilmiştir. İbn Mesud (r.a.) ayeti tenvinli olarak "amelun gayru salih" (صَالِحٍ غَيْرُ عَمَلٌ) diye okudu. Tenvinsiz okunduğunda ayet, senin oğlun iyi olmayan bir iş yaptı anlamına gelir. Tenvinli okunduğunda ise, en doğrusunu Allah bilir ya, senin talebin iyi olmayan bir iştir anlamına gelir. Oğluna hamledilerek her iki kıraat da caizdir. Tenvinsiz olunca o iyi olmayan bir iş yaptı, küfür fiilini işledi manasına gelir. Tenvinli olunca onun üzerinde iyi olmayan bir iş vardır anlamına gelir. En doğrusunu Allah bilir.
Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Bu ayet, kendisine izin verilmeyen bir talepte bulunmayı yasaklamak anlamına gelebilir; çünkü Allah'ın salatı ve selamı kendilerine olsun peygamberler, talepte bulunmaları mümkün olsa bile ancak talep etmelerine izin verildikten sonra bir şeyi isteyebilirlerdi. Yahut daha önce yaparlarsa azarlanmaya maruz kalırlardı. Peygamberler, kendilerine helal olan bir şey için bile azarlanmaya maruz kalmışlardır. Mesela Cenab-ı Hak, resulüne şöyle buyurmuştur: ''.Allah seni affetti de, doğru söyleyenler sence belli olmadan ve kimlerin yalancı olduğunu bilmeden niçin onlara izin verdin?". Yüce Allah "De ki: Bundan böyle benimle asla sefere çıkmayacaksınız" mealindeki ayetle de ona oturmasını emretti, çıkmasını yasakladı.
Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum. Cenab-ı Hak "Sakın cahillerden olma!" mealindeki ayetle Resulullah'ı (s.a.) ikaz etmişti. Her ne kadar onun cahillerden olmadığı malum ise de, buna benzer ayetler vardır. ismet sıfatının nehyetmeye engel teşkil etmediğini, aksine nehyin ısmet niteliğini daha net ortaya çıkardığını daha önce söylemiştik.
Yorumu Yorumla
-
Leyse (لَيْسَ)
İbn Fâris, lam-ye-sin kökünden türeyen bu kelimenin bir şeyi olumsuzlamak (nefy) için kullanılan bir edat olduğunu, temelinde bir varlığın veya niteliğin yokluğunu ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "leyse"nin bir durumun özneden mutlak surette ayrılmasını bildirdiğini; ayetteki kullanımıyla Nuh'un oğlunun "aile" (ehl) vasfından ontolojik olarak koptuğunu ilan eden kesin bir reddediş olduğunu vurgular. Kelimenin semantik işlevini tahlil eden Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ifadenin sadece bir "değildir" beyanı olmadığını, aksine biyolojik bağın ilahi hakikat karşısında hiçbir hükmünün kalmadığını bildiren teolojik bir hüküm cümlesi olduğunu ifade eder.
Ehlike (أَهْلِكَ)
İbn Fâris, elif-he-lam kökünün temel anlamının bir yere alışmak, yerleşmek ve oradakilerle ünsiyet (yakınlık) kurmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ehl" kavramının başlangıçta aynı meskeni paylaşan akrabalar için kullanıldığını, ancak Kur'an terminolojisinde inanç ve yol birliğinin biyolojik nesep bağının önüne geçtiğini savunur. Bu kavramın cahiliye döneminden Kur'an'a geçişteki zihniyet dönüşümünü inceleyen Toshihiko Izutsu, İslam öncesi Arap toplumunda "ehl" kavramının mutlak bir kan bağına (asabiyet) dayandığını, bireyin ailesinden kopmasının imkansız görüldüğünü belirtir. Izutsu'ya göre Kur'an, bu ayette "o senin ailenden değildir" diyerek "ehl" kavramını biyolojik olandan teolojik olana kaydırmış; nesep birliğini iman birliğinin altına yerleştirerek radikal bir aile tanımı yapmıştır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin kullanımının, peygamberin beşeri (babalık) algısı ile ilahi adaletin "ehl" tanımı arasındaki mutlak farkı ortaya koyduğunu ve dini aidiyetin genetik mirastan daha üstün olduğunu vurguladığını analiz eder.
Amelun (عَمَلٌ)
İbn Fâris, ayn-mim-lam kökünün asıl manasının bir şeyi yapmak, bir eylemde bulunmak ve gayret sarf etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "amel" kavramını rastgele yapılan hareketlerden (fiil) ayırarak, ancak akıl, irade ve belli bir gaye ile gerçekleştirilen şuurlu eylemler için kullanıldığını vurgular. Ayetteki "innehu amelun gayru sâlih" (o, sâlih olmayan bir ameldir) ifadesindeki derin mecazı tahlil eden Toshihiko Izutsu, burada kişinin bizzat kendi eylemine (ameline) indirgendiğine dikkat çeker. Izutsu'ya göre Kur'an'ın bu dilsel tercihi, insanın varoluşsal kimliğinin artık nesebiyle değil, bizzat kendi ahlaki ve teolojik tercihleriyle (amelleriyle) tanımlandığı yeni bir insan tipolojisini inşa etmektedir. Prof. Dr. Sadık Kılıç ise bu ifadeyi ontolojik bir "özdeşleşme" olarak okur; çocuk artık Nuh'un bir parçası değil, kendi kötü amellerinin bir bütünü haline gelerek babasından bağımsız ve olumsuz bir varlık kazanmıştır.
Sâlih (صَالِحٍ)
İbn Fâris, sad-lam-ha kökünün temel anlamının "fesad"ın (bozulmanın) zıddı olarak düzgünlük, iyilik, yararlılık ve uyum olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "salah" kavramını bir şeyin olması gereken fıtri yapısını koruması ve ilahi maksada hizmet edecek hale gelmesi olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an ahlak sisteminde sâlih amelin, imanın dışa vuran zorunlu bir parçası olduğunu ve kaotik dünyayı onaran (ıslah eden) bir nitelik taşıdığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki "gayru sâlih" (sâlih olmayan) nitelemesini varlıkbilimsel bir sapma olarak tahlil eder. Kılıç'a göre bu ifade, bir insanın inançsızlığı ve kötü tercihleri sebebiyle kendi yaratılış kodlarını bozarak ontolojik olarak "defolu/bozuk" bir varlığa dönüştüğünü resmetmektedir.
Tes'elni (تَسْأَلْنِ)
İbn Fâris, sin-hemze-lam kökünün temel manasının bir şeyi istemek veya bir şey hakkında bilgi talep etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sual" eyleminin burada peygamberin kendi bilgi sınırlarını aşan, ilahi takdirin (gaybın) alanına giren bir talepte bulunması sebebiyle bir uyarıya konu olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki sorma eyleminin peygamberin beşeri merhametiyle ilahi yasayı (sünnetullah) esnetme çabası olarak görüldüğünü; bu kelime üzerinden peygamberin bile ilahi iradenin kesinleşmiş hükümleri karşısında bir sınırının olduğunun hatırlatıldığını analiz eder.
A'izuke (أَعِظُكَ)
İbn Fâris, vav-ayn-zı kökünün asıl manasının birine iyiliği hatırlatmak, kalbi yumuşatacak ve kötülükten sakındıracak sözler söylemek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "vaaz" kavramını içinde hem bir şefkat hem de ciddi bir uyarı (korkutma) barındıran etkili öğüt olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın dikey iletişim dilinde Allah'tan peygambere yönelen teolojik bir "rehberlik" olduğunu ifade eder. Izutsu'ya göre bu eylem, peygamberi beşeri zayıflıklarından ve duygusal hatalarından korumayı amaçlayan ilahi bir "müdahale" ve "terbiye" biçimidir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, buradaki vaazın peygamberin makamını korumaya yönelik olduğunu, onu "cahillerden" olma riskine karşı sarsıcı bir biçimde uyardığını belirtir.
El-Câhilîn (الْجَاهِلِينَ)
İbn Fâris, cim-he-lam kökünün temel anlamının bilginin zıddı (cehalet) olmakla birlikte; kabalık, öfke, taşkınlık ve bir şeyi asıl yerinden saptırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, cehaleti doğru bilgiden yoksun olmak veya gerçeğin aksine bir inanca/duyguya kapılmak olarak iki boyutta tanımlar. Bu kavramın semantik yapısını derinlemesine inceleyen Toshihiko Izutsu, Kur'an öncesi Arap toplumunda "cehl" kavramının "bilgisizlik"ten ziyade "hilm"in (akılcılık, olgunluk, ağırbaşlılık) zıddı olduğunu vurgular. Izutsu'ya göre ayetteki "cahillerden olmaman için" uyarısı, Nuh'un babalık merhametinin ilahi adaletin (rasyonel hakikatin) önüne geçerek onu duygusal bir taşkınlığa (cahiliye kibrine veya körlüğüne) sürüklemesi riskine karşı yapılmıştır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin kullanımının, peygamberin bile olsa bir insanın duygusal zaaflarına kapılarak ilahi yasaları sorgulamasının Kur'an terminolojisinde "cehalet" (bilinçsizlik/usul hatası) olarak kodlandığını sarsıcı bir dille ifade ettiğini analiz eder.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla