فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هٰهُنَا حَم۪يمٌۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hâkka Sûresi, 35. Ayet
Daralt
X
-
"Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur."
Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur. “Hamîm” (حَمِيمٌ) yardımını umduğu yakın demektir. Bu ilâhî beyan, yüce Allah'ın “Artık ne aralarındaki akrabalık bağları işe yarayacak ne de birbirlerine soru sorabilecekler!” meâlindeki âyete benzer. Netice olarak âyetin mânası şöyle olur: Onun umduğu bir yakınlık veya faydalanacağı candan bir dostu olmayacaktır. Halbuki dünyada faydalanacağı ve ümit beslediği dostu vardı.
Yorumu Yorumla
-
Fe-leyse (فَلَيْسَ)
İbn Fâris, l-y-s kökünün sözlükte bir şeyin yokluğunu, mevcudiyetinin olumsuzlanmasını ve bir vasfın o andaki geçersizliğini ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "leyse" fiilinin bir niteliğin içinde bulunulan zaman diliminde (hâl) olumsuzlanması için kullanılan özel bir kalıp olduğunu, ayette ise suçlunun o dehşet anında sığınabileceği hiçbir dayanağın kalmadığını kesin bir dille nitelediğini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu olumsuzlama edatının suçlunun dünyadayken çok güvendiği tüm sosyal destek mekanizmalarının ve sığınakların ilahi mahkemede nasıl bir anda buharlaştığını, kişinin mutlak bir çaresizlik ve kimsesizlik içine düştüğünü gösteren sarsıcı bir teolojik vurgu taşıdığını tahlil eder.
El-Yevme (الْيَوْمَ)
İbn Fâris, y-v-m kökünün sözlükte güneşin doğuşu ile batışı arasındaki süreyi veya mutlak bir zaman parçasını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "yevm" kelimesinin Kur'an terminolojisinde genellikle sıradan bir zaman biriminden ziyade, büyük olayların gerçekleştiği ve özellikle kıyamet sürecinin yaşandığı o muazzam vakti (yevmü'l-kıyâme) nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın zaman felsefesinde bu kelimenin eskatolojik bir bağlamda kullanıldığında, insanın dünyevi zaman algısının durduğu ve ebedi hakikatle yüzleştiği o "belirli ve kaçınılmaz an"ı simgelediğini, burada suçlu için zamanın artık sadece bir azap dilimine dönüştüğünü tahlil eder. Angelika Neuwirth, erken Mekke dönemindeki apokaliptik sahnelerde bu lafzın, dinleyicinin dikkatini "şimdi ve burada" gerçekleşen bir hesaplaşmaya çekerek zamanın darlığını ve ciddiyetini vurgulayan edebi bir işlev gördüğünü savunur.
Hâhunâ (هَاهُنَا)
İbn Fâris, h-n-v köküyle bağlantılı olan bu lafzın, yakını ve bulunulan yeri işaret eden bir mekan zarfı olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin başındaki "ha" (tenbih/dikkat çekme) edatının, suçlunun içine düştüğü o karanlık mekanı ve çaresizliği bizzat işaret ederek vurguladığını; "işte burada, bu azap ortamında" manasıyla kişinin dünyadaki tüm kaçış noktalarının kapandığını ve azabın merkezinde hapsolduğunu gösteren mekansal bir daraltma işlevi gördüğünü tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu işaret isminin ayetin ritmindeki duraklama noktasıyla birleşerek, suçlunun etrafına bakındığında görebileceği tek gerçekliğin o korkunç yalnızlık mekanı olduğunu görselleştiren edebi bir keskinlik sunduğunu belirtir.
Hamîm (حَمِيمٌ)
İbn Fâris, h-m-m kökünün sözlükte sıcaklık, hararet, ateşin kızışması ve bir şeyin kaynaması anlamlarına geldiğini; candan dosta "hamîm" denmesinin sebebinin ise onun dostu için içten içe yanması ve onun derdiyle hararetlenmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hamîm" kavramının hem yakıcı kaynar suyu hem de insanın en zor anında yardımına koşan, onunla kader birliği yapan samimi dostu ifade ettiğini; ayette ise suçlunun o dehşet anında kendisini savunacak veya acısını paylaşacak tek bir "yakın dostunun" bulunmadığını nitelediğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninde Sami dillerindeki (İbranice ve Süryanice) hararet ve sıcaklık bildiren ortak köklerin yer aldığını, Kur'an'ın bu kelimeyle hem cehennemin fiziksel sıcağını hem de sosyal yalnızlığın yakıcılığını aynı semantik potada erittiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi yapısındaki ironiye dikkat çekerek; dünyada günahlarına ortak olan dostların (hamîm), ahiretteki o korkunç sıcaklık (hamîm) karşısında kişiyi tamamen yalnız bıraktığını, kelimenin fonetik yapısındaki mim harflerinin oluşturduğu boğuk seslenişin suçlunun içindeki o derin ve sessiz kahrı akustik olarak yansıttığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Mekke'nin kabileci yapısında kabilenin ve dostun korumasının (hamîm) hayat memat meselesi olduğunu, Kur'an'ın bu çok hayati kavramı ahiret bağlamında olumsuzlayarak, ilahi hesap gününde kabile asabiyetinin ve dünyevi dostlukların nasıl bir hiçliğe dönüştüğünü gösteren sarsıcı bir teolojik ihtar sunduğunu tahlil eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla