كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hâkka Sûresi, 24. Ayet
Daralt
X
-
"(Onlara) 'Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak afiyetle yiyin için' denilir."
Onlara 'Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak afiyetle yiyin için' denilir. Onlara geçmiş günlerde işlediklerinize karşılık, afiyetle yiyin, için; sizler geçmiş günlerinizi âhiret günlerine borç verdiniz denir. “Selufe'r-racülu li-ahar” (سَلَفَ الرَّجُلُ لِآخَرَ) denilir mânası, “birisi diğerine ihtiyaç vakti aynısını geri almak üzere borç verdi”; yahut da “Kişi sermayesini kâr beklediği eşyaya yatırdı” demektir. Ayetin ifadesine dönersek verilen mesaj şudur: Sanki kişi, canını satmakla ve kârını âhirette almak için onu ödünç ve sermaye olarak koymaktadır; “islâf”ın anlamı budur. Şöyle de yorumlanabilir kul, amelini âhiret için sermaye yapmaktadır. Ona verilen malları da Allah yolunda harcamakta ve bunu malının sermayesi yapmaktadır. Veki'in şöyle dediği nakledilir: Bize bildirildiğine göre orucu önceden tutanlara, yani dünyada oruç tutup yemeyi ve içmeyi terk edenlere yüce Allah âhirette sevaplarını verecek ve onlara “afiyetle yeyin, için” diyecektir.
Yorumu Yorumla
-
Kulû (كلوا)
İbn Fâris, e-k-l kökünün sözlükte bir şeyi çiğnemek, yutmak ve tüketerek eksiltmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ekl (yeme) eyleminin cennet bağlamında, dünyadaki gibi bedensel bir eksikliği, zaafiyeti veya açlığı gidermekten ziyade, mutlak bir lezzet, nimetlenme ve uhrevi bir haz eylemi olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, emir kipindeki bu fiilin ayette bir mecburiyet veya yasa formunda değil, ilahi bir ikram, serbestlik ve adeta "afiyet olsun" kabilinden muazzam bir lütuf, ağırlama ve şefkat ifadesi olarak yer aldığını vurgular.
İşrabû (اشربوا)
İbn Fâris, ş-r-b kökünün sözlükte suyu veya herhangi bir sıvıyı boğazdan geçirmek, yutmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şürb" eyleminin ahiret ödülü bağlamında dünyevi ve acı verici bir susuzluğu kandırmaktan çok, insanın ruhuna ve bedenine tarifsiz bir ferahlık veren, hiçbir kirlilik barındırmayan ilahi bir ikramı tatmak manasına geldiğini aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ritmine dikkat çekerek, yeme (kulû) ve içme (işrabû) fiillerinin emir kipiyle ve vav harfinin oluşturduğu akıcı, uzatmalı sesletimle peş peşe gelmesinin, ahiret nimetlerinin o ihtişamlı, coşkulu ve kesintisiz akışını akustik olarak muhataba doğrudan aktardığını belirtir.
Henîen (هنيئا)
İbn Fâris, h-n-e kökünün sözlükte bir şeyin kolay, zahmetsiz, meşakkatsiz ve son derece afiyetli olması anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin yenen veya içilen nimetin hazmının kolay, sonucunun hastalıksız ve tamamen saf bir haz barındırması durumunu nitelediğini, içinde hiçbir keder, ağırlık veya zarar potansiyeli taşımayan kusursuz nimeti ifade ettiğini aktarır. Celaleddin el-Suyuti, lafzın Arap dilinde birinin kavuştuğu nimet karşısında söylenen "afiyet olsun, yarasın, kutlu olsun" manasında bir dua ve tebrik (masdar/hal) ifadesi olarak kullanıldığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik alanında dünyevi hazların mutlaka bir eksiklik, doygunluk veya zarar potansiyeli barındırmasına karşılık, "henîen" lafzının ahiret nimetlerinin bu ontolojik ve biyolojik kusurlardan tamamen arınmış, saf ve sonsuz varoluşsal tatminini niteleyen çok özel bir teolojik terim olduğunu tahlil eder. Angelika Neuwirth, erken Mekke döneminde ahiret saadetini tasvir eden kelimelerin bu şekilde formüle edilmesinin, inancı uğruna sıkıntı çeken dinleyicide mutlak bir esenlik, güvende olma ve yeryüzündeki tüm acılardan nihai kopuş hissi uyandırdığını savunur.
Esleftüm (أسلفتم)
İbn Fâris, s-l-f kökünün sözlükte bir şeyin öne geçmesi, önceden gitmesi ve maziye karışması anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, if'al babındaki eylemin, kişinin gelecekte (ahirette) karşılığını almak üzere dünyada peşin olarak ortaya koyduğu salih amelleri, adeta uhrevi bir hesaba yatırılan manevi bir sermayeyi ve önceden gönderilen hazırlığı ifade ettiğini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin dünyadaki eylemler ile ahiretteki ödül arasındaki o sarsılmaz teolojik nedensellik bağını kurduğunu, cennet nimetlerinin keyfi veya tesadüfi bir lütuf olmadığını, bizzat kişinin dünyadaki ahlaki tercihleri ve katlandığı zorluklarla (esleftüm) önceden inşa edildiğini vurgular.
El-Eyyâm (الأيام)
İbn Fâris, y-v-m kökünün sözlükte güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi, belirli bir zaman dilimini anlattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "yevm" kelimesinin çoğulu olan bu lafzın ayetin bağlamında mutlak anlamda dünya hayatını, insanın ömrünü ve ahlaki imtihan sürecini kapsayan o sınırlı, geçici zaman dilimlerini nitelediğini ifade eder.
El-Hâliyeh (الخالية)
İbn Fâris, h-l-v kökünün sözlükte boşalmak, geçip gitmek ve ıssız kalmak anlamlarına geldiğini, zaman için kullanıldığında "mazide kalmış, hükmünü yitirmiş ve tükenmiş" demek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu sıfatın geride kalan ve bir daha asla geri dönmeyecek olan dünya günlerini anlattığını, insanın sermayesi olan zamanın geçiciliğine ve dünya hayatının bir rüya gibi sona ermişliğine vurgu yaptığını aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın zaman algısında "hâliyeh" (geçip gitmiş, içi boşalmış) lafzının, ebedi ve dolgun ahiret zamanına karşılık dünya hayatının ne kadar fani, tüketilmiş ve aslında ebediyet karşısında "boş" olduğunu simgeleyen muazzam bir ontolojik tezat oluşturduğunu tahlil eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "El-Eyyâmi'l-hâliyeh" tamlamasındaki uzun, akıcı med harflerinin (eliflerin), geçip giden yılların uzayıp kısalan ritmini, maziye karışan o zorlu zamanın hüzünlü ama bir o kadar da rahatlatıcı bitişini akustik olarak yansıttığını, cümlenin ses ahenginin insana derin bir sükunet verdiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ifadenin mümine, dünyada hakikati savunurken çektiği acıların, ibadet ederken yaşadığı zorlukların artık tamamen geçmişte kaldığını, o çileli günlerin ebediyen tükendiğini (hâliyeh) ve şimdi sadece sonsuz ve bedelsiz ödülün başladığını fısıldayan muazzam bir ilahi teselli ve psikolojik ferahlama taşıdığını tahlil eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla