Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hâkka Sûresi, 16. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hâkka Sûresi, 16. Ayet

    وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Venşakkati-ssemâu fehiye yevme-iżin vâhiye(tun)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Gök de yarılır ve artık o gün (bütün) bunların düzeni çökmüştür."

      Bazı müfessirler, inşakkat (انْشَقَّتِ) fiiline teferrakat (تَفَرَّقَتْ) “darma dağın oldu” mânasını vermişlerdir. Evet bir şey yarıldığı zaman darma dağın olur ve parçalar birbirinden ayrılır. Zaten “yarılma” da böylelikle ortaya çıkar. “Yarılma” kelimesinin kinâye yoluyla “yumuşaklık” anlamına olması da muhtemeldir. Buna göre âyetin mânası “gök, katı iken yumuşak hale gelir” şeklinde olur. Bu yaklaşımın delili “çökmeye yüz tutar” ifadesidir. Yani göğün sert ve katı olduğu ifade edilirken artık zayıftır. “(Düşün) o dehşet günü ki gökleri yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi düreriz” meâlindeki âyet de bu tefsire işaret eder. Nitekim dünyada da bir şey önce kendi özünde yumuşadıktan sonra dürülür. Göğün, içinde bulunan sakinlerinin inmesi sebebiyle yarılması da mümkündür, bu durumda gökte onun etrafında bulunan meleklerden başka kimse kalmaz. Sonra gökyüzü birbirine bitişir ve dürülmek için yumuşak hale gelir. En doğrusunu Allah bilir. Göğün yarılmasının (inşikāk, infitâr) ve açılmasının belirtilmesi, daha önce değindiğimiz açıdan mahlûkatı korkutmak için de olabilir. Bunun yanında gökte kapıların bulunması ve bunların açılması da mümkündür, bu durumda göğün “infitâr” ve “inşikāk”ı kapılarının açılması anlamına gelir. Bu mânaların yanı sıra yarılma anlamına gelen “eş-şak” (الشَّقُّ) kelimesinin göğün kapılarının açılması anlamında olmaması da mümkündür, çünkü açılma, korkutma sadedinde belirtilmiştir, (halbuki) onun kapılarının açılmasında da çok bir korkutma unsuru yoktur. “O gün o, çökmeye yüz tutar” meâlindeki âyette geçen “vâhiye” (وَاهِيَةٌ) zayıf ve gevşek demektir. Bazı müfessirler Arapçada “vehy (الْوَهْي)” kelimesinin yarmak anlamında olduğunu söylemiştir ki muhtemel bir mânadır, çünkü gök inşikāk edince yarılır.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İnşakkat (انشقت)

        İbn Fâris, ş-k-k kökünün sözlükte bir şeyi yarmak, çatlatmak, ikiye ayırmak ve parçalamak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "inşikak" kavramının katı ve bütüncül bir yapının şiddetle yarılıp açılmasını ifade ettiğini, ayetin bağlamında sağlam ve kusursuz görünen gök kubbenin kozmik bir sarsıntıyla yırtılarak nizamını kaybetmesini anlattığını aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve fonetik tahlilinde, şın harfinin yayılan fısıltılı yapısıyla ardından gelen şeddeli kaf harfinin patlamalı ve sert sesletiminin muazzam bir akustik tezat oluşturduğunu, bu uyumun devasa bir kumaşın veya kütlenin korkunç bir gürültüyle baştan başa yırtılma sesini okuyucunun kulağında canlandırdığını belirtir. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi apokaliptik retoriğinde göğün yarılması eyleminin (de-creation/yaratılışın tersine çevrilmesi) sıkça kullanılan bir motif olduğunu, varlık aleminin en sarsılmaz görünen parçasının bile bu yıkımdan kurtulamayacağı gerçeğinin dinleyicide derin bir varoluşsal dehşet uyandırdığını savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamında, başlarını kaldırdıklarında ebedi ve kusursuz bir kubbe gören Mekkeli inkarcılara, o sarsılmaz sandıkları kozmik tavanın bile ilahi irade karşısında nasıl paramparça olacağını göstererek, dünyevi güven duygularını yerle bir eden teolojik bir ihtar işlevi gördüğünü tahlil eder.

        Es-Semâ (السماء)

        İbn Fâris, s-m-v kökünün sözlükte yüksekte olmak, yücelmek ve yukarıda bulunmak anlamlarına geldiğini, insanın başının üzerinde yer alan her şeyin bu isimle anılabildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin yeryüzünü saran fiziksel kubbeyi nitelediğini ve Kur'an'da genellikle korunmuşluğu, sağlamlığı ve ilahi azameti temsil ettiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik evreninde gökyüzünün ontolojik bir istikrar ve kozmik düzen sembolü olduğunu, onun parçalanmasının sıradan bir doğa olayı değil, varlığın fiziksel ve manevi tüm kurallarının askıya alındığı mutlak kıyamet saatinin en temel göstergesi olarak işlev gördüğünü tahlil eder.

        Vâhiyeh (واهية)

        İbn Fâris, v-h-y kökünün sözlükte bir şeyin gücünü yitirmesi, gevşemesi, çökmesi ve yapısal bütünlüğünü kaybederek zayıflaması anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu sıfatın bağlarının koptuğu, direncini yitirdiği için her an dağılıp çökmeye hazır olan son derece kırılgan yapıları nitelediğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal sistemindeki zıtlıkların edebi gücüne dikkat çekerek, kudret ve ihtişamın zirvesi sayılan gökyüzünün, kıyamet anında en zayıf, en çürük ve en aciz (vâhiyeh) duruma düşmesinin, ilahi kudretin tekliğini ve evrendeki diğer tüm güçlerin iğretiliğini gösteren muazzam bir teolojik metafor olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu kelimenin dönemin muhataplarına yönelik çok sarsıcı bir kinaye barındırdığını, kainatın o devasa ve haşmetli tavanı bile ilahi azap karşısında böyle zaafiyet geçirip lime lime dökülüyorsa, kendi küçük dünyevi güçleriyle övünen insanların o günkü acziyetinin tasavvur bile edilemeyeceğini vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X