وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hicr Sûresi, 76. Ayet
Daralt
X
-
Ve innehâ (وَإِنَّهَا)
Etimolojik olarak cümlenin anlamını birbirine bağlayan "ve" (atıf/bağlaç) harfi, kesinlik bildiren "inne" (muhakkak ki / şüphesiz ki) pekiştirme edatı ve dişil üçüncü tekil şahıs "hâ" (o) zamirinin birleşiminden oluşur.
Celaleddin el-Suyuti, ayetin nahiv (dilbilgisi) ve belagat kurgusunu incelerken, bu edatlı zamirin (Şüphesiz ki o) cümlenin referans noktasını oluşturduğuna dikkat çeker. Buradaki dişil "hâ" (o) zamiri, önceki ayetlerde bütünüyle altüst edildiği anlatılan o harabeye dönmüş Lût kavminin yurduna (karye/medîne) racidir (dönmektedir). "İnne" edatı ise, bu yıkıntının mevcudiyetinin sıradan bir efsane değil, bizzat gözle görülebilecek kadar kesin, inkar edilemez bir coğrafi vakıa olduğunu gramatik olarak mühürler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Arap dilbilgisinde "ve şüphesiz o, muhakkak ki o" anlamlarına gelen bu pekiştirmeli zamirin, ayetin bağlamında altüst edilerek yerle bir edilen Sodom ve Gomore şehirlerinin kalıntılarını kesin bir dille işaret ettiğini kaydeder.
Le-bisebîlin (لَبِسَبِيلٍ)
Etimolojik kökeni "s-b-l" köküne dayanır. Başındaki "le" harfi, tekit (pekiştirme) lam'ı; "bi" ise zarfiyet (içindelik/üzerindelik) bildiren harf-i cerdir.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "uzayıp giden şey, yukarıdan aşağıya sarkıtmak, yağmurun dökülmesi ve yürünen yol" olduğunu belirtir. Ayette, "sebîl" (yol) kelimesinin başına hem "le" (elbette) hem de "bi" (üzerinde/içinde) edatlarının gelmesi; o harabelerin sapa, gözden ırak veya ulaşılmaz bir yerde değil, bizzat "apaçık ve herkesin kullandığı anayolun tam üzerinde" (le-bisebîlin) yer aldığını vurgular.
Râgıb el-İsfahânî, "sebîl" kavramını sıradan bir patikadan (tarîk) ayırarak, onun "gelip geçmesi kolay, belirgin, açık ve herkes tarafından bilinen işlek yol" olduğunu açıklar. Yüce Allah'ın helak edilen bu şehirleri bir "sebîl" (işlek anayol) üzerinde bırakması, ilahi cezanın sadece geçmişte kalmış bir infaz olmadığını; o yolu kullanan her neslin (ve her kervanın) gözünün içine sokulan evrensel bir ibret sergisi (müze) olduğunu gösterir.
Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerindeki edebi ve coğrafi kurguyu incelerken, bu "yol" (sebîl) vurgusunun Kur'an'ın ilk muhatapları için taşıdığı tarihsel gerçekliğe odaklanır. Kur'an, soyut bir mitoloji anlatmamaktadır. "Le-bisebîlin", Mekkeli tüccarların yazın Şam'a (Suriye'ye) giderken bizzat üzerinden geçtikleri o meşhur ve antik ticaret yoludur (Kızıldeniz ve Lut Gölü havzası). Ayet, coğrafyayı doğrudan teolojik bir argümana dönüştürür.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kıssadaki doğrudan muhataba (Kureyş'e) dönük psikolojik sarsıntısına dikkat çeker. Ayet, Mekke müşriklerine adeta "Uzaklarda aramayın, ticaret için Suriye'ye gidip gelirken (rıhlete'ş-şitâi ve's-sayf) ayakbastığınız o işlek yolun (sebîlin) hemen kenarında o kavmin cesetleri ve yıkıntıları duruyor, görmüyor musunuz?" diyerek, tarihi harabeleri müşriklerin kendi güncel ve ticari yolculuklarıyla yüzleştirir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "kesinlikle bir yol üzerinde, elbette bir güzergahta" anlamlarına gelen, başı tekit lam'ı ile pekiştirilmiş kelimenin, ayetin bağlamında Lût kavminin o dehşetli enkazının, insanların sürekli gelip geçtiği, göz önündeki o bilindik, apaçık Hicaz-Şam ticaret yolu üzerinde bulunduğunu kesin bir dille nitelediğini kaydeder.
Mukîmin (مُقِيمٍ)
Etimolojik kökeni "k-v-m" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "ayağa kalkmak, dikilmek, bir yerde durmak, sabit ve kalıcı olmak" olduğunu belirtir. İf'al babında ism-i fail (etken) formunda olan bu kelime (ikamet eden, yerinden ayrılmayan, sabit duran), "sebîl" (yol) kelimesinin sıfatı olarak geldiğinde; o harabelerin bulunduğu yolun geçici, silinmiş veya kaybolmuş bir güzergah olmadığını; aksine zamanın yıkıcılığına direnerek "ayakta kalan, izleri hala capcanlı duran, kalıcı" (mukîm) bir ibret yolu olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "ikamet" ve "mukîm" kavramlarını, bir varlığın gelip geçicilikten (zevalden) kurtularak varlığını, konumunu ve izini inatla muhafaza etmesi olarak tanımlar. O sapkın şehir altüst olmuş ve yok edilmiştir, ancak o yıkıntının coğrafyadaki izi ve o yol "mukîm"dir (kaldırılmamış, silinmemiştir). Yaratıcı, ibret alınması için o yıkımı dondurmuş ve adeta zamanın içine "sabitlenmiş" bir ibret anıtı (mukîm) olarak bırakmıştır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın zaman ve mekan felsefesinde bu kelimenin ontolojik işlevini tahlil eder. "Mukîm", zevalin (yok oluşun) karşısında duran kalıcılıktır. Lût kavmi kendi cürümleriyle yeryüzünden silinip "yok" olmuştur; ancak onların bu "yoklukları", Kur'an'ın anlambilimsel evreninde inananlar için evrensel bir ilahi adaletin "varlık" delili olarak "mukîm" (sürekli duran/ayakta tutulan) kılınmıştır. Harabe ölüdür, ama verdiği mesaj "mukîm"dir (diridir).
Dücane Cündioğlu, kelimenin fenomenolojik ve estetik dokusuna iner. Ona göre "mukîm", varlığın hafızaya ve coğrafyaya çakılıp kalmasıdır. Ayette muazzam bir estetik paradoks (tezat) vardır: Yaşayanlar (kavim) helak edilmiş, parçalanmış ve tarihin tozuna (ğâbirîn) karışmıştır; ancak onların bu yok oluşunun sahnesi olan o yol ve enkaz, "mukîm" (sabit/kalıcı) bir heykel gibi yolcuların gözü önüne dikilmiştir. Ölüm, ibretin kalıcılığına (ikametine) dönüşmüştür.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin kıssadaki "şahitlik" vurgusuna odaklanır. "Mukîm" (durup bekleyen / kalıcı olan), o harabelerin pasif bir taş yığını olmadığını gösterir. Onlar, kıyamete kadar o yoldan geçecek her kervana, her yolcuya ve her insana Lût kavminin ahlaksızlığını ve ilahi gazabın şiddetini haykırmak üzere o yolun kenarında adeta "ikamet eden" (nöbet tutan) sessiz ama kalıcı (mukîm) şahitlerdir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "ikamet eden, sabit, duran, kalıcı, devamlı, silinmeyen" anlamlarına gelen ism-i fail kelimesinin, ayetin bağlamında Sodom şehrinin harabelerinin bulunduğu güzergahın, yeryüzünden silinmeyip göz önünde durduğunu, gelip geçenlerin görebileceği şekilde izlerinin kalıcı bir ibret vesikası olarak muhafaza edildiğini kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla