قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hicr Sûresi, 62. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yabancı, hicr suresi, hicr suresi 62. ayet, misafir, korku, hicr 62, kavim, topluluk, halk
-
61-62. "Elçiler Lût ailesine geldiklerinde Lût onlara, "bilinmedik tanınmadık kimselersiniz" dedi."
Elçiler Lût ailesine geldiklerinde Lût onlara, "bilinmedik tanınmadık kimselersiniz" dedi. Yani siz tanınmayan bir topluluksunuz, bu beldenin halkı arasında bilinmiyorsunuz. Onlara bu sözü söylemesinin sebebi şu idi: Çünkü onun kavmi yabancılara yaptıklarını o belde halkına yapmazlardı. Görmez misin ki onlar: Seni el âlemi korumaktan menetmedik mi? dediler, Yani onlardan hiçbir kimseyi misafir kabul etmeyi sana yasaklamadık mı? En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Kâle (قَالَ)
Etimolojik kökeni "k-v-l" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "dile getirmek, konuşmak, bir düşünceyi, tespiti veya içsel bir durumu sözlü olarak ifade etmek" olduğunu belirtir. Ayette Hz. Lût'un, evine aniden giren ve insan (genç erkekler) suretinde olan misafirleri (melekleri) gördüğünde kalbine düşen o ani şüpheyi, teyakkuzu ve yabancılık hissini kelimelere dökerek (dedi/söyledi) dile getirmesini ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kavramını iradeli ve bilinçli bir hitap olarak açıklar. Hz. Lût'un "dedi" (kâle) eylemi, sıradan bir selamlama veya "hoş geldiniz" nidası değildir. Bu, ahlaksızlığın ve tecavüzün kol gezdiği bir şehirde (Sodom'da), savunmasız görünen misafirleri ağırlamanın getirdiği o ağır psikolojik yükün ve onları koruma endişesinin dışa vurulduğu, doğrudan muhatabın kimliğini sorgulayan bilinçli bir beyandır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kıssadaki dramatik kurgusuna ve diyalojik işlevine odaklanır. İbrahim kıssasında melekler "kâlû" (dediler) diyerek söze başlamışken, burada inisiyatifi Hz. Lût alır ve "kâle" (dedi) diyerek hemen sorgulamaya geçer. Çünkü İbrahim emniyetli bir çöldedir; Lût ise her an kapısının kırılabileceği sapkın bir şehrin ortasındadır ve misafirlerin kimliği onun için acil bir güvenlik/kriz meselesidir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "söyledi, dedi, dile getirdi" anlamlarına gelen kelimenin, ayetin bağlamında Hz. Lût'un, hanesine giren tanımadığı bu insanlara (meleklere) karşı duyduğu haklı tedirginliği ve onların gizemli hallerini sorgulamasını başlatan fiil olduğunu kaydeder.
İnneküm (إِنَّكُمْ)
Etimolojik olarak cümlenin anlamını kesinleştiren "inne" (muhakkak ki / şüphesiz ki) pekiştirme edatı ile ikinci çoğul şahıs "küm" (siz) muhatap zamirinin birleşiminden oluşur.
İbn Fâris, "inne" edatının, cümlenin içerdiği haberi veya tespiti her türlü şüpheden arındırıp sarsılmaz bir gerçeklik olarak muhataba sunduğunu belirtir. Hz. Lût, "siz kimsiniz?" diye doğrudan sormak yerine, "İnneküm..." (Şüphesiz ki siz...) diyerek kendi zihnindeki o kesin teşhisi (yabancılık teşhisini) misafirlerin yüzüne doğrudan, şüphe götürmez bir dille çarpar.
Celaleddin el-Suyuti, ayetin nahiv (dilbilgisi) ve belagat kurgusunu incelerken, bu pekiştirmeli zamirin (Şüphesiz siz) cümlenin psikolojik gücünü nasıl yansıttığına dikkat çeker. Lût peygamber, kendi teşhisinden (onların buralı olmadığından ve yabancı olduklarından) o kadar emindir ki, cümleyi "inne" tekit (pekiştirme) harfiyle başlatarak bu kesinliği gramatik olarak mühürler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Arap dilbilgisinde "şüphesiz siz, muhakkak ki siz" anlamlarına gelen bu edatlı zamirin, ayette Hz. Lût'un karşısında duran misafir topluluğunun kendi yaşadığı coğrafyaya veya tanıdığı insan profiline kesinlikle uymadığını vurgulamak üzere kullanıldığını belirtir.
Kavmün (قَوْمٌ)
Etimolojik kökeni "k-v-m" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "ayağa kalkmak, dikilmek, bir arada duran ve birlikte hareket eden erkekler topluluğu" olduğunu belirtir. Ayette Hz. Lût'un misafirleri tekil bireyler olarak değil de bir "kavm" (grup/topluluk) olarak nitelemesi, meleklerin (elçilerin) Lût'un hanesine organize bir birlik halinde, göze çarpan ve dikkat çeken bir topluluk olarak girdiklerini gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, "kavm" kelimesini, aralarında belirli bir bağ veya ortak bir amaç bulunan insan topluluğu olarak tanımlar. Lût'un "siz bir kavmsiniz" demesi, gelenlerin rastgele bir araya gelmiş yolcular olmadığını; duruşlarıyla, güzellikleriyle (melekûtî yansımalarıyla) ve aynı anda hareket etmeleriyle "tek bir gövde" gibi duran, dikkat çekici, özel bir kafile olduklarını idrak etmesidir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın sosyo-politik ve psikolojik evreninde bu kelimenin Lût kıssasındaki işlevini tahlil eder. Sapkınlık ve tecavüz üzerine kurulu Sodom şehrinde, yabancı ve güzel yüzlü gençlerden oluşan bir "kavm"in (grubun) bir peygamberin evine sığınması, sosyolojik olarak en büyük kriz (fitne) sebebidir. Lût'un onları bir "kavm" (grup) olarak tanımlaması, bu toplu varlığın şehirdeki sapkın "kavmin" iştahını kabartacağına dair duyduğu o derin sosyolojik dehşetin de altını çizer.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "topluluk, grup, bir arada bulunan insanlar" anlamlarına gelen kelimenin, ayetin bağlamında insan (genç erkekler) suretine bürünmüş olarak Hz. Lût'un evine gelen o şerefli melekler kafilesini, Hz. Lût'un gözünden fiziksel bir bütünlük olarak nitelediğini kaydeder.
Münkerûn (مُنْكَرُونَ)
Etimolojik kökeni "n-k-r" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "bilmemek, tanımamak, yadırgamak, bir şeyin akla veya alışkanlıklara ters gelmesi, 'uruf/ma'ruf' (bilinen/tanınan) kavramının zıddı" olduğunu belirtir. İf'al babında çoğul ism-i mef'ul (edilgen) formunda olan bu kelime (tanınmayanlar / yadırgananlar), Hz. Lût'un o misafirleri sadece "ismini bilmediği kişiler" olarak değil; halleriyle, tavırlarıyla, o kokuşmuş şehre hiç uymayan saf/temiz görünüşleriyle kendi fıtratında derin bir "yabancılık ve yadırgama" (nükr) hissi uyandıran meçhul varlıklar olarak algıladığını ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "münker/nükr" kavramını, insanın aklının, sağduyusunun veya gözünün daha önce hiç tecrübe etmediği, bu yüzden de kalbe endişe, şüphe ve teyakkuz veren şey olarak açıklar. Hz. Lût'un "Siz münkerûn (tanınmayan) bir topluluksunuz" demesi, bir düşmanlık ifadesi değil; "Siz bu ahlaksız bölgenin (Sodom'un) insanlarına benzemiyorsunuz, sizin bu saf/tanıdık olmayan haliniz, bu karanlık şehirde başınıza ve başıma çok büyük işler açacak" şeklindeki bir peygamberi kaygının teşhisidir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın psikolojik terminolojisinde "n-k-r" anlamsal alanını tahlil eder. İnsanın ilahi/melekûtî olanla ilk karşılaştığında hissettiği şey genellikle "yabancılık ve yadırgamadır" (münkeryyet). Çünkü melekût, dünyevi kalıplara (ma'ruf'a) uymaz. İbrahim meleklerin yemeğe el uzatmamalarını "yadırgamış/korkmuştu"; Lût da aynı şekilde meleklerin o şehre uymayan olağanüstü (nurani) hallerini "münkerûn" (hiç aşina olmadığım yabancılar) diyerek fıtri bir sarsıntıyla dile getirmiştir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin fenomenolojik ve estetik dokusuna iner. Ona göre "münker", varlığın o bildik, bayağı ve alışılmış dokusunun (Sodom'un kirinin) içine aniden düşen o "mutlak öteki"dir (saf formdur). Lût, misafirlerin yüzündeki o lekesizliği, o dünyevi olmayan (uhrevi) güzelliği gördüğünde; onların sadece şehre yabancı değil, maddeye (dünyaya) yabancı (münkerûn) olduklarını estetik bir sezgiyle hissetmiştir. Bu kelime, vahyin ve melekûtun yeryüzündeki o "yabancı/garip" duruşunun teyididir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kelami ve tasavvufi boyutunu incelerken, bu "tanınmazlık" (münkeryyet) durumunun aslında misafirlerin melek kimliklerini gizlemelerinden (temessül) kaynaklandığını belirtir. Melekler insan aklının "tanıyacağı" (ma'ruf) varlıklar değildir. Onlar insan formuna girseler bile, peygamberin ruhu onların ardındaki o "gayb" kokusunu alır ve onlara fıtri bir refleksle "siz tanınmayanlarsınız" (münkerûn) diyerek o ilahi gizemi fark ettiğini ortaya koyar.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "tanınmayanlar, bilinmeyenler, yadırganan yabancılar" anlamlarına gelen ism-i mef'ul (edilgen) kalıbındaki bu kelimenin, ayetin bağlamında Hz. Lût'un, Sodom gibi tehlikeli bir şehre aniden gelen, yüzleri ve tavırları o bölgenin insanına hiç benzemeyen genç erkek suretindeki meleklere karşı duyduğu derin şüpheyi, endişeyi ve onları hiç gözünün tutmadığını ifade ettiğini kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla