لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍۜ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hicr Sûresi, 44. Ayet
Daralt
X
-
"Onun yedi kapısı vardır, her kapıdan girmek üzere de onlardan birer grup belirlenmiştir."
Onun yedi kapısı vardır. Bilinen kapılar olma ihtimali olduğu gibi bu kapıların cehennemin varış yerleri olma ihtimali de vardır. Görmez misin ki yüce Allah her kapıdan girmek üzere de onlardan birer grup belirlenmiştir buyurdu. Bu beyanı kapılarla kendilerinin değil, cehenneme varış yerlerinin ve cehennemin derinliklerinin kastedildiğine işaret eder. Çünkü ancak derinlikler için belirlenmiş birer parça olur, kapılar için olmaz.
Hasan-1 Basrî ve Esam Onun yedi kapısı vardır ilâhî beyanındaki kapılardan, cehennem tabakaları ve derinliklerinin kastedildiği görüşündedir. Her kapıdan girmek üzere de onlardan birer grup belirlenmiştir. Ayrıca onlar, bu beyanda yahudi ve hıristiyanlar için birer kapı, Mecûsîler için bir kapı, müşrikler, münafıklar için bir kapı ve büyük günah işleyenler için bir kapı belirlenmiş olduğunun kastedildiğini söylemişlerdir. Bu iki âlim yine büyük günah işleyenler ile Sâbiîler ve dehrîler için bir kapı olduğunu belirtmişler ve onları bu kapıya dâhil etmişlerdir.
Bize göre bu âyetin zâhirî mânası kâfirler hakkındadır. Çünkü yüce Allah "Sapmışlardan sana uyacak olanlar dışında kullarım üzerinde senin hâkimiyetin yoktur buyurmuştur. "Ğavin الغاوين ile kastedilen kâfirlerdir. Yine şeytanın "Ben onları saptıracağım" sözü de böyledir. Durum bu olunca anılan cehennemin yedi kapısı küfür ehline ait olup büyük günah işleyenler oradan girmeyeceklerdir. Aslında bildikleri halde bilmez görünerek dünya ve âhiret âlemini inkâr eden ve hiçbir şeye inanmayanlar mütecâhile, cahillik için bir kapı olma ihtimali de vardır. Bir kapı da dehrîler için vardır, onlar yaratıcıyı inkâr ederler. Bir kapı da senevîler içindir. Senevîler iki tanrının varlığını kabul eden düalistlerdir. Bir kapı da müşrikler içindir, onlar Allah'ın bir olduğunu kabul ederler, fakat bir olan yaratıcıya başkalarını ortak tanırlar, heykellere ve putlara taparlar. Bir kapı yahudiler için, bir kapı hıristiyanlar için, bir kapı da münafıklar için vardır. İşte bunlar yedi kapı olup büyük günah işleyenler için adlandırılmış bilinen bir kapı yoktur, o kapıların hepsi kâfirler içindir.
Yorumu Yorumla
-
Lehâ (لَهَا)
Etimolojik olarak mülkiyet, aidiyet ve ihtisas (özel kılma) bildiren "li" (için/ait) harf-i ceri ile "o" (dişil) anlamına gelen "hâ" zamirinin birleşiminden oluşur.
İbn Fâris, bu edat yapısının bir şeyin kime veya neye ait olduğunu, mülkiyetin veya özelliğin sınırlarını kesin olarak çizmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki "lehâ" (onun / ona ait) ibaresindeki zamir, bir önceki ayette zikredilen "Cehennem" ismine dönmektedir. Bu yapı, cehennemin sıradan bir mekan olmadığını; kendine has sınırları, mimarisi ve mutlak bir ontolojik tasarımı (kapıları) bulunduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "li" edatının tahsis (özel olarak ayırma) işlevine dikkat çeker. Cehenneme "ait" olan bu kapılar, o mekanın dehşetini ve dışarıya kapalı, iç içe geçmiş hapishane yapısını vurgular. Cehennem, azgınları içine çekmek ve onları orada tutmak üzere özel olarak tasarlanmış, ontolojik bir "sahiplik" (aidiyet) mekanıdır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki dramatik ve kişileştirici (teşhis) işlevine odaklanır. Kur'an, cehennemi sadece cansız bir ateş çukuru olarak değil; kapıları olan, öfkelenen, içine atılanları yutan ve adeta şuuru olan devasa bir kozmik zindan/canavar olarak tasvir eder. "Onun (lehâ) kapıları vardır" vurgusu, bu sarsıcı kişileştirmenin edebi bir uzantısıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Arap dilbilgisinde aidiyet ve sahiplik bildiren bu yapının, ayetin bağlamında birazdan sayılacak olan yedi kapının ve o dehşetli mimarinin doğrudan doğruya cehenneme ait yapısal bir özellik olduğunu kaydeder.
Seb'atü (سَبْعَةُ)
Etimolojik kökeni "s-b-a" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "yedi sayısı" olduğunu belirtir. Ayette cehennemin kapılarını niteleyen bu sayı, şeytana uyan azgınların gireceği o mutlak azap yurdunun kaçınılmaz katmanlarını ve devasa genişliğini niceliksel olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, Arapçada yedi (seb'a), yetmiş ve yedi yüz gibi sayıların her zaman matematiksel/kesin bir adet bildirmeyebileceğini; bu sayıların çoğunlukla "kesret" (çokluk), kuşatıcılık ve sonsuzluk kinayesi olarak kullanıldığını açıklar. Buna göre "yedi kapı", cehennemin girişlerinin ve azap türlerinin sayısızlığını, kötülüğün çok boyutluluğunu sembolize eden kozmik bir rakamdır.
Arthur Jeffery, kelimenin filolojik ve tarihsel kökenine dair antik metinlere atıf yapar. Kur'an'daki "cehennemin yedi kapısı" motifinin, köken itibarıyla antik Yakındoğu, Babil ve özellikle Yahudi eskatolojisindeki (Talmud ve Midraş metinlerindeki) "yeraltı dünyasının (Gehenna) yedi bölümü/yedi kapısı" inancıyla ortak bir terminolojik havzadan beslendiğini belirtir. Kur'an, bu evrensel eskatolojik imgeyi alarak kendi tevhidi adalet sisteminin bir parçasına dönüştürmüştür.
Gabriel Said Reynolds, "yedi kapı" ibaresini Geç Antik Çağ bağlamında okuyarak Jeffery'nin tezini geliştirir. Süryani edebiyatında ve Hanok'un Kitabı gibi apokaliptik metinlerde göklerin yedi katlı olması gibi, azap yurdunun (cehennemin) da yedi katmanlı veya yedi kapılı olması bilindik bir kozmolojik modeldir. Reynolds'a göre Kur'an, muhataplarının zihin dünyasındaki bu tanıdık mimariyi (yedi rakamını) İblis'in takipçilerinin ontolojik düşüşünü betimlemek için kullanır.
Dücane Cündioğlu, kelimenin ezoterik, fenomenolojik ve estetik dokusuna iner. Yedi (seb'atü), varlığın, göklerin ve nefsin tamamlanmışlığını (kemale erişini) veya dibe vuruşunu temsil eden şifreli bir rakamdır. Yedi kapı, insanın kendi içinde taşıdığı yedi büyük zaafın (kibir, haset, şehvet, öfke, tamah, cimrilik, gaflet gibi) dışa vurumu ve kozmik karşılığıdır. Şeytana uyanlar, dünyada hangi zaaf kapısını zorladılarsa, ahirette de cehennemin o rakamsal/ontolojik kapısından içeri gireceklerdir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "yedi" anlamına gelen kelimenin, ayette cehennemin tabakalarını, giriş yollarını ve derekelerini (aşağıya doğru inen katmanlarını) ifade ettiğini; bazı müfessirlere göre bunun kesret (çokluk) bildirdiğini, bazılarına göre ise (Cehîm, Lâzâ, Hutame, Saîr, Sakar, Hâviye, Cehennem isimleriyle) bilfiil yedi ayrı tabakaya işaret ettiğini kaydeder.
Ebvâb (أَبْوَابٍ)
Etimolojik kökeni "b-v-b" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeye girilen veya çıkılan yer, geçit, yol ve kısım" olduğunu belirtir. "Bâb" kelimesinin çoğulu olan "ebvâb" (kapılar), cehennemin tek bir homojen çukur olmadığını; aksine farklı girişleri, farklı yolları ve çok çeşitli azap kategorileri bulunan devasa, sistematik bir mimariye sahip olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, "bâb" (kapı) kavramını incelerken, bunun sadece ahşap veya demirden yapılmış fiziksel bir nesne olmadığını; aynı zamanda bir ilmin, bir amelin veya bir günahın "kategorisi/türü" (nev'i) anlamına geldiğini açıklar. Cehennemin "ebvâbı" (kapıları), yeryüzünde işlenen günahların çeşitliliğini (şirk kapısı, zulüm kapısı, kibir kapısı gibi) ve her günahın kendi ontolojik geçidini temsil eder.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kelami ve ontolojik boyutunu tahlil eder. Ona göre kapılar (ebvâb), ilahi adaletin bir yansımasıdır. Mutlak adalet, bütün günahkarları aynı kefeye koymaz. Şeytana uyanların (ğâvîn) azgınlık seviyeleri, isyan boyutları ve dünyadaki suç profilleri birbirinden farklı olduğu için, her suç tipolojisine uygun farklı bir "kapı" (giriş/azap derekesi) tasarlanmıştır. Bu kelime, cehennemdeki kozmik nizamı ve adaleti gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlambilimsel evreninde cehennem tasvirlerinin kaotik değil, son derece kategorik olduğuna dikkat çeker. "Ebvâb" kelimesi, karanlığın (dalaletin) kendi içindeki organizasyonudur. Hakikatin yolu tek ve "müstekîm" (dosdoğru bir sırat) iken, batılın ve şeytanın yolları çok ve dağınıktır. Bu yüzden cehennemin "kapıları" (ebvâb) çoğuldur; zira sapkınlığın (ğayy) türleri sayısızdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "kapılar, bölümler, girişler" anlamlarına gelen kelimenin, ayetin bağlamında cehennemin farklı derinliklere, farklı şiddette azap tabakalarına açılan çok boyutlu ve kategorik geçitlerini nitelediğini belirtir.
Li-külli (لِكُلِّ)
Etimolojik olarak tahsis/aidiyet bildiren "li" (için/ait) edatı ile "k-l-l" kökünden türeyen ve kapsayıcılık bildiren "küll" (her, bütün, tamamı) kelimesinin birleşiminden oluşur.
İbn Fâris, "k-l-l" kökünün "kuşatmak, bir araya getirmek, istisnasız bir şekilde bütünü ifade etmek" anlamı taşıdığını belirtir. Ayette "li-külli" (her biri için) şeklinde kullanılması, cehennemin yedi kapısından hiçbirinin işlevsiz, boş veya atıl kalmayacağını; her bir kapının mutlak bir doluluğa ve spesifik bir isyankar gruba tahsis edildiğini gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, "küll" kavramını, bir cinsin veya bütünün istisnasız her bir ferdini/parçasını içine alan kapsayıcı bir ifade olarak tanımlar. Allah'ın ilahi adaleti, şeytana uyan o devasa azgınlar sürüsünü (ğâvîn) kapılar arasında rastgele dağıtmaz; "her bir" (li-külli) kapı için, o kapının ontolojik ağırlığına uygun düşen günahkarlar hassas bir şekilde pay edilir.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin bağlamındaki matematiksel ve ilahi nizam vurgusuna dikkat çeker. "Li-külli" (her birine), ilahi adaletin taksimatındaki kusursuzluktur. Dünyadaki suçlar nasıl birbirinin aynısı değilse (kimi küfürde başı çeker, kimi ona sadece uyar), cehennem kapılarının (dereke) her biri de o ince farklara göre, adil bir "her biri" terazisiyle çalışır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Arap dilbilgisinde "her, her bir, tamamı" anlamlarına gelen kelimenin, ayette cehennemin yedi kapısından her birinin, içine girecek olan günahkar gruplar için özel olarak ayrıldığını ve hiçbir kapının bu ilahi taksimatın dışında kalmadığını ifade ettiğini kaydeder.
Bâbin (بَابٍ)
Etimolojik kökeni "b-v-b" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "giriş yeri, geçit ve bir şeyin sınıfı/türü" olduğunu belirtir. Önceki kelimede çoğul (ebvâb) olarak cehennemin genel mimarisi çizilirken, burada tekil (bâb) kullanılarak odak noktası daraltılır ve o devasa mimarinin içindeki "her bir tekil geçide" mercek tutulur.
Râgıb el-İsfahânî, "bâb" kelimesinin burada "menzil, derece veya menfe" (iniş yeri) anlamında ontolojik bir kategori olduğunu açıklar. Her bir "bâb", dünyada işlenen belirli bir günahın (örneğin münafıklığın, şirkin veya kibrin) ahiretteki yansımasıdır. İnsan hangi günahın "kapısını" dünyada ısrarla çaldıysa, ahirette de yüzüne o "bâb" (kapı) açılacaktır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin metindeki psikolojik etkisine odaklanır. Cehennemin "her bir kapısı" (bâb), bir yutkunma mekanıdır. İblis, insanları saptırmak için "tezyin" (süslü gösterme) ile yeryüzünde sayısız sahte "kapı" açmıştır. Allah da bu sahte kapılardan geçenleri, ahirette kendi amellerine denk düşen o karanlık "bâb"dan (geçitten) içeri sokarak mutlak adaletini tecelli ettirecektir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "kapı, sınıf, kısım" anlamına gelen kelimenin, ayetin bağlamında cehennemin aşağıya doğru inen (dereke) azap tabakalarının her bir girişini ve günahkarların kendi amellerine göre yönlendirileceği spesifik menzilleri nitelediğini belirtir.
Minhüm (مِنْهُمْ)
Etimolojik olarak "min" (den/dan/içinden) ayrılma/kısım bildiren harf-i cer ile "hüm" (onlar) üçüncü çoğul şahıs zamirinin birleşiminden oluşur.
İbn Fâris, bu yapıdaki "min" edatının, teb'îz (bir bütünün içinden bir parçayı ayırma) veya beyan (açıklama) işlevi gördüğünü belirtir. Ayetteki "onlardan" (minhüm) zamiri, daha önceki ayetlerde bahsedilen, şeytanın peşine takılmış o azgınlar (el-ğâvîn) topluluğuna işaret eder. Cehennem kapılarından girecek olanlar işte "o" azgınların ta kendileridir.
Celaleddin el-Suyuti, ayetin nahiv örgüsünü incelerken, bu zamirin cümlenin anlam bütünlüğünü nasıl bağladığına dikkat çeker. "Minhüm" (onların içinden), o devasa azgınlar sürüsünün cehennemin kapılarına geldiklerinde kaotik bir yığılma yaşamayacaklarını, o kitlenin ("hüm") içinden her bir günah türünün ayrılarak ("min") kendi kapısına doğru tasnif edileceğini gramatik olarak ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "onlardan, onların içinden" anlamına gelen bu edatlı zamirin, ayette İblis'in yolundan giden sapkınlar (ğâvîn) topluluğunu işaret ettiğini ve bu kalabalığın günahlarının ağırlığına göre gruplara ayrılarak ilgili kapılara sevk edileceğini kaydeder.
Cüz'ün (جُزْءٌ)
Etimolojik kökeni "c-z-e" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir bütünü parçalara ayırmak, bölmek, bir şeyin payı ve kısmı" olduğunu belirtir. Ayette azgınlar (ğâvîn) sürüsünün her bir kapı için ayrılmış "bir grup/parça" (cüz'ün) olarak nitelenmesi, ilahi adaletin mahşerdeki o devasa kalabalığı bile amellerine göre kategorik "parçalara" böleceğini ve hiçbir failin eyleminin diğerine karışmayacağını gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, "cüz" kavramını, bütünü oluşturan temel paylardan her biri olarak tanımlar. Cehenneme girenler bir "küll" (bütün) iseler, her bir kapıdan girecek olan zümre de o bütünün içindeki bir "cüz"dür (parçadır). Bu durum, kötülüğün de kendi içinde seviyeleri, grupları ve fraksiyonları bulunduğunu; münafıkların cüz'ü ile müşriklerin veya zalimlerin cüz'ünün ontolojik olarak birbirinden ayrıldığını ifade eder.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın eskatolojik sahnelemelerinde bu kelimenin "sınıflandırma/tasnif" işlevini tahlil eder. Ahiret (Kıyamet), mutlak bir ayrışma (fasl) günüdür. İblis yeryüzünde herkesi toptan saptırmaya (iğva) çalışmıştır; ancak hesap gününde o karmaşık kitle "cüz cüz" (grup grup) ayrılarak, ilahi adaletin terazisinde her fraksiyon kendi ontolojik ağırlığına uygun kapıya gönderilecektir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kelami ve ontolojik boyutunu incelerken, bu "parçalara ayrılma" (cüz'ün) durumunun cehennemdeki kozmik nizamı gösterdiğini belirtir. Cehennem bir kaos alanı değil, mutlak bir "ceza-i amel" (eylem-karşılık) mekanıdır. Her günahkar, dünyada ürettiği ahlaki profile denk düşen o spesifik "cüz"ün (grubun) bir parçası olarak kendi karanlığına yerleştirilecektir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "parça, kısım, pay, bölük" anlamlarına gelen kelimenin, ayetin bağlamında şeytana uyan azgınların, işledikleri günahların türüne ve ağırlığına göre mahşer gününde belirli gruplara/zümrelere ayrılmasını kesin bir dille nitelediğini kaydeder.
Maksûm (مَقْسُومٌ)
Etimolojik kökeni "k-s-m" köküne dayanır.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "bir şeyi adil bir şekilde paylara ayırmak, bölüştürmek, taksim etmek ve tartmak" olduğunu ifade eder. İsm-i mef'ul (edilgen) kalıbında olan "maksûm" kelimesi, bu pay etme ve gruplara ayırma işleminin rastgele, tesadüfi veya kaotik olmadığını; bizzat Allah'ın ezelî ilmiyle, mutlak adaletiyle ve kusursuz bir kantarla "pay edilmiş, taksimi kesinleşmiş" bir hüküm olduğunu bildirir.
Râgıb el-İsfahânî, "kısm/kısmet" kavramını, adaletin şaşmaz bir terazisiyle hak edene hakkını (veya cezasını) vermek olarak tanımlar. Cehennem kapılarındaki bu grupların "maksûm" (taksim edilmiş) olması, hiçbir isyankarın başka bir kapının azabını çekmeyeceğini, herkesin dünyadaki günah faturasına tamı tamına denk gelen o spesifik azap payını/kısmını alacağını gösterir. Bu, ilahi adaletin cehennemdeki matematiksel tecellisidir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin fenomenolojik ve estetik dokusuna iner. Ona göre "maksûm", evrende tesadüfe ve abesliğe yer olmadığının kanıtıdır. İblis yeryüzünde "kaos" yaratmaya, hakikati bulandırmaya çalışmıştır. Ancak ahirette kötülük bile bir "nizam" içine alınır. Varlık, kendi işlediği günahın hiyerarşisine göre estetik ve adil bir "taksimata" (kısmete) tabi tutulur. Cehennemin kapılarındaki o gruplar "maksûm"dur; yani ilahi adalet kılıcıyla kesinkes ayrılmış, pay edilmiş ve sınırları çizilmiştir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte "bölünmüş, pay edilmiş, taksimatı yapılmış" anlamlarına gelen ism-i mef'ul (edilgen) kalıbındaki bu kelimenin, ayetin bağlamında şeytana uyan günahkarların rastgele değil, dünyadaki küfür ve isyan derecelerine göre son derece adil ve kesin bir ölçüyle gruplara (cüzlere) ayrılarak cehennemin ilgili kapılarına sevk edileceklerini kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla