مَا قَطَعْتُمْ مِنْ ل۪ينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِق۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Haşr Sûresi, 5. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: kesme, hurma ağaçları, haşr 5, haşr suresi, ilahi izin, fasıkları alçaltma, bırakma, haşr suresi 5. ayet, ağaç, allah, fasık
-
"Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz de kökleri üzerinde ayakta bırakmanız da Allah'ın izniyledir ve bu, yoldan çıkmışların burunlarını sürtmesi içindir."
Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz de kökleri üzerinde ayakta bırakmanız da Allah'ın izniyledir. Rivayet edildiğine göre yahudiler müslümanlara, "siz, Allah kötülük yapmayı sevmez diyorsunuz, hurma ağaçlarını keserek siz kötülük yapıyorsunuz" diye söylemiş. Ancak böyle bir şey, ihtimal dâhilinde gözükmemektedir, çünkü Cenâb- Hak bundan önce, "Onlar evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı" diye buyurmuştu. Onlar kendi evlerini gönül hoşluğuyla tahrip ediyorlar idiyse, ağaçların kesilmesine razı olmamaları nasıl izah edilebilir? Mâlumdur ki evlerin tahrip edilmesinden sonra artık ondan faydalanmak ümidi kalmamıştır. Fakat hurma ağacını kestikten sonra bilahare ondan faydalanılabilir. Bütün bunlara rağmen şayet o haber doğru ise, bize göre onun yorumu şöyle olmalıdır: Müslümanların, onları ölümle korkutmuş olmaları mümkündür, bunun üzerine onlar şöyle demiştir: Siz bizi öldürürseniz, bu hurmalar zaten sizin mülkünüz olacak, bu durumda kendi mülkünüzü neden yok ediyorsunuz?
Cenâb-ı Hakk'ın, hurma ağaçlarının kesilmesine izin vermesi de, birkaç şekilde yorumlanabilir: Birincisi, müslümanların onlarla savaşmalarının sebebi, mallarına karşı duydukları arzu değildir, aksine Allah'a ve resûlüne teslim olmaları ve O'nun dinine boyun eğmeleri içindir. Ayet bu durumu beyan etmektedir.
İkincisi, bu malların dokunulmazlığı ancak mal sahiplerinin dokunulmazlığı halinde söz konusudur. Mal sahiplerinin dokunulmazlığı hükmü kendilerinin öldürülmesi ve telef edilmesi mübah kılınınca, malları hakkında ne söyleyebilirsin ki?
Üçüncüsü, Azîz ve Celîl olan Allah, onlar için sürgünü takdir buyurdu. Bilinmektedir ki sürgün edilmek istenen kişilerin orada kalma ümitlerini kırmak için evlerinin tahrip edilmesi ve ağaçlarının kesilmesi halinde, sürgün daha kolay bir şekilde sineye çekilir. Bundan dolayı Cenâb-ı Hak onların sürgün edilmelerini takdir buyurunca, bu sürgün işini tamamlamak için hurmalarının kesilmesine izin vermiştir. En doğrusunu Allah bilir.
Dördüncüsü, söz konusu kimseler, yahudilerin önderleri idi. Tevrat'ın tahrifi ve değiştirilmesi de sadece dünya menfaatini arzu eden o insanlar tarafından gerçekleştirilmişti. Cenâb-ı Hak, bu yüzden onları cezalandırmak ve rezil etmek için ağaçların kesilmesine izin vermiştir. En doğrusunu Allah bilir.
Allah'ın izniyledir. Şayet bu ifadeden maksat bilgi ise o zaman Cenâb-ı Hak, onların durumlarını bildi anlamına gelir. Eğer burada bir bozma söz konusu olsaydı, mutlaka onlara engel olurdu. Şayet emir ise, Cenâb- Hak kesilmesini de, bırakılmasını da emretti demek olur. Şayet maksat Allah'ın dilemesi ise o zaman Cenâb- Hak, her iki durumu da dilemiş demektir. En doğrusunu Allah bilir. Ayetteki “lîne” (لِينَةٍ) kelimesi hurma ağacının rengi anlamına gelir. Tıpkı azık anlamına gelen "kût" (قوت) kelimesi için "kîte" (قيتة) denildiği gibi.
Yoldan çıkmışların burunlarını sürtmesi içindir. Yani fâsıkları sindirmek ve kızdırmak içindir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Katatum (قَطَعْتُمْ)
Kelimenin kökü olan k-t-a harfleri, bir bütünün parçalanması, koparılması veya bir bağın sona erdirilmesi anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün temelinde bir şeyi iki parçaya ayırmak veya bir nesneyi bütününden koparmak yattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kat" eyleminin bu ayette fiziksel bir eylem olarak ağaçların kesilmesini ifade ettiğini, ancak bu fiziksel koparmanın aynı zamanda mülkiyet ve faydalanma bağının da kesilmesi anlamına geldiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki bu fiilin sadece fiziksel bir kesmeyi değil, düşmanın direncini kırmak ve onları psikolojik olarak çaresiz bırakmak amacıyla uygulanan stratejik bir eylemi nitelediğini belirtir.
Linetin (لِينَةٍ)
Kelimenin kökü olan l-y-n harfleri, yumuşaklık, esneklik ve sertliğin zıttı anlamlarına gelir. İbn Fâris, kök anlamının yumuşaklık olduğunu ve bu bağlamda meyvesi veya gövdesi yumuşak olan değerli hurma ağaçları için kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "lîne" kelimesinin özel olarak "acve" türü dışındaki tüm değerli hurma ağaçlarını kapsayan bir isim olduğunu belirtir. Celaleddin el-Suyuti, "el-İtkân" adlı eserinde bu kelimenin kökeni hakkında farklı görüşlere yer vererek, bazı dilbilimcilere göre bu kelimenin "Esved" (Azd) lehçesinde veya Habeşçe'de "hurma ağacı" anlamına geldiğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça "yumuşaklık" anlamıyla bağının kurulduğunu ancak terminolojik olarak belirli bir hurma türünü ifade ettiğini, bunun bölgedeki tarım kültürüyle ilişkili özel bir isimlendirme olduğunu savunur.
Teraktum (تَرَكْتُمُوهَا)
Kelimenin t-r-k harflerinden oluşan kökü; bir şeyi kendi haline bırakmak, terk etmek ve vazgeçmek anlamlarını taşır. İbn Fâris, bu kökün bir nesne veya durumla olan bağı bilinçli bir şekilde kesip onu mevcut haliyle bırakmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ayetteki kullanımının ağaçların kesilmeyip olduğu gibi, dikili halde bırakılmasını ifade ettiğini; bunun bir ihmal değil, bir tercih ve irade beyanı olduğunu vurgular.
Kaimeten (قَائِمَةً)
Kelimenin kökü olan k-v-m harfleri; ayakta durmak, süreklilik, bir şeyin doğruluğu ve dengesi anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün temelinde bir şeyin dikey doğrultuda sabitlenmesi ve yıkılmadan durması anlamının yattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hurma ağaçlarının kesilmeyip "kâime" olarak bırakılmasının, onların canlılıklarını ve verimliliklerini koruyarak asıl formları üzere kalmalarını nitelediğini açıklar.
Usuliha (أُصُولِهَا)
Kelimenin e-s-l harflerinden oluşan kökü; bir şeyin temeli, kökeni ve dayandığı en alt nokta anlamlarını barındırır. İbn Fâris, "asl" kelimesinin bir şeyin başlangıç noktası ve üzerine bina edilen temel parçası olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, burada geçen "usûl" kelimesinin hurma ağaçlarının gövdeleri ve kökleri anlamına geldiğini, ağacın toprakla olan hayati bağını ve dikili durmasını sağlayan ana yapısını simgelediğini belirtir.
İzn (إِذْنِ)
Kelimenin e-z-n kökü; bilmek, duymak ve bir şeyin yapılmasına yol vermek anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün temelinde bir şeyi işitmek (kulak anlamındaki "uzun" kelimesiyle bağlantılı olarak) ve sonrasında o duruma onay vermek anlamının bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ayetteki ilahi iznin, yapılan askeri müdahalenin ve ağaç kesme eyleminin keyfi bir davranış olmadığını, doğrudan ilahi bilgi ve meşruiyet dairesinde gerçekleştiğini ifade ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an terminolojisinde "izn" kavramının ontolojik bir yetki olduğunu, hiçbir eylemin bu ilahi onay mekanizması dışında hakiki bir sonuç doğuramayacağını belirtir.
Allah (اللَّه)
İbn Fâris, bu ismin tüm varlıkların kendisine yöneldiği mutlak otoriteyi temsil ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ayette Allah isminin zikredilmesinin, savaş hukukuna dair yapılan eylemlerin (ağaç kesme gibi) ahlaki ve hukuki sorumluluğunu Allah'ın üstlendiğini ve bu eylemleri kendi iradesine bağladığını göstermek için seçildiğini açıklar. Theodor Nöldeke, ismin kullanımının burada ilahi bir tasdik mekanizması işlevi gördüğünü ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bağlamda bu ismin, Müslümanların eylemlerini meşrulaştıran nihai merciyi ve bu eylemlerin arkasındaki yüksek iradeyi temsil ettiğini belirtir.
Yuhziye (يُخْزيَ)
Kelimenin h-z-y kökü; rüsvay olmak, rezil edilmek ve boyun eğdirilmek anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün bir kimsenin onurunun kırılması ve toplum nezdinde küçük düşürülmesi anlamını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, buradaki aşağılamanın (hizy), sürgün edilenlerin kalelerinin ve mallarının tahrip edilmesiyle yaşadıkları psikolojik çöküşü ve yenilgiyi ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, "hizy" kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir ceza değil, aynı zamanda kişinin sosyal ve dini statüsünün yerle bir edilmesi, mutlak bir itibarsızlaştırma süreci olduğunu vurgular.
Fasikin (الْفَاسِقِينَ)
Kelimenin f-s-k kökü, bir şeyin kabuğundan çıkması veya asıl sınırlarının dışına taşması anlamına gelir. İbn Fâris, taze hurmanın kabuğundan çıkmasına "fesekat el-hurmetu" denilmesinden yola çıkarak, bu terimin dini anlamda meşru sınırların dışına çıkanları nitelediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fasıkın Allah'ın emirlerine uymayı terk ederek şeriatın dışına çıkan ve doğruluğu terk eden kimse olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Cahiliye dönemindeki fiziksel anlamından Kur'an'da ahlaki ve teolojik bir anlama evrildiğini, burada özellikle ahitlerini bozan ve ilahi otoriteye isyan eden grupları nitelemek için kullanıldığını vurgular.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla