اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Hadid Sûresi, 24. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: övülmeye layık, yüz çevirme, teşvik, cimrilik, hadid 24, hadid suresi, hadid suresi 24. ayet, zengin, esmaül hüsna, allah, hamd
-
"Onlar kendileri cimrilik yaptıkları gibi insanlara da cimrilik telkin ederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O her türlü övgüye lâyıktır."
Mal ve İlimde Cimrilik
Onlar kendileri cimrilik yaptıkları gibi insanlara da cimrilik telkin ederler. Bu âyet-i kerîmenin, “Allah kendini beğenen, böbürlenen hiç kimseyi sevmez” mealindeki âyetin sılası olması muhtemeldir, onun tefsiri mahiyetindedir. Bunun bağımsız bir ayet olması da mümkündür, tıpkı şu İlâhî beyanda olduğu gibi: “Böylece (kavminden) inkâra sapanlar hakkında Rabb’inin ‘Onlar artık cehennemliktir’ şeklindeki hüküm gerçekleşmiş olacak. Arşı yüklenenler ile onun çevresinde bulunanlar Rab’lerini hamd ile teşbih ederler. Buradaki “Arşı yüklenenler" ifadesi, önceki cümleden bağımsızdır. İşte buradaki âyet de böyledir. Onlar kendileri cimrilik yaptıkları gibi insanlara da cimrilik telkin ederler meâlindeki âyette geçen cimrilikten maksat, muhtemelen başka bir âyette işaret edilen cimriliktir: “Onlara, ‘Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için de harcayın’ dendiğinde, inkârcılar müminlere derler ki: Dilese Allahın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz!”. Onlar, müminlere infak etmekte yahut büyüklük ve liderlik kendilerinde kalsın diye halka infak etmekte cimrilik yaptılar. Bazı müfessirlerin söylediği gibi bu âyetin Ehl-i Kitabın reisleri hakkında gelmiş olması da mümkündür; onlar kitaplarında yer alan Muhammed aleyhisselâmın niteliklerini açıklamakta cimrilik yapmışlar, kendi emsallerinden de bunu gizlemelerini istemişlerdi.
Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O her türlü övgüye lâyıktır. Yani kim bundan yüz çevirirse bilsin ki, Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve O her türlü övgüye lâyıktır. Buradaki “ğaniyyun” (الْغَنِيُّ) kelimesi, Allah’ın sizin ibadetinize ve sizi davet etmiş olduğu işleri yapmanıza ihtiyacı yoktur anlamına gelir, çünkü Allah sizi davet etmiş olduğu işleri yapmanıza kendisinin ihtiyacı olduğu için sizi davet etmemiştir, çünkü O zatından dolayı zengindir, O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. “Hamîd" (الْحَمِيدُ) kelimesi de yaptıklarıyla övgüye lâyıktır mânasına gelir; yani sizin Muhammed aleyhisselâmın peygamberliğini reddeceğinizi bilmesi, O’nun fiilini övgüye lâyık olmaktan çıkarmaz. Düşmanlarına karşı olan fiilleri de övgüye lâyık olmanın dışına çıkmaz. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Yebhalûne (يَبْخَلُونَ) / El-Buhl (الْبُخْلِ)
İbn Fâris, b-h-l kökünün cömertliğin zıddı olan bir şeyi esirgemek, tutmak ve vermemek manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin kişinin harcaması gereken yerde malını tutması olduğunu, sadece maddi değil manevi (bilgi gibi) değerlerin saklanmasını da kapsadığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, buhl kavramının Kur'an'ın ahlak sisteminde "şükür" ve "infak"ın tam zıddı olarak konumlandırıldığını, insanın sahip olduğu mülkü mutlaklaştırarak Allah'ın lütfunu inkar etmesi halini (nankörlükle eşdeğer bir cimriliği) simgelediğini tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu eylemin sadece kişisel bir tasarruf değil, başkalarına da bu cimriliği aşılayan sosyal bir yozlaşma hali olduğunu analiz eder.
Ye'murûne (يَأْمُرُونَ)
İbn Fâris, e-m-r kökünün bir iş, durum veya buyruk manasına geldiğini; fiil formunun ise bir başkasına bir şeyi yapmasını telkin etmek veya emretmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, emir kavramının bir fiilin yapılmasını talep etmek olduğunu, ayette münafıkların veya nankörlerin sadece kendilerinin cimri olmasıyla yetinmeyip, başkalarını da bu kötü ahlaka teşvik ettiklerini vurguladığını açıklar. Toshihiko Izutsu, bu fiilin kullanımının münafık karakterinin "kötülüğü emretme" (emr-i bi’l-münker) yönüne atıf yaptığını tahlil eder.
En-Nâse (النَّاسَ)
İbn Fâris, bu kelimenin n-v-s kökünden gelip hareket etmek anlamında olduğunu veya e-n-s kökünden alışmak, ünsiyet kurmak manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "insan" kelimesinin unutmak (nisyan) köküne de dayandırılabileceğini, topluluk halindeki beşeriyeti ifade ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla Sami dillerindeki (Aramice nasha) "topluluk, halk" kavramlarıyla ilişkili olduğunu ve Arapçaya yerleşmiş en temel sosyal birim adı olduğunu ifade eder. Theodor Nöldeke, kelimenin Sami dil ailesindeki fonetik değişimlerine dikkat çekerek beşeriyetin genel adını temsil ettiğini belirtir.
Yetevelle (يَتَوَلَّ)
İbn Fâris, v-l-y kökünün yakınlık, dostluk ve idare etmek manalarına geldiğini ancak fiilin bu formunun bir şeyden yüz çevirmek, arkasını dönmek ve uzaklaşmak anlamına da evrildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tevellî" eyleminin ayetteki bağlamıyla haktan yüz çevirmek, sırt dönmek ve ilahi daveti terk etmek manasında kullanıldığını detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kişinin sorumluluklarından kaçması ve ilahi iradeye karşı bir umursamazlık içine girmesi şeklindeki ontolojik kopuşu simgelediğini analiz eder.
Allah (اللَّهَ)
İbn Fâris, bu ismin e-l-h köküne dayandığını ve ibadet edilen yegane varlık anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Allah lafzının ibadete layık tek zatı ifade ettiğini, kalplerin hayretle O'na yöneldiğini vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninin Aramice/Süryanice "Alaha" formuna dayandığını ve kadim Sami tek tanrı inancının ismi olduğunu savunur. Theodor Nöldeke, Sami dillerindeki tarihsel sürekliliğe dikkat çekerek, bu ismin Kur'an'da mutlak tevhidin merkezi kılındığını vurgular.
El-Ganiyyu (الْغَنِيُّ)
İbn Fâris, g-n-y kökünün ihtiyaçsızlık, bir şeye muhtaç olmamak ve yeterlilik manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, El-Ganiyy sıfatının varlığı bizzat kendinden olan, hiçbir şeye ve hiçbir kimseye muhtaç olmayan mutlak müstağni varlığı nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu ismin ayetin sonuna yerleştirilmesinin; insanların cimriliğinin veya yüz çevirmesinin Allah'a hiçbir zarar vermeyeceğini, O'nun hazinelerinin sonsuz ve eksilmez olduğunu vurgulayan ontolojik bir hakikat olduğunu analiz eder.
El-Hamîdu (الْحَمِيدُ)
İbn Fâris, h-m-d kökünün övmek, rıza göstermek ve sena etmek manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, El-Hamîd isminin hem zatıyla övgüye layık olan hem de kainattaki her varlığın diliyle övülen mutlak varlık manasına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu sıfatın Allah'ın mutlak iyiliğini ve yaratışındaki mükemmelliği temsil ettiğini, Ganiyy ismiyle birlikte gelerek "zenginliği cimrilikten değil, sonsuz bir cömertlik ve övülecek bir lütuftan neşet eden" eşsiz bir kemali simgelediğini tahlil eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla