Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Hac Sûresi, 24. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Hac Sûresi, 24. Ayet

    وَهُدُٓوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِۗ وَهُدُٓوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَم۪يدِ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vehudû ilâ-ttayyibi mine-lkavli vehudû ilâ sirâti-lhamîd(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Onlar sözün güzeline yöneltilmişler ve övgüye en lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.

      Onlar sözün güzeline yöneltilmişler ve övgüye en lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. Bunun dünyada ve âhirette gerçekleşmiş olması mümkündür. Dünya açısından yöneltilme ve iletilme tevhit sözcüğü ve ihlas şehadeti (kelime-i tevhid)’dir. Âhirete gelince durum şu İlâhî beyanda belirtildiği gibidir: “Orada onların duaları, ‘Sen bütün noksan sıfatlardan uzaksın Allahım!’, karşılıklı iyi dilekleri de ‘selâm’ şeklinde olacaktır. Duaları da, ‘Âlemlerin Rabb’i olan Allah’a hamdolsun diyerek son bulur”. Onların yöneltilmiş oldukları sözün güzeli işte budur. Bazıları da şöyle demiştir; Onlar sözün güzeline yöneltilmişler meâlindeki cümle ile kastedilen Kur andır. Övgüye en lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir meâlindeki cümleden maksat da İslâm ve şer‘î hükümleridir. Katâde şöyle demiştir: Onlara nefes alıp verme leri nasıl ilham edilmişse teşbih ve hamdetmeleri de ilham edilmiştir. Katâde “sözün güzeli” anlamındaki beyanla bütün güzel sözlerin kastedildiğini söylemiştir.

      “Sırâtı’l-hamîd” “sırâtullah”, yani Allah’ın yolu deyimi gibi “Allah’ın yolu” mânasında olabilir. “el-Hamîd” kelimesinin “es-sırât” kelimesinin sıfatı olması da mümkündür. O zaman övgüye değer yol, anlamına gelir. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Hüdû (هُدُوا)

        Kelimenin kökü Arapça "h-d-y" (هدي) harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "önden gitmek, karanlıkta yol göstermek, hedefe ulaşması için birine nazikçe kılavuzluk etmek" olduğunu belirtir. Gece yolculuğunda yön gösteren yıldızlara da bu kökten dolayı "hâdî" denilir. Râgıb el-İsfahânî, hidayet kavramının özünde "lütufla, şefkatle ve iyilikle doğru yöne iletme" manasının yattığını aktarır. Ayette fiilin edilgen/meçhul (hüdû / iletildiler, yönlendirildiler) formunda kullanılması teolojik açıdan büyük önem taşır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın etik yapısında hidayetin genellikle bu dünyada aktif bir "doğru yolu bulma" mücadelesi olduğunu, ancak ahiret (cennet) bağlamındaki bu kullanımda eylemin ontolojik bir lütfa dönüştüğünü belirtir. Izutsu'ya göre cennet ehli, o güzel söze kendi çabalarıyla değil, tamamen ilahi bir zarafet ve çekim gücüyle "yönlendirilirler". Prof. Dr. Sadık Kılıç, eylemin meçhul kalıbının psikolojik etkisine dikkat çekerek, bu "iletilme" halinin, dünyadaki tüm yorgunlukların bittiği, kişinin artık doğruyu aramak için yorulmadığı, ilahi bir rehberlikle doğrudan güzelliğin merkezine sevkedildiği o mutlak teslimiyet ve huzur anını dilde somutlaştırdığını ifade eder.

        et-Tayyibi (الطَّيِّبِ)

        Etimolojik olarak "t-y-b" (طيب) kökünden gelmektedir. İbn Fâris, bu kökün asıl anlamının "duyulara ve ruha haz veren, hoş, temiz, lezzetli ve arınmış olan" her şey olduğunu belirtir. Kötülüğün, kirliliğin ve bozukluğun (habîs) mutlak zıddıdır. Râgıb el-İsfahânî, "tayyib" kavramının hem maddi olarak pislikten hem de manevi olarak günah ve eksiklikten tamamen arınmış, insanın doğasına en uygun ve en mükemmel hal olduğunu açıklar. Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelimenin Kur'an'daki kullanımlarında sadece hukuki bir helallik değil, aynı zamanda estetik ve ahlaki bir kusursuzluğu ifade ettiğini belirtir. Dücane Cündioğlu, kelimenin felsefi ve estetik boyutuna inerek, buradaki "tayyib" (tertemiz/hoş) kelimesinin söz (kavl) ile birleştiğinde kazandığı anlama odaklanır. Cündioğlu'na göre, dünyada söz genellikle pragmatik, zaman zaman kırıcı veya eksiktir; ancak ahiretteki "tayyib söz", her türlü faydacılıktan, yalandan ve gürültüden arındırılmış, salt estetik bir müzik ve ruhsal bir şifa niteliğine bürünmüş saf güzelliğin ta kendisidir.

        el-Kavli (الْقَوْلِ)

        Kelimenin kökeni Arapça "k-v-l" (قول) harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "ağızdan çıkan seslerin bir araya gelerek anlamlı bir bütün oluşturması, konuşmak ve telaffuz etmek" olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kavramının sesten ibaret olmadığını, akıl ve mana taşıyan lafızların dillendirilmesi olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın iletişim felsefesini incelerken, "söz" kavramının ilahi vahiyle insan arasındaki en temel ontolojik köprü olduğunu vurgular. Bu ayette cennet nimetlerinin tasvirinde yiyecek veya içecekten önce "sözün en güzeline" (tayyibi minel kavli) yöneltilmekten bahsedilmesi, Izutsu'ya göre insanın en yüksek haz ve doyum noktasının bedensel değil, bilişsel ve estetik (işitsel) olduğuna dair muazzam bir teolojik vurgudur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dünyadaki tartışmaların, yalanların ve gürültünün (önceki ayetlerde geçen husumetin) ardından, ahiretteki ödülün "güzel/temiz söz" olarak belirlenmesinin, insanoğlunun en çok ihtiyaç duyduğu şeyin psikolojik dinginlik, onaylanma ve zihinsel sükunet olduğunu gösterdiğini ifade eder.

        Sırâti (صِرَاطِ)

        Etimolojik kökeni oldukça tartışmalı olan bu kelimenin Arapça kök harfleri "s-r-t" (سرط / صرط) olarak kabul edilir. İbn Fâris, kelimenin Arapça "yutmak" anlamına gelen "serat" kökünden türediğini, geniş ve düzgün yolun da üzerinde yürüyen yolcuyu adeta kendi içine alıp yutmasından dolayı bu mecazi ismi aldığını belirtir. Ancak bu geleneksel Arapça köken açıklaması dilbilimciler tarafından sorgulanmıştır. El-Cevâlîkî, eski Arap filologlarının da tespit ettiği üzere, "sırat" kelimesinin saf Arapça olmadığını, Rumca (Latince) kökenli Araplaşmış (muarreb) bir kelime olduğunu aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin kesin etimolojik haritasını çıkararak, kelimenin Latince "strata" (taş döşenmiş, geniş anayol - 'street' kelimesinin de kökeni) kelimesinden, Aramice ve Süryanicedeki "isṭraṭa" formu üzerinden İslam öncesi dönemde Arapçaya geçtiğini kanıtlar. Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın Geç Antik Çağ'ın bu idari ve altyapısal terminolojisini (Roma'nın taş döşeli otoyolu imgesini) alıp kendi teolojik sistemine entegre etmesini inceler. Reynolds'a göre, fiziksel olarak en güvenli, dümdüz ve kaybolmanın imkansız olduğu o devasa Roma yolları (strata), Kur'an'da Allah'a ve kurtuluşa giden tek, geniş ve sarsılmaz "ilahi güzergahın" (sırat) mükemmel bir metaforuna dönüşmüştür. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin terimsel anlamının hiçbir sapması ve eğriliği olmayan mutlak aydınlık yol olduğunu ifade eder.

        el-Hamîd (الْحَمِيدِ)

        Bu kelimenin kökü, "h-m-d" (حمد) harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "birini güzelliklerinden ve iyiliklerinden dolayı övmek, yüceltmek ve takdir etmek" olduğunu belirtir. Nankörlüğün ve yermenin (zem) mutlak zıddıdır. Râgıb el-İsfahânî, "hamd" kavramının sadece verilen bir nimete karşı duyulan sıradan bir teşekkür (şükür) olmadığını; övülen varlığın kendi zatındaki kusursuzluk, erdem ve yücelikten dolayı bilinçli olarak övülmesi olduğunu aktarır. "Hamîd" kelimesi, hem "çokça öven" hem de "zatı gereği bütün övgülere mutlak olarak layık olan" anlamına gelen mübalağalı bir sıfattır (sıfat-ı müşebbehe/ism-i mef'ul). Diyanet İslam Ansiklopedisi, ilahi isimler (Esma-i Hüsna) bağlamında "El-Hamîd"in, evrendeki tüm övgülerin nihai olarak kendisine döndüğü yegane otorite olduğunu belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), ayetin edebi ve teolojik kurgusundaki estetik kapanışa dikkat çeker. Bintü'ş-Şâtı'ya göre, ayetin ilk kısmında insanların "tertemiz söze" (tayyib kavl) iletilmesi, dilin ve ifadenin ulaşabileceği en yüksek estetik boyuttur; hemen ardından bu sözün ve yürünülen yolun (sırat) "El-Hamîd" olan Allah'a bağlanması, cennetteki o saf ve temiz sözün bizzat en büyük övgü kaynağına, yani Allah'ı yüceltmeye dönüşeceğini gösteren, sözü ve rotayı tek bir ilahi merkezde toplayan kusursuz bir dilbilimsel düğümdür.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X