Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Gâşiye Sûresi, 11. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Gâşiye Sûresi, 11. Ayet

    لَا تَسْمَعُ ف۪يهَا لَاغِيَةًۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Lâ tesme’u fîhâ lâġiye(ten)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Orada boş söz işitmezler."

      Yani orada küfür ve sahibini günaha sokacak türden herhangi bir kem söz duyulmaz. Aksine onlar Allah Teâlâ'nın niteliklerini belirttiği şekildedirler: "Onların gönüllerini düşmanlık duygularından temizledik; artık bir kardeşler topluluğu olarak sedirler üzerinde karşı karşıya oturacaklar". Kişiyi sövmeye sevk eden şey ya kalbinde sakladığı kini ve öfkesidir yahut aralarında ortaya çıkan bir düşmanlıktır. Ya da sarhoşluk ve benzeri gibi aklını başından alan bir âfettir. Allah Teâlâ cennet şarabından bu kabil olumsuz özellikleri yok etmiştir: Nitekim O meâlen şöyle buyurmuştur: "Bundan dolayı ne baş ağrısına tutulurlar ne de sarhoş olurlar". Onların göğsünden kin ve öfkeyi söküp almış her türlü sefihlik sebepleri ortadan kalkmıştır. Bu itibarla onlar ancak hoş şeyler duyarlar ve dikkate alınmayacak hiçbir söz işitmezler.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Tesme'u (تَسْمَعُ)

        İbn Fâris, bu kelimenin "s-m-a" kökünden geldiğini ve asıl anlamının kulakla algılamak, sesi hissetmek ve işitmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, işitme eyleminin sadece fiziksel bir duyum değil, aynı zamanda söylenen sözü idrak etme manası taşıdığını, bu ayetin bağlamında ise cennet ehlinin kulaklarına ulaşacak seslerin niteliğine yönelik bir durumu ifade ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, fiilin muzari (geniş/şimdiki zaman) formunda kullanılmasının, cennetteki bu huzurlu işitme durumunun kesintisiz ve ebedi bir hal olacağını, olumsuzluk edatıyla birlikte kulakların her türlü rahatsız edici sesten sürekli olarak korunacağını aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin işlevini bağlamı içinde tahlil ederek, dünyevi hayatta sıkça maruz kalınan rahatsız edici sözleri işitme eyleminin ahirette tamamen ortadan kalktığını, inananlar için tasvir edilen mutlak sükûnet ve psikolojik esenlik ortamının doğrudan işitme duyusu üzerinden pekiştirildiğini ifade ederler.

        Lâğiye (لَاغِيَة)

        İbn Fâris, "l-ğ-v" kökünden türeyen bu kelimenin asıl anlamının hiçbir faydası olmayan boş söz, hata, saçmalık ve yalan olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin akla, mantığa ve ahlaka uymayan, muhatabına zarar veren, incitici, asılsız ve değersiz her türlü konuşmayı kapsadığını; ayetin bağlamında ise cennet yurdunda bu türden en ufak bir sesin, dedikodunun veya anlamsız bir kelimenin dahi duyulmayacağını belirtir. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin etimolojik kökenindeki "faydasızlık ve hükümsüzlük" vurgusundan yola çıkarak, ahiretteki ödül yurdunda günaha sokacak, can sıkacak veya huzuru bozacak hiçbir batıl sözün bulunmadığını aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında bu kelimenin, dünyadaki inananların maruz kaldığı alay, hakaret ve anlamsız tartışmalarla eskatolojik bir zıtlık oluşturduğunu; "lâğiye"nin yokluğunun, cennetteki ontolojik sükûnetin, estetik kusursuzluğun ve mutlak huzurun en önemli göstergelerinden biri olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin anlamsal arka planındaki incitici ve boş söz kavramlarının, ahiret tasvirinde tamamen dışlanarak müminlerin psikolojik güvenliğinin sağlandığını; kulakların her türlü anlamsızlık kirliliğinden korunmasının, dünyadaki psikolojik yorgunlukları gideren ve nihai mutluluğu taçlandıran kusursuz bir esenlik hali olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X