Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Gâşiye Sûresi, 10. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Gâşiye Sûresi, 10. Ayet

    ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fî cennetin ‘âliye(tin)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yüksek bir bahçededirler!"

      İki şekilde yorumlanabilir: Birincisi: Kadri yüce, yani büyük demek olur. Bu durumda "âliye" kelimesi cennetin sıfatı olur. Onun yücelikle vasıflandırılması bu açıdan olur. İkincisi de cennetin içindekilerin makam ve dereceleri itibariyle yüksek olması olur. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cenne (جَنَّة)

        İbn Fâris, kelimenin "c-n-n" kökünden türediğini ve bu kökün asıl anlamının örtmek, gizlemek, görünmez kılmak olduğunu belirtir; ona göre bu kelime, ağaçlarının sıklığı ve dallarının gürlüğü sebebiyle toprağını ve içindekileri örttüğü için bahçe ve bostanlara isim olmuştur. Râgıb el-İsfahânî, etimolojik bağlamdaki bu "örtme ve gizleme" vasfının, ayetin bağlamında ahiret yurdundaki ebedi mükafat mahallini, insan gözünden gizlenmiş eşsiz nimetleri ve gölgeleriyle huzur veren eskatolojik mekanı ifade ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin dünyevi bir bahçeden ziyade, ağaçları ve saraylarıyla müminleri çepeçevre sarıp sarmalayan, ebedi mutluluk yurdu olan cenneti nitelediğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin köken olarak Arapça "c-n-n" köküyle organik bir bağ kurmasına rağmen, eskatolojik bir terim olarak "ahiret bahçesi, ebedi ödül yurdu" anlamında Aramice veya Süryanice "ganta" veya "gannatha" kelimesiyle tarihi ve teolojik bir etkileşim içinde Arapçaya yerleştiğini tahlil eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında kelimenin basit bir vaha veya yeşillik alan olmaktan çıkarak, ilahi rızanın tecelli ettiği, mutlak kurtuluşu ve ontolojik güvenliği temsil eden en üst düzey eskatolojik kavrama dönüştüğünü ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin bağlamı dikkate alındığında bu kelimenin, önceki ayetlerde inkarcıların maruz kaldığı çorak, yakıcı ve zillet dolu cehennem atmosferine karşı, inananlar için hazırlanmış mutlak estetik, serinlik ve huzur dolu nihai mekanı keskin bir zıtlık üzerinden tasvir ettiğini vurgularlar.

        Âliye (عَالِيَة)

        İbn Fâris, bu kelimenin "a-l-y" kökünden geldiğini ve asıl anlamının yükseklik, yücelik, yukarıda olmak ve bir şeyin üst kısmını teşkil etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem mekansal olarak fiziksel bir yüksekliği hem de derece, şeref ve kıymet bakımından üstünlüğü ifade ettiğini; bu bağlamda cennetin hem makamca çok yüce hem de konum itibarıyla yüksekte bulunduğunu açıklar. Celaleddin el-Suyuti, etimolojik kökendeki yükseklik vurgusunun, cennetin saraylarının, ağaçlarının ve mertebelerinin fiziki ve manevi yüceliğini, ulaşılmaz değerini betimlediğini aktarır. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerinde sıklıkla başvurulan bu tür mekansal yücelik tasvirlerinin, dinleyicinin zihninde aşağıda kalan azap yurdundan (cehennemden) mutlak bir uzaklığı, kusursuz bir emniyet ve ihtişam hissini canlandırmak amacıyla estetik bir formda kullanıldığını ileri sürer. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin anlamsal arka planındaki fiziksel ve manevi yükseklik imgesinin, önceki ayetlerdeki günahkarların boyun eğmişliği ve zilleti (hâşia) ile kusursuz bir tezat oluşturduğunu; bu yüceliğin müminlerin ahirette ulaştığı onurlu, eşsiz ve ulaşılmaz kurtuluş makamını psikolojik ve estetik bir derinlikle tahlil ettiğini vurgular.

        Yorum

        İşleniyor...
        X