تُسْقٰى مِنْ عَيْنٍ اٰنِيَةٍۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Gâşiye Sûresi, 5. Ayet
Daralt
X
-
4. "Kızgın bir ateşe girerler"
5. "Kendilerine kaynar su pınarından içirilir"
Kızgın bir ateşe girerler. Yaratıldığı günden itibaren tutuşturulmuş olan ve kaynar sudan içirilecekleri güne kadar da hep harlı olan kızgın cehennem ateşine girerler. Kendilerine kaynar su pınarından içirilir. Ânî, harareti son kerteye ulaşmış olan ve daha sıcak olması mümkün olmayan ısı demektir.
Yorumu Yorumla
-
Tuskâ (تُسْقَى)
İbn Fâris, kelimenin "s-k-y" kökünden türediğini ve temel anlamının birine su veya içecek vermek, sulamak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin sıvı bir maddeyi içirmek anlamında kullanıldığını, ancak ayetin bağlamında bu içirmenin susuzluğu gidermek ve ferahlatmak amacıyla değil, tam aksine azabı şiddetlendirmek için zoraki ve cezalandırıcı bir eylem olarak gerçekleştiğini belirtir. Celaleddin el-Suyuti, fiilin edilgen (meçhul) yapısına dikkat çekerek, cehennemliklerin bu kaynar suyu kendi istekleriyle değil, azabın kaçınılmaz bir parçası olarak zorla ve şiddetle içirileceklerini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin ahiret sahnesindeki zillet ve çaresizlik durumuyla bütünleştiğini, dünyadaki tatminkâr içeceklerin aksine burada içirilen şeyin bizzat bir işkence aracına dönüştüğünü tahlil ederler.
Ayn (عَيْن)
İbn Fâris, "a-y-n" kökünün görme organı olan göz, pınar, kaynak ve bir şeyin bizzat kendisi gibi çeşitli temel manalara geldiğini, burada ise yeryüzünden kaynayan su gözesi, pınar anlamında kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin fışkıran ve sürekli akan su kaynağını ifade ettiğini, bağlamı gereği bunun cehennemde yer alan ve suyu asla tükenmeyen bir azap kaynağı olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında zıtlıkların kullanımına değinerek, normalde hayat ve serinlik veren su kaynağı imgesinin burada ölümcül ve yakıcı bir azap pınarına dönüştürülerek muhatabın algısındaki sarsıcılığın artırıldığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin normal şartlarda zihinde uyandırdığı ferahlık hissinin, ahiret dehşeti tasvirinde tam zıddı bir işleve bürünerek cehennemliklerin çaresizliğini ve maruz kalacakları hayal kırıklığını derinleştiren bir korku unsuruna dönüştüğünü vurgular.
Âniye (آنِيَة)
İbn Fâris, kelimenin "e-n-y" kökünden geldiğini ve asıl anlamının bir şeyin vaktinin gelmesi, nihai sınırına ulaşması ve olgunlaşması olduğunu, sıcaklık bağlamında ise kaynamanın ve hararetin ulaşılabilecek en son noktaya varmasını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin sıcaklığı ve kaynaması son haddine ulaşmış, artık daha fazla ısıtılamayacak kadar dehşet verici bir seviyeye gelmiş suyu tanımlamak için kullanıldığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kökendeki "sınır noktasına ulaşma" manasını doğrudan cehennemdeki azabın şiddetiyle ilişkilendirerek, bu pınardan akan suyun hararetinin en üst limite çıkarıldığını ve içenlerin iç organlarını parçalayacak düzeyde bir kaynar su olduğunu aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin etimolojik temelindeki nihai noktaya erişme anlamının, fışkıran bu suyun yakıcılığının mutlak bir işkence seviyesinde olduğunu ve cehennem azabının dayanılmaz boyutunu simgelediğini tahlil ederler.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla