Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Gâşiye Sûresi, 4. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Gâşiye Sûresi, 4. Ayet

    تَصْلٰى نَاراً حَامِيَةًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Teslâ nâran hâmiye(ten)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      4. "Kızgın bir ateşe girerler"

      5. "Kendilerine kaynar su pınarından içirilir"

      Kızgın bir ateşe girerler. Yaratıldığı günden itibaren tutuşturulmuş olan ve kaynar sudan içirilecekleri güne kadar da hep harlı olan kızgın cehennem ateşine girerler. Kendilerine kaynar su pınarından içirilir. Ânî, harareti son kerteye ulaşmış olan ve daha sıcak olması mümkün olmayan ısı demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Taslâ (تَصْلَى)

        İbn Fâris, bu kelimenin "s-l-y" kökünden geldiğini ve asıl anlamının ateşe maruz kalmak, yanmak veya ateşte ısınmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ateşe girmek, onun şiddetli hararetini tatmak ve içinde kavrulmak manasında kullanıldığını ifade ederek, bu ayette yüzleri zillet içindeki kimselerin cehennem ateşinin içine atılıp doğrudan bu yakıcı azaba maruz kalmalarını tanımladığını aktarır. Celaleddin el-Suyuti, kökenindeki kızartmak ve yakmak vurgusundan yola çıkarak, kelimenin burada sürekli ve kaçınılmaz bir azap olarak cehennem ateşine girmeyi ve o ateşte bizzat yanmayı ifade ettiğini söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ve Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin bağlamı itibarıyla sadece fiziksel bir yanmadan ziyade, yorucu ve boşa giden dünyevi çabaların ardından ahirette doğrudan ateşin içine sürüklenmenin yarattığı nihai fiziksel ve psikolojik çöküntüyü, bu azabı bütün şiddetiyle bizzat yaşayıp hissetmeyi imgelediğini tahlil ederler.

        Nâr (نَار)

        İbn Fâris, "n-v-r" kökünden türeyen bu kelimenin asıl anlamının aydınlık, ışık ve ateş olduğunu, ateşin de gözle görülebilir ve yakıcı doğasından dolayı bu kökten isimlendirildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bilinen yakıcı unsur olan ateşi ifade etmesinin yanında, Kur'an bağlamında özel olarak günahkârlar için hazırlanmış, tahrip edici ve cezalandırıcı cehennem azabını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik alanında bu kelimenin sıradan bir tabiat olayından ziyade, doğrudan ilahi gazabı ve ahiret günündeki mutlak ontolojik yıkımı temsil eden merkezi eskatolojik kavramlardan biri olduğuna dikkat çeker. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerindeki kullanımına atıfla, bu tür duyusal kavramların dinleyicinin zihninde doğrudan bir korku ve uyanış yaratmak amacıyla seçildiğini, kelimenin sadece fiziksel bir nesneyi değil, kozmik ve ilahi bir cezalandırma aracını ifade ettiğini ileri sürer.

        Hâmiye (حَامِيَة)

        İbn Fâris, kelimenin "h-m-y" kökünden geldiğini ve temel anlamının şiddetli sıcaklık, kızışmak veya bir şeyi hararetle korumak olduğunu, bu bağlamda ateşin son derece kızgın halini ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin harareti doruk noktasına ulaşmış, kızgınlığı ve yakıcılığı en üst seviyeye çıkmış ateş için kullanıldığını aktarır. Celaleddin el-Suyuti, etimolojik kökenindeki aşırı sıcaklık vurgusunu cehennem ateşinin dehşetini pekiştiren bir unsur olarak ele alır ve bu kelimenin ateşin artık daha fazla ısıtılamayacak kadar şiddetli bir hararete ulaştığını gösterdiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin ayetteki işlevini tahlil ederken, bu sıfatın sadece fiziksel bir ısı derecesini bildirmekle kalmadığını, ahiret sahnesindeki dehşet atmosferini tamamlayan, muhatabın kurtuluş ümidini tamamen yok eden ve ateşin sarsıcı şiddetini psikolojik olarak da pekiştiren bir betimleme olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X