Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Fâtır Sûresi, 16. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Fâtır Sûresi, 16. Ayet

    اِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَد۪يدٍۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İn yeşe/ yużhibkum veye/ti biḣalkin cedîd(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "O dilerse sizi yok eder ve yerinize yenilerini yaratır."

      Cenâb-ı Hak bu âyette kendisinin zengin ve kudretli olduğunu haber vermektedir, o kadar ki, dilerse sizi toptan yok ederdi. Sizler de kesinlikle biliyorsunuz ki, Allah sizi kendi ihtiyacı ve menfaati için yaratmadı, size verdiği emir ve yasakları kendi menfaati için göndermedi, sadece sizin ihtiyacınız için gönderdi.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yeşe' (يَشَأْ)

        İbn Fâris, "ş-y-e" kökünün temelinde bir şeyi dilemek, istemek ve kastedip yönelmek anlamlarının bulunduğunu belirtir. "Şey" kelimesinin de Allah'ın var olmasını dilediği nesne olması bakımından bu kökten türediğini açıklar.

        Râgıb el-İsfahânî, "meşîet" kavramının, bir şeyi var etmeye yönelik ilahi irade olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, insanlığın varlığının sürdürülmesinin veya yok edilişinin Allah için hiçbir zorunluluk taşımadığını, bunun tamamen O'nun mutlak dilemesine (meşîetine) bağlı olduğunu belirtir.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde ilahi meşîetin, insan iradesinden farklı olarak karşı konulamaz ve anında gerçekleşen kozmik bir güç olduğunu analiz eder. Allah "dilediğinde" (yeşe'), O'nun niyeti ile eylemi arasında hiçbir zaman veya mekan engeli bulunmaz.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi, meşîetin Allah'ın subûtî sıfatlarından biri olan irade ile eş anlamlı kullanıldığını, evrendeki her türlü değişimin, var oluşun ve yok oluşun yegâne belirleyicisi olduğunu kaydeder.

        Yüzhibküm (يُذْهِبْكُمْ)

        İbn Fâris, "z-h-b" kökünün bir yerden ayrılmak, gitmek, geçip yok olmak anlamlarına geldiğini açıklar.

        Râgıb el-İsfahânî, "izhâb" eyleminin (ettirgen/geçişli yapı), birini veya bir şeyi ortadan kaldırmak, gidermek ve yok etmek olduğunu belirtir. Önceki ayetteki "fakîr" (muhtaç) insan tipolojisine atıfla, Allah'ın bu nankör ve isyankar kitleyi tarih sahnesinden bütünüyle silip süpürme kudretini ifade ettiğini söyler.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayetteki psikolojik ve teolojik ağırlığına dikkat çeker. "Sizi giderir/yok eder" uyarısı, sadece fiziksel bir helaki değil; insanın, ilahi plandaki varoluşsal işlevini ve kulluk bilincini yerine getirmemesi durumunda, ontolojik olarak tamamen gözden çıkarılabilir (vazgeçilebilir) bir varlık olduğunu hatırlatan sarsıcı bir tehdittir.

        Ye'ti (وَيَأْتِ)

        İbn Fâris, "e-t-y" kökünün gelmek, kolayca ve doğal bir şekilde ulaşmak, bir şeyi getirmek anlamlarına geldiğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "ityân" kavramının bir şeyi ortaya çıkarmak veya kasten bir yere varmak olduğunu açıklar. "Bi" harf-i ceriyle kullanıldığında (ye'ti bi), "beraberinde getirmek, varlık sahnesine sürmek" anlamına kavuştuğunu ve ilahi yaratmanın külfetsizliğini, anındalığını nitelediğini ifade eder.

        Halkin (بِخَلْقٍ)

        İbn Fâris, "h-l-k" kökünün bir şeyi ölçmek, miktarını takdir etmek ve pürüzsüz bir şekilde icat etmek anlamına geldiğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, daha önce var olan bir modeli veya örneği kopyalamaksızın, bir şeyi belli bir hikmet ve takdir ile yokluktan varlık alanına çıkarmak eylemidir.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki "halk" (yaratma) kavramının, dünyanın başlangıcında olup bitmiş statik bir eylem olmadığını analiz eder. İlahi iradenin her an yeni bir müdahalede bulunabileceği bu dinamik yaratış tasavvurunda, isyankar insanların yerine yepyeni bir "halk" (nesil/tür) getirme vaadi, Allah'ın yaratıcı gücünün tükenmezliğini simgeler.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi, ayetteki bu kullanımın, Allah'ın mevcut insan türüne asla mahkum olmadığını, dilediği an evrende bambaşka özelliklere ve itaat şuuruna sahip yepyeni varlıklar yaratma gücünü (kudret-i mutlakasını) teyit ettiğini kaydeder.

        Cedîd (جَدِيدٍ)

        İbn Fâris, "c-d-d" kökünün temelinde kesmek, koparmak, yenilemek ve ulu olmak anlamlarının yattığını açıklar. "Yeni" olan bir şeyin, eskisinden "kesilip ayrılmış", geçmişle bağını koparmış taptaze bir durum olması sebebiyle bu ismi aldığını belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "cedîd" kelimesinin zamanın üzerinden geçmediği, yıpranmamış ve daha önce bir benzeri görülmemiş yeni şeyler için kullanıldığını söyler. Ayette "yeni bir yaratılış" tamlamasıyla, helak edilecek neslin yerine geçecek olan ve onların inkar psikolojisini taşımayan, yepyeni bir fıtrata sahip taze bir varlık formunu nitelediğini ifade eder.

        Dücane Cündioğlu, "cedîd" kavramının etimolojik kökenindeki "kesilme/kopma" vurgusunun felsefi boyutuna dikkat çeker. Bu yeni yaratılış, eskisinin basit bir revizyonu veya ıslahı değil; geçmişle ontolojik bağın tamamen koparıldığı, eskimiş ve yozlaşmış insanın yerine yepyeni, bozulmamış bir tasarımın varlık sahnesine inşa edilmesidir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X