تَنْز۪يلٌ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fussilet Sûresi, 2. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ilim, fussilet suresi, fussilet suresi 2. ayet, fussilet 2, kuran, fussilet, arapça, rahman, rahim, nüzul, rahmet
-
1. "Hâ-mîm."
2. "Bu Kur'ân, Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın katından indirilmiştir."
Hurûf-i Mukattaa
Âyetlerin zahirinden anlaşıldığına göre burada Hâ-mîm mukattaa harfinin tefsiri, ondan sonra gelen tenzil cümlesidir. Hâ-mîm, mahzûf olan mukadder bir mübtedânın haberidir. Tenzil kelimesi de, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın katından indirilmiştir cümlesinin mübtedâsıdır. “Hâ-mîm. Kitabın indirilişi Aziz ve Alîm olan Allah’ın katmdandır” meâlindeki âyette de aynı durum söz konusudur. Hâ-mîm’lerde ve diğer mukattaa harflerinde asıl olan, dinleyeni düşünmeye ve tefekkür etmeye iletmesidir. Çünkü düşünüp tefekkür etmedikçe insanın ondan bir anlam çıkarması mümkün değildir. Çünkü o, daha önce benzerini duymadıkları bir sözdür. Dolayısıyla insanlar bu tür harflere kulak vermek, sonra düşünüp tefekkür etmek ihtiyacını duyarlar. Böylece hitaptan maksadın ne olduğunu ve lafzın icaz yönünü anlamaya çalışırlar. Bu yolla da gerçeğe ulaşırlar. En doğrusunu Allah bilir. Mukattaa harflerinin başka yönlerine daha önce temas etmiştik. Sonra Cenâb-ı Hak burada, rahmetini ve lütfunu kazanmaya özendirmek için insanlara rahmetini, hidâyetini ve lütufkârlığını hatırlatmaktadır: Hâ-mîm. Bu Kur’ân, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın katından indirilmiştir. Bundan önceki sûrenin başında Allah Teâlâ, insanların gizli ve açık kendisine isyandan, muhalefetten sakınmalarını, izzet ve şerefi Allah’a imanda aramaları için onlara izzetini, kudretini, hükümranlığını ve ilmini hatırlatıyordu: "Hâ-mîm. Kitabın indirilişi Aziz ve Alîm olan Allah'ın katındandır". En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Tenzîl (تَنْزِيلٌ)
İbn Fâris, "n-z-l" kökünün "bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesi, bir yere konaklamak veya yerleşmek" temel anlamlarına geldiğini belirtir. Tenzîl kelimesinin bağlam itibarıyla ilahi kelamın yukarıdan, yani yüce bir makamdan yeryüzüne indirilmesi eylemini karşıladığını vurgular.
Râgıb el-İsfahânî, tenzîl kelimesini, aynı kökten gelen inzal kelimesiyle morfolojik ve anlamsal bir karşılaştırmaya tabi tutar. İnzal kelimesinin bir defada ve toptan indirmeyi, tenzîl kelimesinin ise "tef'îl" vezninin doğası gereği süreç içinde, parça parça ve yavaş yavaş indirmeyi ifade ettiğini belirterek kelimenin yapısal anlamına dikkat çeker.
Toshihiko Izutsu, bu kavramı varlık ve insan arasındaki iletişim modeli çerçevesinde inceler. Yüce ve aşkın olan ilahi varlığın, kendi kelamını insanın anlayabileceği sınırlı bir dil seviyesine "indirmesi" eylemini ontolojik bir merhale olarak değerlendirir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin morfolojik yapısındaki "tef'îl" babının verdiği çokluk ve süreklilik anlamından hareketle, tenzîl kavramının kelamın ilahi kaynaktan yeryüzüne iniş sürecini tarihsel bir düzlemde ifade ettiğini belirtir. Kur'an'ın bir kerede değil, olaylar ve ihtiyaçlar çerçevesinde aşama aşama nüzul etmesinin bu etimolojik tercihle uyumlu olduğunu vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelimenin "indirmek" anlamına gelen nüzul kökünden türediğini, metnin doğrudan ilahi kaynaktan vahiy yoluyla, bir süreç dahilinde indirilmesini ifade eden temel terimlerden biri olduğunu kaydeder.
er-Rahmân (الرَّحْمَنِ)
İbn Fâris, "r-h-m" kökünün "acımak, şefkat göstermek ve yufka yürekli olmak" gibi anlamlara geldiğini tespit eder. Er-Rahmân isminin, bu kökten türeyen ve şefkati, rahmeti her şeyi kuşatan ilahi varlığa mahsus bir sıfat olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, kelimenin, merhameti hem dünyada hem de ahirette tüm mahlukatı kapsayacak kadar geniş ve sınırsız olan varlığa işaret ettiğini belirtir. Bu kelimenin mübalağa (aşırılık/büyüklük) ifade eden "fa'lân" vezninde olduğunu vurgular.
Arthur Jeffery, bu kelimenin saf Arapça bir kökten türetilmesinden ziyade dış kaynaklı olabileceğini tartışır. Kelimenin Güney Arabistan yazıtlarında "Rahmanan" şeklinde monoteistik ilahı ifade etmek için kullanıldığını, köken olarak İbranice veya Süryanice "Rahmânâ" kelimesinden Arapçaya geçmiş olabileceği görüşünü savunur.
Christoph Luxenberg, metnin dilsel yapısına dair Süryani-Arami kökenli okumalarında, kelimenin Süryanice "Rhmna" (Rahmânâ) kelimesinden türediğini ileri sürer. Bu bağlamda kelimenin etimolojik kökeninin klasik Arapçadaki salt merhamet etmekten ziyade, dönemin dini teolojisindeki sevgi ve lütuf kavramlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu iddia eder.
Celaleddin el-Suyuti, bazı dilbilimcilerin Rahmân isminin İbranice veya Süryanice kökenli (muarreb) olabileceği yönündeki iddialarını eserlerinde aktarmakla birlikte, bu kelimenin aslen Arapça "rahmet" kökünden geldiğini belirtir. Kelimenin Arap dilinin morfolojik kurallarına uygun olarak mübalağa vezninde türetildiği yönündeki hakim görüşü benimser.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Batılı dilbilimcilerin kelimeye yönelik Güney Arabistan, İbrani veya Süryani köken iddialarını aktarmakla beraber; klasik İslam bilginlerinin bu kelimeyi Arapça "r-h-m" kökünden türemiş mübalağa ifade eden bir sıfat olarak kabul ettiklerini, dünyadaki bütün yaratıklara ayrım gözetmeksizin nimet veren anlamını taşıdığını tespit eder.
er-Rahîm (الرَّحِيمِ)
İbn Fâris, er-Rahmân gibi bu kelimenin de aynı "r-h-m" kökünden geldiğini kabul eder. Ancak Rahîm isminin, kökündeki şefkat ve merhamet anlamının eylemsel olarak devamlılığına ve süreklilik bildiren bir yapıya sahip olduğuna işaret eder.
Râgıb el-İsfahânî, aynı kökten gelen er-Rahmân ve er-Rahîm arasındaki anlamsal ve yapısal farka odaklanır. Rahmân'ın rahmetinin potansiyel ve kuşatıcı genişliğine karşın, "fa'îl" vezninde olan Rahîm kelimesinin bu rahmetin fiili olarak gerçekleşmesini, sürekliliğini ve inananlara yönelik hususi merhameti ifade ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu, bu isimlerin anlamsal alanlarını incelerken, Rahîm isminin etimolojik olarak ilahi varlığın insanlarla kurduğu özel, kişisel ve sürekli ilişkiyi yansıtan ahlaki vasfı temsil ettiğini, eylemin sürekliliğine vurgu yaptığını açıklar.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, Rahîm kelimesinin "fa'îl" sıfat-ı müşebbehe vezninde olduğunu, eylemin sürekliliğini ve kalıcılığını ifade eden bir yapı taşıdığını kaydeder. Etimolojik kökeninden hareketle bu kelimenin, kendi iradesiyle inanıp iyi işler yapanlara yönelik özel bir merhamet ve lütuf olarak tanımlandığını aktarır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla