Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Fil Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Fil Sûresi, 5. Ayet

    فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fece’alehum ke’asfin me/kûl(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Böylece Allah onları yaprakları yenilmiş ekin saplarına çevirdi."

      Dilciler “asf” (عَصْف) kelimesine ekinin veya bütün bitkilerin yaprağı anlamını vermişlerdir. Âyetteki “me’kûl” (مَأْكُول) kelimesi yenilmiş veya henüz yenilmemiş olmak üzere iki yoruma açıktır, çünkü henüz yenilmemiş bir yiyecek, yenilmeye hazır olunca ondan “yenilmiş” diye bahsedilebilir. Şayet âyette geçen ekin veya bitki yaprağı yenilmemiş mânasına alınırsa Allah Teâlâ şöyle buyurmuş gibi olur: Böylece Allah onları süregelen güç ve iktidarlarına rağmen hayvan yemi gibi zayıf, güçsüz ve artık kendilerinden korkulmaz bir hale getirdi. Yenilmiş anlamına gelirse, demek ki Allah Teâlâ onları yok edilmiş ve bundan böyle dikkate alınmayacak ve kıyâmete kadar anılmayacak bir hale koymuş, demek olur. Denildi ki: Ya da fil ordusu, kurtçuklar tarafından yenildiği için delik deşik olmuş bitki yaprağı halini almışlardı... En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ce'ale (جعل)

        İbn Fâris, c-a-l kökünün bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, bir şeyi bir yere koymak veya bir vasıf ile nitelemek anlamlarına geldiğini belirtir. Bu kökün temelinde bir "değişim" ve "oluş" iradesinin yattığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ca'l" fiilinin "fi'l"den daha özel bir anlam taşıdığını, bir şeyi belirli bir surete veya duruma sokmak anlamına geldiğini açıklar. Buradaki kullanımın, Ebrehe ve ordusunun sahip oldukları ihtişamlı halden, aşağılanmış ve yok edilmiş bir hale evrilmesini ifade ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin burada ilahi kudretin mutlak sonucunu betimlediğini, ordunun akıbetinin bizzat Allah tarafından tayin edildiğini ve bu dönüşümün geri dönülemez bir yıkım olduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin ordunun fiziksel bütünlüğünün bozulup tanınmaz hale getirilmesini simgeleyen bir "yaratma/dönüştürme" eylemi olduğunu ifade eder.

        Asf (عصف)

        İbn Fâris, a-s-f kökünün iki temel manaya geldiğini; bunlardan birincisinin ekin yaprağı veya sapı (husam), ikincisinin ise rüzgarın şiddetle esmesi olduğunu belirtir. Bu iki anlamın, rüzgarın ekinleri savurup kırması noktasında birleştiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "asf" kelimesinin tahılın tanesi alındıktan sonra geriye kalan, rüzgarın savurduğu kırık dökük sap ve yapraklar olduğunu açıklar. Bu benzetmenin, ordunun içinin boşaldığını ve hayatiyetini tamamen kaybettiğini simgelediğini savunur. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında bu kelimenin "hiçlik" ve "değersizlik" metaforu olarak kullanıldığını, koca fillerin ve teçhizatlı ordunun rüzgarın önündeki çöp kadar hafif ve dirençsiz hale getirildiğini vurgular. Angelika Neuwirth, bu tasviri antik Mezopotamya ve Yakındoğu'daki "hasat ve yıkım" imgeleriyle ilişkilendirir; ordunun ilahi bir müdahaleyle biçilmiş bir ekin tarlasına dönüştürüldüğünü, askeri gücün yerini tarımsal bir enkazın aldığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ordunun dış görünüşünün nasıl lime lime edildiğini resmettiğini, "asf"ın rüzgarla darmadağın olan kuru yapraklar gibi ordunun da saflarının ve bedenlerinin dağıldığını temsil ettiğini belirtir.

        Me'kûl (مأكول)

        İbn Fâris, e-k-l kökünün bir şeyi tüketmek, yemek ve aşındırmak manalarına geldiğini belirtir. Bu kökün temelinde bir varlığın başka bir varlık tarafından bitirilmesi anlamı yattığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "me'kûl" kelimesinin ism-i meful (edilgen sıfat) olduğunu ve "yenilmiş, çiğnenmiş" anlamına geldiğini açıklar. Hayvanların yediği ve sindirim sürecinde iyice ufalanmış, işe yaramaz hale gelmiş atıkları nitelediğini söyler. Angelika Neuwirth, "asf" ve "me'kûl" kelimelerinin birleşerek oluşturduğu "yenilmiş ekin yaprağı" imgesinin, sadece bir yıkımı değil, aynı zamanda aşağılayıcı bir sonu (degradation) temsil ettiğini belirtir. Düşmanın sadece öldürülmediğini, aynı zamanda bir hayvan artığı gibi en düşük seviyeye indirildiğini analizine ekler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ifadenin ordunun maruz kaldığı "siccil" taşlarının yarattığı etkiyi betimlediğini; bedenlerin delik deşik edilerek kurtçukların yediği yapraklar gibi içinin boşaltıldığını ve tanınmaz hale getirildiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X