Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Fil Sûresi, 4. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Fil Sûresi, 4. Ayet

    تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Termîhim bihicâratin min siccîl(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Bunlar o fil ordusuna sert taşlar atıyorlardı."

      Âyette geçen siccîl kelimesi hakkında farklı yorumlar yapılmıştır. Bazıları, “taşlar” anlamına gelen “hıcâra” (حِجَارَة) kelimesinin zâlim hükümdarların cezalandırılması ve ortadan kaldırılması için yaratılmış bir yerin adı olduğu söylenmiş; bazılarına göre ise “siccîl” Farsça’dan Arapça’ya geçmiştir ve aslı “seng gil” (سنگ گل) olup taşlaşmış çamur demektir, bu da tuğlayı andırır. Bir kısmı da “siccîl”, taşların sert ve güçlü olmasından ibarettir demiştir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Termî (ترمي)

        İbn Fâris, r-m-y kökünün temel anlamının bir şeyi bir yöne doğru fırlatmak, atmak veya bir hedefi vurmak olduğunu belirtir. Bu kökün, bir nesnenin bir noktadan diğerine hızlı bir şekilde intikalini temsil ettiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "remy" kavramının fiziksel bir cismi elle veya bir araçla ileriye doğru fırlatmak olduğunu, buradaki bağlamda ise kuşların gagalarındaki veya ayaklarındaki maddeleri doğrudan düşman ordusu üzerine bırakmalarını nitelediğini söyler. Toshihiko Izutsu, fiilin şimdiki/geniş zaman (muzari) kipiyle tercih edilmesinin, eylemin sürekliliğini, peş peşe gerçekleşen ve kaçışı olmayan bir saldırı anını tasvir ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arap dilinde bir gücü diğerinin üzerine sevk etmek ve onu etkisiz hale getirmek amacıyla yapılan müdahaleyi anlattığını, burada ilahi bir "bombardıman" etkisinin dilsel olarak kurulduğunu belirtir.

        Hicârah (حجارة)

        İbn Fâris, h-c-r kökünün asıl manasının "sertlik, katılık ve engelleme" olduğunu açıklar. Bir nesnenin yumuşak olmayıp mukavemet göstermesi durumunun bu kökle ifade edildiğini, taşın da bu yapısal özelliği nedeniyle "hacer" olarak adlandırıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "hacer" lafzının çoğulu olduğunu ve yeryüzündeki tüm katı kütleleri kapsadığını ifade eder. Metindeki kullanımın, kuşların taşıdığı mühimmatın fiziksel sertliğine ve tahrip gücüne işaret ettiğini savunur. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), kelimenin nekre (belirsiz) ve çoğul gelmesinin, bu taşların nicelik olarak çokluğuna ve nitelik olarak bilinen taşlardan farklı, dehşet verici bir etkiye sahip olduğuna dair edebi bir vurgu taşıdığını belirtir. Angelika Neuwirth, taşla cezalandırma motifinin antik Yakındoğu kültürlerinde ilahi bir gazabın somut göstergesi olduğunu, kelimenin bu tarihsel ve kültürel derinliği içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder.

        Siccîl (سجيل)

        El-Cevâlîkî, bu kelimenin Arapça asıllı olmadığını, Farsça "sang" (taş) ve "gil" (çamur) kelimelerinden oluşan "sang-i gil" terkibinin Arapçalaşmış formu olan bir "mu'arreb" isim olduğunu tespit eder. Arthur Jeffery, kelimenin Orta Farsça kökenli olduğunu ve "pişmiş tuğla, taşlaşmış balçık veya sertleşmiş çamur" anlamına geldiğini, İslam öncesi dönemde bu anlamda kullanıldığını ayrıntılı şekilde belgeler. Celaleddin el-Suyuti, kelimeyi Kur'an'daki yabancı kökenli lafızlar arasında sayar ve Farsçadan geçtiği görüşünü destekler. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi hem katılık ve sertlik anlamıyla ilişkilendirir hem de "yazılı belge" (sicill) anlamıyla bağ kurarak, bunların üzerine helak edileceklerin hükmü yazılmış veya işaretlenmiş taşlar olabileceği yönündeki dilsel yoruma yer verir. Christoph Luxenberg, kelimenin Süryanice arka planını inceleyerek, bu lafzın "mühürlenmiş veya sertleşmiş" bir maddeyi tanımlayan bir terim olduğunu savunur. Gabriel Said Reynolds, kelimenin Geç Antik Çağ'daki apokaliptik ve cezalandırma anlatılarıyla olan paralelliğine dikkat çekerek, bunun göksel bir yıkım aracını niteleyen teknik bir terim olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "pişmiş balçık" anlamının, kuşların attığı maddelerin ateşle veya yüksek bir ısıyla sertleşmiş bir yapıda olduğunu ve ordunun imhasında kullanılan temel materyalin niteliğini açıkladığını ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X