Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Felak Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Felak Sûresi, 5. Ayet

    وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemin şerri hâsidin iżâ hased(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Kıskançlık duyduğu zaman hasetçinin şerrinden!"

      Haset: Kıskançlık

      Bu âyette seçen haset iki yoruma müsaittir. Birincisi kıskanan kimse kıskandığı kişiden daha alt bir konuma sahip olursa ona kötülük yapmaya gücü yetmez. Böylesinden gelebilecek kötülük, gözünün şerrinden kaynaklanır. Haset etkinliği, kıskanılan kimsedeki nimetlerin yok olmasını ve mutluluğunun ortadan kalkmasını istemekten ibarettir. Allah Teâlâ’nın, sezilmez kudretiyle bazı gözlerde esrarengiz bir etkinlik yaratması mümkündür, bu etkinlik gözlerin bakıp da güzel telakki ettiği nimetlerin yok olmasını ve kişinin sahip bulunduğu mutluluğun ortadan kalkması sonucunu doğurabilir. İşte Cenâb-ı Hak, bu elim akıbetten kendisine sığınılmasını emretmiştir. Biz önceki açıklamalarımızda bazı fiillerden doğabilecek sonuçları sana anlatmıştık; Allah bu tür fiillere insan bilgisinin ulaşamayacağı zarar ve yararları yerleştirmiştir. Meselâ insanlar, yönelip baktığı takdirde kısa bir zaman içinde gökle yer arasında bulunan birçok şeyi algılayabilen göz organına yerleştirilmiş İlâhî hikmeti anlamak isteseler buna muktedir olamazlar.

      Nazar: Göz Değmesi

      ​İmrân b. Husayn’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.) şöyle demiştir: “Okunmak suretiyle tedavi (rukye) sadece nazardan ve zehirli hayvan sokmasından olur”. İbn Abbâs'ın da (r.a.) şöyle dediği nakledilir: “Göz değmesi, olabilen bir şeydir. Eğer kaderin önüne geçen bir şey varsa göz değmesi onun önüne geçebilir”. Başka bir haberde de şöyle denilmiştir. “Baykuş ötüşünde bir uğursuzluk (şer) yoktur, nazar ise haktır”. Bu söylediklerimize Hz. Yûsuf'un kardeşlerine ait kıssada yer alan ve Hz. Yâkub'un diliyle ifade edilen şu ilâhî beyan da delil teşkil etmektedir: “Oğullarım! (Göz değmesinden korunmak amacıyla) şehre hepiniz bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin”. Bazıları nazar olayında gözün ne yönden ve nasıl etkili olduğunu açıklamaya çalışmıştır. Denilebilir ki bu olgu güneşin bizzat göze olan etkisi gibidir, göz güneşe yönelip bakacağı zaman o kadar uzakta bulunmasına rağmen onu etkiler ve bakmaktan alıkoyar; bunun da sebebi Allah'ın güneşe yerleştirdiği sezilmez özellikler ve hikmetlerdir. Gözün nazar değmiş kimseye etkisi de buna benzemektedir. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şer (شر)

        İbn Fâris, ş-r-r kökünün temelinde bir şeyin etrafa yayılması, dağılması ve rahatsız edici, zarar verici bir durum oluşturması anlamlarının bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kavramı "hayr" kelimesinin karşıtı olarak konumlandırır ve insanın fıtratının doğal olarak reddettiği, hoşlanmadığı ve zarar gördüğü her türlü olumsuzluğu kapsadığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ayetin bağlamında şer kavramının, kıskançlık krizine giren bir kişinin içindeki bu zehirli duygunun dışa vurumuyla ortaya çıkan yıkıcı enerjiyi; başkalarının malına, canına, itibarına veya huzuruna yönelik gerçekleştirebileceği aktif, fiili ve zarar verici eylemleri ifade ettiğini vurgular.

        Hâsid (حاسد)

        İbn Fâris, h-s-d kökünün asıl manasının derideki kılı yolmak, soymak veya bir şeyi sertçe kazıyarak yok etmek olduğunu belirtir; bu kökten türeyen hâsid kelimesinin de mecazi olarak başkasının sahip olduğu nimeti adeta kazıyarak ondan söküp almak isteyen, yıpratıcı kişiyi nitelediğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, hâsid kavramını, bir başkasındaki nimetin, güzelliğin, erdemin veya başarının yok olmasını şiddetle arzulayan; bu nimetin kendisine geçmesini bile şart koşmadan, sırf karşısındakinin o iyilikten mahrum kalmasını isteyen kötü niyetli özne olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki çerçevesinde hâsid tipolojisinin, ilahi taksimata ve lütfa karşı derin bir hoşnutsuzluk ve gizli bir isyan barındıran, toplumsal barışı ve dayanışmayı içten içe kemiren kibir odaklı, yıkıcı bir karakteri temsil ettiğini analiz eder.

        Hased (حسد)

        İbn Fâris, h-s-d fiilinin, bir şeyi sürtünme yoluyla aşındırmak ve yavaş yavaş tahrip etmek anlamından hareketle, kişinin içindeki bu yakıcı duygunun hem kıskananı hem de kıskanılanı yıpratan bir aşınma hali olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, hased eylemini, kalpteki kıskançlık ateşinin alevlenerek karşısındakinin felaketini aktif bir şekilde isteme ve bu yönde niyet taşıma durumuna dönüşmesi olarak açıklar. Celaleddin el-Suyuti, tefsir geleneğine dayanarak bu eylemin sadece içsel bir temenniden ibaret kalmayıp, çoğu zaman kem göz (nazar) yoluyla veya doğrudan zarar verici hileler ve planlar şeklinde dışa yansıyan bir kötülük pratiği halini aldığını aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki eylemin "haset ettiği zaman" şeklinde eyleme dönük ifade edilmesine dikkat çekerek, burada asıl sığınılan şeyin insanın içinden anlık olarak geçen ve bastırılan salt bir duygu olmadığını; asıl tehlikenin ve sığınılması gereken durumun, bu duygunun kontrolden çıkarak fiili bir düşmanlığa, hileye, dedikoduya veya açık bir saldırıya dönüşmesi olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X