Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Felak Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Felak Sûresi, 3. Ayet

    وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemin şerri ġâsikin iżâ vekab(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Karanlığı bastırdığı zaman gecenin şerrinden!"

      “Gâsık” (غَاسِقٍ) kelimesi hakkında çeşitli yorumlar yapılmıştır. Denildi ki gâsık “karanlık gece’dir, “gasak” da “karanlık” demektir. Yine denildiğine göre geceye “gâsık” denilmesi bu kelimenin soğuk mânasına gelmesi sebebiyledir. Allah şöyle buyurmuştur; “Orada ne bir serinlik tadacaklar ne de temiz bir içecek, Sadece kaynar su, bir de soğuk ve kokmuş bir sıvı!”. Gece gündüzden soğuk olduğundan “gâsık” diye anılmıştır.

      Bu meselede aslolan şudur ki biraz önce sözü edilen gece karanlığı doğrudan zararı dokunacak bir özelliğe sahip değildir ki kendisinden sığınılsın! Buna mukabil sığınma gece karanlığında veya ay ışığında bulunan ve kendisinden zarar gelen kimseye rücû edip ondan Allah’a sığınılır. Bilindiği üzere kötülüklerin öylesi vardır ki ancak gece karanlığında gerçekleşebilir, öylesi de var ki sadece ay ışığında uygulanır. Cenâb-ı Hak geceleyin olabilecek kötülüklerden sığınılmasını emretmiştir, gecenin kendisinden gelecek kötülükten değil. Bu, “O, gündüzü görmeye müsait nitelikte (mubsıran) yaratmıştır” meâlindeki İlâhî beyana benzemektedir ki burada mâna “gündüzün kendisi görür” değil, görme fiili orada gerçekleşir demektir. Nihaî gerçeği bilen Allah’tır ya, Felak sûresinin bu âyeti geceyi şerre özgülemeyi hedeflemiş değildir, zira gecenin doğrudan bir zararı yoktur, ne var ki gece münasebetiyle kötülük imkânı doğabilir, çünkü -bilindiği üzere- kötülüğün öylesi var ki ancak onun karanlığında, öylesi de var ki sadece ay ışığında işlenebilir. Bu sebeple Cenâb-ı Hak gece gerçekleşebilecek kötülüklerden kendisine sığınılmasını emretmiştir. Buna bağlı olarak gündüzün şerrinden de Allah’a sığınmayı mümkün görmek gerekir, çünkü gündüz de bazı kötülüklere imkân sağlamakta ve bazı şerler onda yuvalanmaktadır. En doğrusunu Allah bilir.

      “İzâ vekab” (إِذَا وَقَبَ). Allah Teâlânın bu kelâmında yer alan “vekab” kelimesinin mânasına dair farklı açıklamalar yapılmıştır. Bunun için “gece gelip bastırdığı zaman”; “sıyrılıp gittiği vakit” gibi mânalar verilmiştir. Âyetin anlamının “ay tutulduğu zaman” şeklinde olduğu da söylenmiştir. Bu anlayışa göre Cenâb-ı Hak, ayın tutulması halinde kendisine sığınılmasını emretmiştir, çünkü bu olay kıyâmet alâmetlerinden biridir, bunun içindir ki “izâ vekab”, yani “tutulduğu zaman” denilmiştir, bilindiği üzere ay tutulması ancak geceleyin gözlenir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şer (شر)

        İbn Fâris, ş-r-r kökünün bir şeyin yayılması, dağılması ve rahatsız edici bir nitelik taşıması anlamlarına dayandığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kavramı insanın fıtraten yüz çevirdiği, hoşlanmadığı ve zarar gördüğü her türlü durumu ifade eden, "hayr" kelimesinin karşıtı olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde bu kelimenin yalnızca sıradan bir ahlaki olumsuzluğu değil, insanın güvenliğini ve varoluşsal huzurunu hedef alan derin bir yıkıcılığı temsil ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ayetin spesifik bağlamında şer kavramının, karanlığın bizzat kendi kötülüğünden ziyade, karanlığın örtücülüğünden ve gizleyiciliğinden yararlanarak harekete geçen sinsi tehditlerin, faili meçhul tehlikelerin doğurabileceği zararı anlattığını vurgular.

        Ğâsik (غاسق)

        İbn Fâris, ğ-s-k kökünün sözlükte karanlık, akmak, dökülmek ve şiddetlenmek anlamlarına geldiğini, bilhassa gecenin karanlığının bastırmasını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi gecenin en yoğun, en şiddetli karanlığı olarak tanımlar ve karanlığın etrafı kaplayıp her şeyi örtmesi durumuna işaret ettiğini ifade eder. Celaleddin el-Suyuti, tefsir geleneğindeki rivayetlere dayanarak bu kelimenin karanlığı iyice çöken geceyi ifade etmesinin yanı sıra, tutulma anında ışığı kaybolan ay veya batan güneş için de kullanıldığını aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin karanlığın basması anlamından yola çıkarak, insan psikolojisinde korkuların uyandığı, belirsizliğin arttığı ve kötülüklerin gizlenerek harekete geçme imkânı bulduğu tekinsiz, kaotik bir zaman dilimini sembolize ettiğini analiz eder.

        Vekab (وقب)

        İbn Fâris, v-k-b kökünün temelinde bir oyuğa, çukura veya içeriye girmek, derinlemesine nüfuz etmek anlamlarının yattığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin karanlığın çökmesi, gecenin bir örtü gibi etrafı sarıp sarmalaması ve her şeyi kendi içine alıp yutması manasında kullanıldığını belirtir. Celaleddin el-Suyuti, ayetteki eylemin gecenin karanlığının bütünüyle bastırmasını, ayın tutularak karanlığa gömülmesini veya güneşin ufukta tamamen kaybolmasını anlattığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin karanlığın sadece yüzeysel bir çöküşünü değil; kötülüğün, tehlikenin ve belirsizliğin insan hayatına gizlice, derinden sızmasını ve varlığı çepeçevre kuşatmasını anlatan güçlü bir eylem olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X