وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fecr Sûresi, 20. Ayet
Daralt
X
-
"Malı aşırı derecede seviyorsunuz."
Malı aşırı derecede seviyorsunuz. Ebû Bekir [el-Esam] dedi ki: Yani siz onu tam, eksiksiz ve kusursuz bir şekilde seviyorsunuz. Bu onların dünya sevgisinin sınırını ve ona karşı hırslarının şiddetini bildirmektedir. Takdim tehir şeklinde olması da mümkündür: Malı aşırı derecede seviyorsunuz. Yani siz istiflenmiş malı aşırı seviyorsunuz, şeklinde.
Yorumu Yorumla
-
Tuhibbûne (تُكْرِمُونَ)
İbn Fâris, h-b-b kökünün iki temel manaya geldiğini belirtir: Birincisi bir şeye sıkıca tutunmak, yerleşmek ve sabit kalmak; ikincisi ise bir şeyin özü, çekirdeği (habb) ve aslıdır. Sevginin (hubb) bu kökten gelmesi, seven kişinin kalbinin sevilen şeye sıkıca bağlanması ve sevginin kalbin en derin özüne yerleşmesi sebebiyledir. Râgıb el-İsfahânî, sevginin nefsin "iyi" olduğunu düşündüğü şeye karşı duyduğu güçlü meyil olduğunu ifade eder. Ayetteki "seviyorsunuz" (tuhibbûne) ifadesi, bu meylin iradi bir tutkuya ve mülkiyet hırsına dönüştüğünü simgeler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "hubb" kavramının insanın temel değer yargılarını belirleyen bir güç olduğunu savunur. Izutsu'ya göre buradaki kullanım, insanın manevi olgunluk yerine maddi varlıklara olan aşırı bağlılığını ve bu bağlılığın ahlaki sorumlulukları nasıl gölgelediğini nitelemektedir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu fiilin geniş zaman (muzari) formunda gelmesinin, mal tutkusunun o dönem toplumunda sürekli ve yerleşik bir karakter özelliği haline geldiğine işaret ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece hoşlanmayı değil, insanın tüm hayatını ve enerjisini mal eksenli kurgulamasını ifade eden derin bir "tutkunluk" halini temsil ettiğini vurgular.
El-Mâl (الْمَالَ)
İbn Fâris, m-v-l (me-ve-le) kökünden gelen bu kelimenin, bir kişinin sahip olduğu her türlü maddi varlığı, mülkü ve değeri ifade ettiğini belirtir. Bazı dilciler kelimenin m-y-l (meyletmek) köküyle olan bağına dikkat çekerek, insanın fıtratı gereği kendisine fayda sağlayan eşyaya ve zenginliğe meylinden dolayı bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, malın aslen altın ve gümüş gibi değerli metalleri nitelediğini, ancak sonradan insanın sahip olduğu ve faydalandığı her şeye (hayvanlar, toprak, nakit) isim olduğunu söyler. İsfahânî'ye göre mal, insanın kalbini kendisine çeken ve geçici bir konfor sağlayan her türlü dünyalıktır. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli olduğunu ve kadim Arap ticaret toplumunda "mülkiyet ve servet" anlamında teknik bir terim olarak yerleştiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, malın Kur'an'da bir imtihan aracı (fitne) olarak konumlandırıldığını, buradaki kullanımın ise malın bir araç olmaktan çıkıp bir "amaç" haline getirilişini nitelediğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada genel bir kavram olarak serveti, birikimi ve insanın dünyadaki gücünü simgeleyen her türlü ekonomik değeri ifade ettiğini belirtir.
Hubben (حُبًّا)
İbn Fâris, h-b-b kökünün mastarı olan bu kelimenin, sevgi eyleminin mahiyetini ve şiddetini vurguladığını ifade eder. Ona göre bu kelime, sevginin sadece bir düşünce değil, kalpte kök salmış sarsılmaz bir "durum" olduğunu nitelemektedir. Râgıb el-İsfahânî, fiilden sonra mastarın gelmesinin (tuhibbûne hubben), sevginin derecesini pekiştirdiğini ve insanın o duyguyla tamamen kuşatıldığını gösterdiğini söyler. Toshihiko Izutsu, "hubben" kelimesinin burada bir "yönelim yoğunluğu" (intensity of orientation) ifade ettiğini belirtir. Izutsu'ya göre bu kullanım, insanın mal ile kurduğu ilişkinin rasyonel bir sahiplenmenin ötesine geçerek duygusal bir bağımlılığa dönüştüğünü gösterir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sonundaki "en" takısının (tenvin) bu sevginin büyüklüğüne ve dehşetine dikkat çeken edebi bir işlev gördüğünü belirtir.
Cemmâ (جَمًّا)
İbn Fâris, c-m-m (ce-me-me) kökünün "bolluk, çokluk ve birikip taşmak" manalarına geldiğini belirtir. Kuyuda biriken ve dışarıya taşan gür suya "cemmetü'l-mâ" denilmesi bu köktendir. Bu bağlamda cemmâ, her şeyi kaplayan, sınır tanımayan ve önüne katıp götüren bir çokluğu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, cemmâ kelimesinin "aşırı, kontrolsüz ve yığılmış" manasına geldiğini söyler. Ayetteki kullanımıyla, mal sevgisinin insanın iç dünyasını bir sel gibi istila ettiğini ve hiçbir ahlaki kısıtlama tanımaksızın büyüdüğünü ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik alanındaki "obsesif birikim" (obsessive accumulation) vurgusuna dikkat çeker. Izutsu'ya göre cemmâ, insanın servet edinme hırsının doymak bilmezliğini ve bu hırsın insanı diğer tüm değerlerden (yetimi korumak, yoksulu doyurmak gibi) kopardığını nitelemektedir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "cemmâ" kelimesinin edebi tasvir gücünün, sevginin sadece miktarını değil, aynı zamanda yıkıcı karakterini de resmettiğini belirtir; bu, adaletin ve merhametin önüne geçen "azgın" bir sevgidir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin "gözü doymazcasına, hırslı bir iştahla" manasına geldiğini ve Mekke aristokrasisinin paylaşmayı reddeden, sadece kendi gücünü artırmaya odaklı servet biriktirme hırsını tasvir ettiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ontolojik bir bakışla, cemmâ kavramının insanın sonsuzluk arzusunu yanlış bir şekilde "sonlu olan malda" aramasının yarattığı manevi bir patlama ve tatminsizlik hali olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla