Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Fecr Sûresi, 19. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Fecr Sûresi, 19. Ayet

    وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve te/kulûne-tturâśe eklen lemmâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Mirası hak hukuk demeden yiyorsunuz."

      Mirasta Adalet

      “Lem” (لَمّ) toplamak demektir. Malı topladığı zaman “Lemme’l-mâle” (لَمَّ الْمَالَ) denir. Sanki şöyle demiş oluyor: Bizzat kendilerinin payına düşmeyen mirası -ki yetimlerin payı oluyor- kendi paylarıyla birleştiriyorlar ve hepsini yiyorlar. Bu ifadede, yetimlerin horladığına dair açıklama vardır. Bazıları da “ve te’külûne’t-türâse eklen lemmen” derken “şiddetle yeme” anlamı vermiştir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Te'kulûne (تَأْكُلُونَ)

        İbn Fâris, e-k-l kökünün temel manasının bir şeyi tüketmek, ortadan kaldırmak ve bir şeyin bütünlüğünü bozup onu eksiltmek olduğunu ifade eder. Ona göre "yemek" eylemi, nesnenin kendi varlığını kaybetmesiyle sonuçlanan asli bir fiildir. Râgıb el-İsfahânî, aslen gıdanın ağız yoluyla bedene alınması manasına gelen bu kelimenin, Kur'an'da mecazi olarak "başkasına ait bir malı haksızca sahiplenmek ve tüketmek" manasında kullanıldığını belirtir. İsfahânî, malın "yenmesi" ifadesinin, geri dönüşü olmayan bir gasp ve mülkiyetin tamamen yok edilmesi manasını taşıdığını vurgular. Toshihiko Izutsu, fiilin semantik yapısında bir "tahrip" ve "mülkiyet ihlali" boyutu olduğunu belirtir. Izutsu'ya göre "yemek" metaforu, Arap dilinde haksız kazancın ve sömürünün en etkili ifade biçimidir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece bir eylemi değil, bir yaşam tarzı haline gelmiş olan haram yeme hırsını ve başkasının hakkını iştahla kendi zimmetine geçirme eylemini nitelediğini ifade eder.

        Türâs (التُّرَاثَ)

        İbn Fâris, v-r-s kökünden geldiğini, başlangıçtaki v harfinin t harfine dönüştüğünü (v-r-s -> t-r-s) belirtir. Temel anlamın, bir malın veya durumun bir kişiden bir başkasına intikal etmesi, geçmesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, türâs kelimesinin ölen kimseden kalan mülkü ve bu mülkün yasal veya kültürel kurallar çerçevesinde mirasçılara dağıtılmasını nitelediğini söyler. El-Cevâlîkî, bu kelimenin etimolojik yapısındaki harf değişimine dikkat çekerek, kelimenin aslen v-r-s kökünden türetilmiş bir isim olduğunu ve Arap dilinde mirasın kalıcılığını ve devredilebilirliğini simgelediğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin v-r-s köküne dayandığını ve İbranice yeresh (miras almak) gibi genel Semitik bir arka plana sahip olduğunu belirtir. Jeffery'ye göre bu kelime, Arapça'da mülkiyetin nesiller arası geçişini ifade eden en kadim terimlerden biridir. Toshihiko Izutsu, miras kavramının kabile toplumundaki ekonomik ve sosyal önemine dikkat çekerek, türâsın sadece maddi bir varlık değil, aynı zamanda kabilenin sürekliliğini sağlayan bir "hak" olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayetteki vurgusunun, Cahiliye döneminde güçsüzlerin, yetimlerin ve kadınların paylarına el konulması gerçeğine yönelik olduğunu; türâsın burada "başkasına ait olan miras hisseleri" manasında kullanıldığını ifade eder.

        Eklen (أَكْلًا)

        İbn Fâris, fiilin (te'kulûne) mastarı olarak, yeme eyleminin şiddetini ve mahiyetini pekiştiren bir yapı olduğunu belirtir. Kökün tüketme ve yok etme anlamını mastar formuyla en üst seviyeye çıkardığını vurgular. Râgıb el-İsfahânî, fiilden sonra mastarın gelmesinin, eylemin sıradan bir tüketim değil, her şeyi silip süpüren sarsıcı ve büyük bir "yutuş" karakterinde olduğunu vurgulamak için seçildiğini söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin belirsiz (nekre) formda kullanılmasının, bu yeme biçiminin büyüklüğüne, dehşetine ve ahlaki açıdan ne kadar ağır bir suç teşkil ettiğine dair bir niteleme taşıdığını ifade eder.

        Lemmâ (لَمًّا)

        İbn Fâris, l-m-m kökünün "toplamak, dağınık olan parçaları bir araya getirip birleştirmek" manasına geldiğini belirtir. Ona göre lemm, her şeyi kuşatacak şekilde bir araya getirme eylemidir. Râgıb el-İsfahânî, "lemm"in bir şeyi ayırt etmeksizin topluca alıp götürmek olduğunu ifade eder. Ayetteki anlamıyla helal ve haram gözetmeden, kendi hakkı olanla başkasının hakkını birbirine katarak (karıştırarak) hepsini birden yeme hırsını temsil ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik alanındaki "açgözlülük" ve "istifçilik" vurgusuna dikkat çeker. Izutsu'ya göre lemmâ, insanın mülkiyet tutkusunun sınır tanımazlığını ve her şeyi bütünüyle kendi elinde toplama arzusunu niteleyen ahlaki bir yergi terimidir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi açıdan, insanın sadece hakkını almasını değil, çevresindeki her şeyi (miras kırıntılarını dahi) büyük bir oburlukla ve süpürürcesine yutmasını tasvir ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökündeki "toplayıp biriktirme" manasından hareketle, özellikle miras paylaşımında başkalarının hisselerini de haksızca kendi hissesine ekleyip "indirmek" manasını taşıdığını vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X