اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fecr Sûresi, 14. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: gözetleme yeri, azap kamçısı, rabbin indirmesi, ilahi gözetim, fecr suresi 14. ayet, fecr 14, fecr suresi, rab
-
"Çünkü Rabb'in her şeyi yakından izlemektedir."
Ebû Bekir el-Esam şöyle dedi: Düşmanlarına olan azabını gözetler ve onların vakitlerini bekler. Sonra vakit geldiğinde başlarına azabı indirir. Bize göre Allah onların amellerini gözetler ve onlara karşı şiddet uygulamaz vc hiçbir şey O’na gizli kalmaz. Aksine gizli âşikâr her ne yapmışlarsa onların hepsini muhafaza eder. Şöyle de denildi: Zâlimin zulmünden habersiz olmadığı gibi bir kaçağın elinden kaçması da mümkün değildir.
Çünkü Rabb’in her şeyi yakından izlemektedir. Bu beyandan hareketle O’na bir mekân isnadında bulunmaya kalkışmak bir vehimden öteye değer taşımaz. Hal böyle iken bazı kimselere ne oluyor ki “er-Rahmânu ale’l-arşi’stevâ” âyetine dayanarak O’na mekân isnadı gibi bir anlayışa ulaşıyorlar ve arşı O’nun mekânı yapıyorlar.
Yorumu Yorumla
-
Rabb (الرب)
İbn Fâris, r-b-b kökünün temel manasının "bir şeyi ıslah etmek, onu çekip çevirmek, malik olmak ve kemale erdirmek" olduğunu belirtir. Bu ayetteki bağlamda Rabb, varlığı ve insan eylemlerini başıboş bırakmayan, onları her an denetleyen ve kendi yasası içinde tutan mutlak otoriteyi temsil eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "bir şeyi adım adım olgunlaştırarak hedeflediği mükemmelliğe ulaştırmak" manasına geldiğini ifade eder. İsfahânî'ye göre "senin Rabbin" (Rabbuke) hitabı, ilahi adaletin her bir eylemi takip eden, kaydeden ve sonuçlandıran denetleyici yönünü pekiştirmektedir. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik yapısında "mutlak hakimiyet ve sahiplik" manasının baskın olduğunu, bu ayette ise bu otoritenin bizzat "gözetleyici" (mirsâd) vasfıyla birleşerek insan eylemlerinin en yakın tanığı haline geldiğini belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Rabb isminin burada önceki ayetlerde zikredilen azgın toplumların (Ad, Semud, Firavun) helakine karar veren "mutlak yargıç" ve "nizam koyucu" sıfatıyla öne çıktığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Rabb kavramının burada mülkün gerçek sahibinin her türlü zulmü kayıt altına aldığını ve haksızlığa uğrayanların tek dayanağı olduğunu ifade eden bir otorite vurgusu taşıdığını belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin yönetim ve sevk-idare manasına dikkat çekerek, Rabbin kendi mülkünde olup bitenlerden asla gafil olmadığını ve her şeyi hikmetle yönettiğini ifade eder.
Mirsâd (الْمِرْصَادِ)
İbn Fâris, r-s-d kökünün "beklemek, kollamak, bir şeyi gözetim altına almak ve hazırlıklı olmak" manalarına geldiğini belirtir. "Mirsâd" formunun ise bu eylemin sürekli ve profesyonelce yapıldığı yeri veya o eylemi gerçekleştirmek için kullanılan vasıtayı (ism-i mekân/âlet) nitelediğini ifade eder. Ona göre mirsâd, kaçışı mümkün olmayan, her hareketin izlendiği bir "gözetleme noktası"dır. Râgıb el-İsfahânî, mirsâdın "yol üzerindeki stratejik gözetleme kulesi veya pusu yeri" manasına geldiğini söyler. İsfahânî'ye göre bu kullanım, Allah'ın kullarının her halini en ince ayrıntısına kadar izlediğini ve hiçbir eylemin O'nun kapsama alanı dışında kalamayacağını anlatan sarsıcı bir temsildir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamda "kaçınılmaz son" imgesi oluşturduğunu belirtir. Ona göre mirsâd, önceki ayetlerde zikredilen o kudretli zalimlerin sonunda gelip takıldıkları ve ilahi adaletten kaçamadıkları o mutlak denetim merkezidir; yani zulmün bittiği yerdir. Toshihiko Izutsu, mirsâd kelimesinin Kur'an'ın "ilahi denetim" (observation) semantiğindeki yerini analiz ederken, bunun insanın her an izlendiği gerçeğiyle yüzleşmesini sağlayan psikolojik bir bariyer olduğunu savunur. Angelika Neuwirth, kelimenin "yol üzerindeki pusu/bekleme yeri" manasının, Geç Antik Çağ'daki "yolculuk ve hesap verme" metaforlarıyla uyumlu olduğunu ve hayat yolculuğunun sonunda ilahi bir denetim noktasının kaçınılmazlığını ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, mirsâdın kelime manası itibariyle "pusu yeri" (kamîngâh) olduğunu, ancak bunun Allah için kullanılmasının adaletin tecellisindeki kesinliği, titizliği ve hiçbir şeyin gözden kaçmadığını ifade eden güçlü bir mecaz olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ontolojik bir yaklaşımla mirsâdı "varlığın her an ilahi nazar altında olması" şeklinde tanımlar. Kılıç'a göre bu kavram, hiçbir zerrenin ilahi radardan kaçamayacağı bir varoluşsal kuşatılmışlığı nitelemektedir.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla