Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Fecr Sûresi, 12. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Fecr Sûresi, 12. Ayet

    فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-ekśerû fîhâ-lfesâd(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      11. "İşte bunların hepsi ülkelerinde azgınlık etmişlerdi."

      12. "Oralarda durmadan fesat çıkardılar."


      Bu İlâhî beyan, onların ülkelerinde azgınlık yapmaları, başkaldırmaları ve haddi aşmaları şeklinde açıklanabilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ekserü (أَكْثَرُوا)

        İbn Fâris, k-s-r kökünün bir şeyin bolluğu, fazlalığı ve "az" (kıllet) kavramının zıttı olan manayı temsil ettiğini belirtir. Ona göre bu kök, niceliksel bir artışı ifade eden asli bir yapıya sahiptir. Ayetteki kullanımıyla, söz konusu kavimlerin yaptıkları işlerde sınırı aşacak kadar büyük bir yoğunluğa ulaştıklarını ve bu çokluğun bir nitelik haline geldiğini vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "kesret" kelimesinin bir şeyin sayıca veya hacimce artmasını ifade ettiğini söyler. İsfahânî'ye göre bu ayetteki "ekserû" formu, eylemin sadece çok yapılmasını değil, aynı zamanda o eylemde bir "yarış, hırs ve ısrar" ile ileri gidilmesini niteleyen bir mübalağa ve süreklilik içermektedir. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik alanını analiz ederken, bolluğun (kesret) Kur'an'da genellikle bir "güç ve gurur" kaynağı olarak sunulduğunu belirtir. Izutsu'ya göre buradaki "ekserû", bu toplumların sahip oldukları muazzam imkanları ve enerjiyi, fesat üretmek için sonuna kadar ve büyük bir iştahla kullandıklarını gösteren psikolojik bir boyuta sahiptir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda "yoğunlaşmak ve yaygınlaştırmak" manasına geldiğini ifade eder. Öztürk'e göre bu fiil, fesadın o toplumlarda artık istisnai bir durum olmaktan çıkıp, genel bir yaşam tarzı, baskın bir kültür ve egemen karakter haline geldiğini anlatmaktadır.

        Fesâd (الْفَسَادَ)

        İbn Fâris, f-s-d kökünün temel manasının "itidalli ve düzgün olma halinden çıkmak, bozulmak" olduğunu belirtir. Bu kök, bir şeyin aslına uygun yapısının bozulmasını (salâhın zıddı) niteleyen tek bir asli anlama sahiptir. Râgıb el-İsfahânî, fesadın bir şeyin az veya çok, kendi dengesinin ve faydalı halinin dışına taşması olduğunu söyler. İsfahânî'ye göre Kur'an'da fesat; hem nefislerdeki, hem bedendeki hem de toplumsal düzendeki bozulmayı kapsayan geniş bir terimdir. Ayetteki "el-fesâd" takısı (harf-i tarif), o toplumlarda sadece münferit olayların değil, her türlü ahlaki, siyasi ve sosyal dengenin külliyen altüst edildiğine işaret eder. Toshihiko Izutsu, fesat kavramının Kur'an'ın sosyal ahlak terminolojisindeki merkeziliğine dikkat çeker. Izutsu'ya göre fesat, ilahi olarak takdir edilen "salâh" (barış, düzen ve uyum) nizamının insan eliyle kasıtlı olarak yıkılmasıdır. Bu, sadece bir hata değil, kozmik ve sosyal düzene karşı bir saldırıdır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamında, önceki ayetlerde bahsedilen o devasa mimari ve siyasi gücün (İrem, Semud, Firavun) meyvesinin "fesat" olmasının yarattığı trajik çelişkiye odaklanır. Ona göre buradaki fesat, gücün adaletten ve merhametten koptuğu andaki yıkıcı ve çürütücü sonucudur. Gabriel Said Reynolds, kelimenin Geç Antik Çağ dini metinlerindeki "yozlaşma" (corruption) temalarıyla olan paralelliğine değinerek, fesadın burada özellikle toplumsal adaletsizlik ve ilahi sınırların ihlali ile özdeşleştirildiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, fesadın ontolojik bir "çürüme" olduğunu, varlığın yaratılış amacından (fıtrattan) saparak kendi kendini yok etme ve kaosa sürükleme sürecine girmesini nitelediğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X