اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fecr Sûresi, 11. Ayet
Daralt
X
-
Tagev (طَغَوْا)
İbn Fâris, t-g-y kökünün temel manasının "haddi aşmak, bir şeyin kendi sınırlarının dışına çıkıp taşması" olduğunu belirtir. Suyun taşmasını (tuğyânu'l-mâ) bu kökün asli kullanımına örnek göstererek, kelimenin özünde dengeyi bozan bir fazlalık ve sınır tanımazlık olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, tuğyanı özellikle isyan ve sapkınlıkta ölçüyü kaçırmak olarak tanımlar. Ona göre "tağav", kulun kendi hakikatini ve acziyetini unutarak yaratıcısına karşı bağımsızlık iddiasında bulunması ve bu cüretle başkalarına zulmetmesidir. Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kur'an'ın ahlak sistemi içindeki en kritik kavramlardan biri olarak ele alır. Izutsu'ya göre bu fiil, "kibir ve istigna" (kendini kendine yeterli görme) neticesinde ortaya çıkan ontolojik bir sapmadır; yani kişinin haddini bilmemesi ve evrensel nizamdaki yerini terk etmesidir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin çoğul ve mazi (geçmiş zaman) kipinde gelmesini, sözü edilen kavimlerin bu azgınlığı bir karakter haline getirdiklerine ve tarihsel bir gerçeklik olarak bunu tescillediklerine işaret sayar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sosyo-politik bir zorbalığı ve sömürüyü temsil ettiğini, bu toplumların güç ve iktidar zehirlenmesi yaşayarak ilahi ve insani tüm sınırları paspas ettiklerini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemin varlıksal bir sapma olduğunu, insanın kendi özünden ve yaratılış ayarlarından koparak eşyaya ve güce tapınmasının bir sonucu olduğunu ifade eder.
Bilâd (الْبِلَادِ)
İbn Fâris, b-l-d kökünün temel manasının "sabitlenmek, bir yerde kalıcı olmak ve sınır çizmek" olduğunu belirtir. Bir toprak parçasının yerleşim yeri haline gelmesi ve üzerinde hayatın kurgulanması bu kökle ifade edilir. Râgıb el-İsfahânî, "beled" kelimesinin çoğulu olan "bilâd"ın, sadece fiziksel arazileri değil, üzerinde medeniyet kurulan, hukukun ve otoritenin geçerli olduğu ülkeleri ve şehirleri kapsadığını söyler. Ayetteki kullanımıyla, azgınlığın sadece dar bir mahallede değil, hüküm sürülen tüm topraklarda (diyarlarda) yaygınlaştığını vurgular. Toshihiko Izutsu, bilâd kelimesinin burada bir "egemenlik alanı"nı nitelediğini ifade eder. Ona göre bu kullanım, söz konusu kavimlerin geniş bir coğrafi alana hükmettiklerini ve bu genişliği kendi tuğyanları (azgınlıkları) için bir sahne olarak kullandıklarını gösterir. Angelika Neuwirth, bu kelimenin erken Mekki metinlerde "bilinen uygar dünya" veya "kadim ticaret havzaları" gibi geniş bir perspektife sahip olduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin harf-i tarif (el-bilâd) ile gelmesinin, muhatapların coğrafi bilgilerinde yer alan Mısır, Mezopotamya ve Hicaz gibi belirli "uygarlık merkezlerine" atıf olduğunu ve bu merkezlerdeki adaletsizliğin boyutuna dikkat çektiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin çoğul formunun, bu kavimlerin yerleşik hayattaki güçlerini ve şehirleşme düzeylerini ifade ettiğini, dolayısıyla yıkımın da bu medeni güç üzerinde gerçekleştiğini vurgular.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla