Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Fecr Sûresi, 4. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Fecr Sûresi, 4. Ayet

    وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velleyli iżâ yesr(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Geçip gitmekte olan geceye!"

      Yolculuğa çıkan geceye. Bu beyanda kinâye yoluyla cihat ve gece baskınına işaret vardır. Tıpkı şu İlâhî beyanlarda olduğu gibi: “Yemin olsun nefes nefese koşanlara; sonra çakarak kıvılcım saçanlara; sabahleyin ansızın baskın yapanlara...” Bütün bunlar işaretin cümle ibadetlere olduğunu gösterir. İbadetlere yemin etmenin izahı şöyledir: Allah Teâlâ kasemle, ibadetlerin yapılmasını insanların kalplerinde tâzimi gerekli kıldı. Bundan dolayı görürsün ki tüm insanlar ibadetleri güzel kabul eder ve yerine getirmeye çalışırlar. Aralarındaki ihtilaf sadece mahiyetinde olur, yoksa ibadetlerde insanlar birbirlerini engellemeye çalışmazlar, bu nedenle Allah Teâlâ onlara yemin etti.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Leyl (الليل)

        İbn Fâris, l-y-l kökünün temel manasının ışığın zıddı olan karanlık olduğunu belirtir. Bu kökün tek bir asıldan geldiğini ve eşyanın hakikatini örten bir durumu nitelediğini ifade eder. Sûrenin bu ayetindeki kullanımı özelinde, gecenin durağan bir yapıdan ziyade hareket halindeki bir sürece (akıp gitmeye) konu olan fiziksel bir varlık olduğunu vurgular. Râgıb el-İsfahânî, leyl kelimesinin güneşin batışından doğuşuna kadar geçen zamanı ifade ettiğini söyler. İsfahânî'ye göre bu ayetteki "el-leyl" takısı (harf-i tarif), gecenin genel cinsini veya her gece gerçekleşen o muazzam doğa olayını kastetmektedir; bu da insanın her gece şahit olduğu karanlığın aslında geçici bir süreç olduğuna dair bir işarettir. Arthur Jeffery, kelimenin Proto-Semitik mirasa dayandığını ve İbranice layil, Süryanice lelyâ kelimeleriyle tam bir uyum içinde olduğunu belirtir. Jeffery, Kur'an'daki bu kullanımın, bölgedeki kadim inançlarda gecenin taşıdığı mistik ve tekinsiz havayı, "akıp gitme" (yesri) fiiliyle birleştirerek bir tür doğal yasaya dönüştürdüğünü ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "gece" kavramının genellikle "gündüz" (nehâr) ile bir çift oluşturduğunu, ancak burada gecenin kendi başına bir eylem öznesi olarak (yürüyüp gitmesi) ele alındığını belirtir. Izutsu'ya göre bu durum, gecenin karanlığının mutlak olmadığını, onun da ilahi iradeye tabi olarak hareket ettiğini ve yerini ışığa bırakmak üzere programlandığını gösterir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin bu ayetteki bağlamını, önceki ayetlerdeki "fecr" (sabah) ile olan karşıtlığı üzerinden okur. Ona göre buradaki leyl, sadece karanlığı değil, aynı zamanda zulmün ve cehaletin geçiciliğini simgeler; "yesri" fiili ile birlikte düşünüldüğünde, her karanlık devrin mutlaka sonlanıp gideceği fikrini pekiştirir. Angelika Neuwirth, erken Mekki sûrelerdeki gece tasvirlerinin Geç Antik Çağ edebiyatındaki "zamanın geçiciliği" temalarıyla paralellik arz ettiğini savunur. Neuwirth'e göre buradaki leyl, kozmik bir tanık olarak sunulmakta ve sabahın gelişinden önceki o son, hareketli karanlık anına dikkat çekmektedir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki bağlamının "gelip geçen bir olgu" olarak gecenin şahitliğine dayandığını belirtir. Öztürk'e göre bu kullanım, muhatapların zihninde her türlü sıkıntının veya karanlığın bir sonu olduğu, gecenin bile kendi sınırları içinde akıp gittiği gerçeğini canlandırmaktadır.

        Yesri (يسر)

        İbn Fâris, s-r-y kökünün iki temel anlama geldiğini ifade eder: Birincisi "geceleyin yürümek/yol almak", ikincisi ise "gece akan su veya dere"dir. Kelimenin aslı olan s-r-y (s-r-y), gizli ve sakin bir akışı temsil eder. İbn Fâris'e göre gecenin "yesri" olarak nitelenmesi, onun da tıpkı bir yolcu veya bir su gibi sessizce ve sürekli bir devinim içinde yerinden ayrılıp gitmesini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "sirâ" ve "isra" kelimeleriyle aynı kökten gelen bu fiilin, özellikle geceleyin yapılan yolculuklar için kullanıldığını belirtir. Ayette gecenin kendisine bu fiilin isnat edilmesinin (gecenin yürümesi), vaktin hızla tükendiğini ve karanlığın yerini sabaha bırakmak üzere çekilip gittiğini anlatan edebi bir tasvir olduğunu söyler. Arthur Jeffery, s-r-y kökünün Aramice s'râ ve Süryanice serâ (serbest bırakmak, çözmek, gitmek) kökleriyle ilişkili olabileceğini, ancak Arapça kullanımda "gece yolculuğu" anlamının baskın olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin kullanımındaki dinamizme dikkat çeker. Ona göre "yesri", statik bir karanlık algısını kırar; geceyi bir yolcuya benzeterek onun geçici karakterini ön plana çıkarır. Izutsu'ya göre bu, ontolojik olarak "oluş" halindeki bir varlığın tasviridir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), fiilin sonundaki "ya" harfinin düşürülmüş (yesri) olmasının, sadece secili bir kafiye yapısı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda gecenin o hızlı ve sessizce kaybolup gidişini, adeta arkasında iz bırakmadan çekilmesini fonetik olarak da desteklediğini belirtir. Angelika Neuwirth, bu fiilin kozmolojik bir hareketi nitelediğini ve insanın müdahale edemediği, ancak her gün şahit olduğu büyük bir ilahi yasayı (gecenin gidişini) dramatik bir dille özetlediğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "akıp gitmek, geçip gitmek" manasının, sûrenin başındaki yeminlerle birleştiğinde "zamanın ve olayların geçiciliği" temasını tamamladığını vurgular. Öztürk'e göre bu fiil, gecenin (zulmün/karanlığın) hükmünün sınırlı olduğunu ve şafağın (fecr) doğmasıyla beraber sahnemizi terk edeceğini kesin bir dille ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X