وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fecr Sûresi, 3. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: fecr suresi, tan yeri, tek, yemin, geçip giden gece, fecr 3, on gece, fecr, fecr suresi 3. ayet, çift
-
1. "Yemin olsun tan yerinin ağarmasına;"
2. "On geceye;"
3. "Çift olana ve tek olana;"
Hac Mekânı Güvenli Kılınmıştır
Araplar âdetleri üzere bir şeyi güzel gördüklerinde onu gözlerinde tâzimle büyütürler ve yücelttikleri varlıklar üzerine de yemin ederlerdi. Allah Teâlâ hacda ve onun vakitlerinde birtakım hikmetler ve yönetime dair acayiplikler var etti. Onun en lütufkâr hikmetinden ve hayreti mûcip yönetiminden biri de hac yapılan mekânı insanlık için güvenli bölge kılmasıydı. Öyle ki insanlar bu güvenin nasıl oluştuğu sırrını bir türlü kavrayamadılar. Allah insanların kalplerinde oraya karşı ortak bir ülfet oluşturdu ve bunun sonucunda insanlar orada toplanmak için harekete geçmeyi arzular hale geldiler. Kendi aralarında birbirlerine karşı kin, düşmanlık gibi duygular beslemelerine rağmen akıl erdiremedikleri bir şekilde orada bir araya gelmeye arzulu oldular. Bunun sonucunda oranın halkı tam bir güven içinde beldelerde dolaşır hale geldi. Öyle ki Allah Teâlâ bu gerçeği ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur: “İnkâr edenlerin (gönüllerince) diyar diyar dolaşmaları sakın seni yanıltmasın!” Uzak belde halklarını Mekke halkının ihtiyaç duyacağı erzak ve sair gereksinimlerini oraya götürmeye müheyya kıldı. Kendilerini, oldukça külfetli gelse de oraya gitmeye arzulu kıldı. [Sonra bu külfetli durum onların hac için Mekke’ye gelmelerine] mani olmadı. Bunlardan da anlaşıldı ki orada birtakım sırlar ve lütuflar vardır ki bunlar ora halkının kendi güçlerinin ve tedbirlerinin dışında bir durum arz etmektedir. Bunun belirtilmesinde ölümden sonra tekrar diriltilme ve âhiret hayatının varlığını kabule ve içlerindeki şüphelerin giderilmesine işaret edecek kanıt vardır. Allah Teâlâ, hac günleri olması ve bütün rükünlerinin bu günlerde eda edilmesi hasebiyle şanı yüce olan bu vakitlere ve günlere yemin etti. Arap âdetine göre kendilerince ulu gördükleri babalarına, atalarına ve putlarına yemin etmek söz konusuydu. Bu belirtilenler de onlar nezdinde tâzimi gerekli olaylardır. Bu itibarla onlara yemin edilmesi, Araplar’ın âdetlerine göre yemin etme şeklinde olmuştur.
Yeminler içine “çift”; “tek” ve “fecir” girmektedir. Bazıları şöyle dedi: “Şef” (الشَّفْعِ), yani çift olan kurban bayramı günüdür, çünkü o ayın onuncu günü olmaktadır. “Vetr” (وَالْوَتْرِ), yani tek ise Arafat günüdür, yani ayın dokuzuncu günüdür. Çift, tek ve geçip gitmekte olan gece ile bütün ibadetlerin kastedilmesi de mümkündür. Zira her ibadette illâ ki hem tek hem de çift vardır.
“Tek” ile Allah Teâlâ’nın, “çift” ile bütün yaratıkların kastedilmesi de mümkündür. Zira Allah yaratıklarını çift yaratmıştır. Allah Teâlâ ise zatı ile tektir. Buna göre yemin, hem zatına hem de bütün yaratıklara yapılmış olur. “Çift” ve “tek” ile cümle yaratılmışların kastedilmiş olması da mümkündür. Çünkü onlarda hem çift hem tek mânası birlikte vardır. Buna göre yemin bütün mahlûkata yapılmış olur.
Yorumu Yorumla
-
Şef' (الشفع)
İbn Fâris, ş-f-a kökünün temel anlamının "bir şeyi benzeriyle birleştirerek onu çift hale getirmek" olduğunu ifade eder. Ona göre bu kök, tek olan bir nesnenin yanına ikincisini eklemeyi temsil eden asli bir manaya sahiptir ve "şeffaf" gibi kelimelerle olan uzak bağının aksine, doğrudan sayısal bir birleşmeyi ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin sözlükte "çift" anlamına geldiğini ve bir şeyi başka bir şeye ekleyerek ikili kılmak manasında kullanıldığını belirtir. İsfahânî, "şefaat" kavramının da bu kökten geldiğini, zira şefaat edenin ihtiyaç sahibine eklenerek onun talebini çiftlediğini ve böylece sonuca ulaştırdığını vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimenin varlık dünyasındaki semantik değerine dikkat çekerek, şef' kavramının yaratılmış olanın temel bir vasfı olan "ikili/çift olma" durumunu nitelediğini savunur. Izutsu'ya göre Kur'an'ın kavram dünyasında bu kelime, evrendeki zıtlıklar ve çiftler (gece-gündüz, erkek-dişi, artı-eksi) arasındaki ontolojik dengeye ve yaratılmışların muhtaçlık içindeki eşli yapısına işaret eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu ayetteki şef' kelimesinin, sûrenin genel bağlamındaki kozmik düzene ve yaratılıştaki simetriye vurgu yaptığını belirtir. Ona göre bu kullanım, insanın gözlemi altındaki evrenin parçalı ve ikili yapısını ifade ederek, bu düzenin bir yaratıcıya delalet ettiğini hatırlatır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arap dilindeki teknik kullanımında sayı sisteminin temel taşlarından birini oluşturduğunu ve ayette "tek" ile karşıtlık içinde sunularak yaratılıştaki tüm kompozisyonu ve çiftleri kapsayan kuşatıcı bir ifade olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ontolojik bir yaklaşımla kelimeyi ele alarak, "şef'" kavramının varlığın tezahüründeki çokluğu ve bu çokluğun birbirine olan bağımlılığını simgelediğini ifade eder.
Vetr (الوتر)
İbn Fâris, v-t-r kökünün "tek olma, bir olma ve bir şeyi diğerlerinden ayırma" manasına geldiğini söyler. Kelimenin aynı zamanda "kan davası veya öç" anlamında kullanılmasını da, öldürülen kişinin ailesinin bir ferdini kaybetmesiyle "tek/eksik" kalmasıyla ilişkilendirir. Ona göre vetr, bir bütünün parçalanıp tek kalması veya zaten tek olan, eşi olmayan bir yapıyı ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin sayısal olarak "tek" anlamına geldiğini ve çiftin (şef') zıddı olduğunu belirtir. İsfahânî, bu kelimenin özellikle Allah'ın birliğini nitelemek için de bir işaret olabileceğini, zira O'nun dengi ve benzeri olmayan mutlak tek (Vitr) olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin genel Semitik kökenlerini inceleyerek İbranice ve Süryanice formlarıyla kökteş olduğunu, ancak Kur'an'daki kullanımının doğrudan Arapça sayı sistemindeki "tek" kavramına dayandığını belirtir. Angelika Neuwirth, erken Mekki sûrelerdeki bu tür sayı yeminlerinin, evrensel düzenin matematiksel ve ilahi yasalarına yapılan bir atıf olduğunu öne sürer. Neuwirth'e göre vetr, şef' ile birlikte zikredilerek, çokluğun içindeki gizli birliğe veya yaratılışın sayısal dengesine dikkat çeker. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin Cahiliye Araplarının sayı telakkisinde özel bir yere sahip olduğunu, tekil olanın her zaman bir gizem ve kutsiyet barındırdığını, ayetin bu algı üzerinden mutlak teke veya yaratılıştaki tekil olgulara (Kâbe, Arefe günü vb.) işaret ettiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "tek" anlamının yanında, evrenin ve içindeki olayların birbirini takip eden ve asla tesadüfe yer bırakmayan sayısal ve matematiksel nizamını pekiştiren bir vurgu olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla