وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fecr Sûresi, 2. Ayet
Daralt
X
-
1. "Yemin olsun tan yerinin ağarmasına;"
2. "On geceye;"
3. "Çift olana ve tek olana;"
Hac Mekânı Güvenli Kılınmıştır
Araplar âdetleri üzere bir şeyi güzel gördüklerinde onu gözlerinde tâzimle büyütürler ve yücelttikleri varlıklar üzerine de yemin ederlerdi. Allah Teâlâ hacda ve onun vakitlerinde birtakım hikmetler ve yönetime dair acayiplikler var etti. Onun en lütufkâr hikmetinden ve hayreti mûcip yönetiminden biri de hac yapılan mekânı insanlık için güvenli bölge kılmasıydı. Öyle ki insanlar bu güvenin nasıl oluştuğu sırrını bir türlü kavrayamadılar. Allah insanların kalplerinde oraya karşı ortak bir ülfet oluşturdu ve bunun sonucunda insanlar orada toplanmak için harekete geçmeyi arzular hale geldiler. Kendi aralarında birbirlerine karşı kin, düşmanlık gibi duygular beslemelerine rağmen akıl erdiremedikleri bir şekilde orada bir araya gelmeye arzulu oldular. Bunun sonucunda oranın halkı tam bir güven içinde beldelerde dolaşır hale geldi. Öyle ki Allah Teâlâ bu gerçeği ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur: “İnkâr edenlerin (gönüllerince) diyar diyar dolaşmaları sakın seni yanıltmasın!” Uzak belde halklarını Mekke halkının ihtiyaç duyacağı erzak ve sair gereksinimlerini oraya götürmeye müheyya kıldı. Kendilerini, oldukça külfetli gelse de oraya gitmeye arzulu kıldı. [Sonra bu külfetli durum onların hac için Mekke’ye gelmelerine] mani olmadı. Bunlardan da anlaşıldı ki orada birtakım sırlar ve lütuflar vardır ki bunlar ora halkının kendi güçlerinin ve tedbirlerinin dışında bir durum arz etmektedir. Bunun belirtilmesinde ölümden sonra tekrar diriltilme ve âhiret hayatının varlığını kabule ve içlerindeki şüphelerin giderilmesine işaret edecek kanıt vardır. Allah Teâlâ, hac günleri olması ve bütün rükünlerinin bu günlerde eda edilmesi hasebiyle şanı yüce olan bu vakitlere ve günlere yemin etti. Arap âdetine göre kendilerince ulu gördükleri babalarına, atalarına ve putlarına yemin etmek söz konusuydu. Bu belirtilenler de onlar nezdinde tâzimi gerekli olaylardır. Bu itibarla onlara yemin edilmesi, Araplar’ın âdetlerine göre yemin etme şeklinde olmuştur.
Yeminler içine “çift”; “tek” ve “fecir” girmektedir. Bazıları şöyle dedi: “Şef” (الشَّفْعِ), yani çift olan kurban bayramı günüdür, çünkü o ayın onuncu günü olmaktadır. “Vetr” (وَالْوَتْرِ), yani tek ise Arafat günüdür, yani ayın dokuzuncu günüdür. Çift, tek ve geçip gitmekte olan gece ile bütün ibadetlerin kastedilmesi de mümkündür. Zira her ibadette illâ ki hem tek hem de çift vardır.
“Tek” ile Allah Teâlâ’nın, “çift” ile bütün yaratıkların kastedilmesi de mümkündür. Zira Allah yaratıklarını çift yaratmıştır. Allah Teâlâ ise zatı ile tektir. Buna göre yemin, hem zatına hem de bütün yaratıklara yapılmış olur. “Çift” ve “tek” ile cümle yaratılmışların kastedilmiş olması da mümkündür. Çünkü onlarda hem çift hem tek mânası birlikte vardır. Buna göre yemin bütün mahlûkata yapılmış olur.
Yorum
-
Leyâlin (ليالٍ)
İbn Fâris, l-y-l kökünün temel anlamının "gündüzün karşıtı olan zaman dilimi" olduğunu belirtir. Bu kökün tek bir asıldan geldiğini ifade ederek, kelimenin fiziksel karanlığı ve ışığın yokluğunu temsil eden asli bir yapıya sahip olduğunu vurgular. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin güneşin batışından doğuşuna kadar geçen süreyi kapsadığını ifade eder. İsfahânî'ye göre bu kelime, varlıkların dinlenmeye çekildiği ve görüşün kısıtlandığı bir hali niteler. Arthur Jeffery, kelimenin Proto-Semitik bir kökene sahip olduğunu, İbranice laylah, Aramice lelyâ ve Süryanice lelyâ formlarıyla kökteş olduğunu belirtir. Jeffery, bu kelimenin Kur'an'da yabancı bir kökenden ziyade ortak Semitik mirasın bir parçası olarak yer aldığını ifade eder. Angelika Neuwirth, erken Mekki sûrelerdeki "gece" vurgusunun, Geç Antik Çağ'daki gece ibadetleri (vigils) ve tefekkür vakitleriyle ilişkili olabileceğini öne sürer. Neuwirth'e göre buradaki nekre (belirsiz) kullanım, belirli bir kutsal zaman dilimine ve bu zaman diliminin taşıdığı manevi gizeme işaret eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik alanını incelerken gecenin "örtücü" (setr) niteliğine ve gündüzle olan diyalektik karşıtlığına odaklanır. Izutsu'ya göre Kur'an terminolojisinde gece, hem fiziksel bir fenomen hem de ilahi tecellilerin daha yoğun hissedildiği sembolik bir zaman dilimidir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin çoğul ve belirsiz gelmesinin, o on gecenin mahiyetindeki kudsiyete ve muhatapların zihnindeki tarihsel/dini karşılığına (hac günleri, Zilhicce vb.) bir atıf olduğunu vurgular.
Aşr (عشر)
İbn Fâris, a-ş-r kökünün iki temel manaya geldiğini belirtir: Birincisi "on" sayısı, ikincisi ise "karışmak, kaynaşmak ve bir topluluk oluşturmak"tır. İbn Fâris'e göre on sayısı, sayıların bir düğüm noktasında toplanıp tamamlanmasını ifade ettiği için bu ismi almıştır. Râgıb el-İsfahânî, on sayısının bir kemali ve bütünlüğü temsil ettiğini söyler. "Işre" (sosyal arkadaşlık ve birliktelik) kelimesinin de bu kökten geldiğini belirterek, insanların bir araya gelip bir bütün oluşturması ile on sayısının birliği arasındaki anlamsal ilişkiye dikkat çeker. Arthur Jeffery, kelimenin genel Semitik dillerde on sayısını ifade eden ortak bir kök olduğunu (İbranice ‘eser, Süryanice ‘esar) teyit eder ve bu yapının kadim bir sayı sistemine dayandığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin kökündeki "sosyal temas ve karışma" boyutunun, Cahiliye Arap toplumundaki "aşiret" (dayanışma grubu) kavramıyla olan semantik bağını vurgular. Izutsu'ya göre kökün bu anlamı, bireyin bir bütünün parçası olması fikrini destekler. Angelika Neuwirth, on sayısının kutsal metinlerdeki sembolik değerine değinerek, "on gece" ifadesinin dini bir periyodun tamamlanmasını veya belirli bir kutsal süreci (decad) temsil ettiğini öne sürer. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin Arapların sayma geleneğinde ve dini pratiklerinde (Zilhicce'nin ilk on günü gibi) taşıdığı merkezi önemi vurgular; ona göre ayetteki kullanım, muhatabın zaten bildiği ve kutsiyet atfettiği bir sürece yapılan güçlü bir vurgudur.
Yorum
Yorum