Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Enbiyâ Sûresi, 85. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Enbiyâ Sûresi, 85. Ayet

    وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَا الْكِفْلِۜ كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-ismâ’île ve-idrîse veżâ-lkifl(i)(s) kullun mine-ssâbirîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      “İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de yâdet. Hepsi de sabreden kimselerdendi.”

      Zülkifl’in Kim Olduğu

      İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de yâdet. Zülkifl, muhtemelen onun isimlerinden biriydi. Ona bu isim yaptığı bir faaliyetten dolayı verilmiş de olabilir. Rivayete göre Zülkifl, salih bir kişiydi. Zülkifl bir peygambere kavmini onun şeriatına davet etmeyi taahhüt etmiş ve verdiği teminatı yerine getirmiş ve bu yüzden Zülkifl diye isimlendirilmiştir.

      Zülkifl’in kim olduğu hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazdan, yukarıda da belirttiğimiz gibi o salih bir kişiydi demişlerdir. Bazıları da şöyle demiştir: Zülkifl, peygamberdi. Biz Zülkifl hakkında Sabreden kimselerdendi açıklamasından başka bir şey bilmiyoruz. Allah Teâlâ onları mutlak olarak sabredenlerden diye isimlendirmektedir. Onların bu şekilde nitelenmeleri, en doğrusunu Allah bilir ya, sabrın her türlüsünü ve salahın her çeşidini kendilerinde toplamış olmalarındandı. Onlar, başlarına gelen belâlara ve imtihanlara katlanmış, kendilerine emredilen itaatlarm tümüne, onları ifa etmeye ve bütün hayırları işlemeye sabretmişlerdir. Salah için de aynı şeyler söylenebilir. Allah Teâlâ onlara salih ismini vermiştir çünkü salahın tüm çeşitlerini kendilerinde toplamışlardı. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        ve ismâîle (وَإِسْمَاعِيلَ)

        Bağlaç olan "vav" ile İsmail peygamberin özel isminin (mansub/nesne formunda) birleşimidir. Yabancı kökenli (gayr-ı munsarıf) bir isim olduğu için tenvin almaz. El-Cevâlîkî ve Celaleddin el-Suyuti, bu ismin saf Arapça olmadığını, kadim dillerden Arapçaya geçmiş (muarreb) yabancı kökenli bir isim olduğunu belirtirler.

        Kelimenin Sami dillerindeki serüvenini tarihsel dilbilim ışığında analiz eden Arthur Jeffery, ismin İbranicedeki "Yişma'el" (Tanrı işitir / Tanrı yakarışı duydu) kelimesinden geldiğini tespit eder. Bu ismin Kur'an'ın edebi ve tarihsel kurgusundaki yerini değerlendiren Angelika Neuwirth, Eyyûb kıssasından sonra aniden İsmail'in zikredilmesinin muazzam bir coğrafi ve teolojik sıçrama olduğuna dikkat çeker. Neuwirth'e göre Kur'an, tevhidi mücadelenin sadece Şam/Kenan bölgesinde kalmadığını, İsmail figürü üzerinden o susuz ve ıssız vadiye (Mekke'ye) taşınarak yepyeni bir "hicret ve teslimiyet" (kurban) ontolojisi inşa edildiğini bu isimle simgeleştirir.

        ve idrîse (وَإِدْرِيسَ)

        Bağlaç olan "vav" ile İdris peygamberin özel isminin birleşimidir. Bu da gayr-ı munsarıf (yabancı kökenli) bir özel isimdir. El-Cevâlîkî ve Celaleddin el-Suyuti, "İdris" isminin muarreb (Arapçalaşmış) olduğunu, kelimenin Arapça "derese" (okumak, ders çalışmak) kökünden geldiği yönündeki iddiaların halk etimolojisi (yakıştırma) olduğunu aktarırlar.

        Sözcüğün kökenini inceleyen Arthur Jeffery, ismin kökeninin oldukça tartışmalı olduğunu, bazı kadim metinlerdeki Enok (Hanok) figürüyle veya farklı bilgelerle özdeşleştirildiğini belirtir. Bu ismin ayetteki teolojik varlığını analiz eden Prof. Dr. Hidayet Aydar, İdris'in burada zikredilmesinin tarihsel kronolojiden ziyade ahlaki bir mesaj taşıdığını vurgular. İdris, tefsir geleneğinde antik bilgeliği, kalemin icadını ve derin tefekkürü temsil eder; onun zikredilmesi, ilmin ve derin kavrayışın da ancak büyük bir varoluşsal "sabırla" harmanlandığında tevhidi bir değere dönüştüğünü gösterir.

        ve ze'l-kifli (وَذَا الْكِفْلِ)

        Bağlaç "vav", sahiplik bildiren (esma-i hamseden) "zâ" (sahibi) kelimesi ve kef-fe-lam (ك ف ل) kökünden türeyen, belirlilik takısı (el) almış "kifl" isminin oluşturduğu bir isim tamlamasıdır. "Kifl sahibi, o ağır yükün/payın sahibi" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "bir şeyi garanti altına almak, başkasının sorumluluğunu üzerine almak (kefalet) veya bir şeyin eşit/katlanmış payı (nasip)" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kifl" kavramının, insanın kendi iradesiyle üstlendiği, taşıması son derece zor ve ağır bir ahlaki, toplumsal veya hukuki yükümlülük (kefalet) olduğunu aktarır.

        Bu ismin/unvanın teolojik ve felsefi ağırlığını değerlendiren Diyanet İslam Ansiklopedisi, Zülkifl'in özel bir isimden ziyade "O ağır yükü/kefaleti omuzlayan kişi" anlamında ontolojik bir lakap olabileceğini, onun peygamber mi yoksa salih bir kul mu olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğunu aktarır. Ancak Toshihiko Izutsu, kavramın Kur'an'daki duruşunu analiz ederken ismin kime ait olduğundan çok neyi temsil ettiğine odaklanır. Izutsu'ya göre "Zülkifl" tamlaması, yeryüzünde fıtratı korumak adına varoluşsal bir yükü (kefaleti) omuzlayıp, o devasa yükün altında ezilmeden, şikayet etmeden ve taviz vermeden sarsılmaz bir ahlaki duruş sergileyen kişinin ulaştığı en üstün "kulluk unvanıdır".

        kullun (كُلٌّ)

        kef-lam-lam (ك ل ل) kökünden türeyen ve tenvin alan bir isimdir. "Hepsi, onların tamamı, her biri" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "dağınık parçaları bir araya getirip kapsamak, bütünü ihata etmek ve hiçbir istisna bırakmamak" olduğunu belirtir.

        Bu kelimenin ayetteki sosyolojik ve edebi işlevini analiz eden Dücane Cündioğlu, "kullun" (hepsi) kelimesinin muazzam bir eşitleyici mühür olduğuna dikkat çeker. Cündioğlu'na göre İsmail'in imtihanı (kurban edilme/ıssız vadi) başka, İdris'in imtihanı başka, Zülkifl'in omuzladığı yük tamamen başkadır. Zamanları, mekanları ve yaşadıkları krizler birbirinden bütünüyle farklı olan bu şahsiyetleri tek bir kelime (kullun) bir araya getirerek; erdemin ve ilahi rızanın mekana/zamana bağlı olmadığını, "tarih üstü" birleştirici bir çatı olduğunu dilbilgisel olarak sabitler.

        mine's-sâbirîn (مِّنَ الصَّابِرِينَ)

        Teb'îziyye (aidiyet/içindelik) bildiren "min" (den/dan) edatı ile sad-be-ra (ص ب ر) kökünden türeyen, ism-i fâil (özne/sıfat) formunda, cemi müzekker (eril çoğul) ve belirlilik takısı (el) almış kelimenin birleşimidir. "Sabredenlerdendiler, o sarsılmaz direnişçiler sınıfındandılar" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün muazzam etimolojik temelinin "nefsi bir şeyden alıkoymak, hapsetmek, acıya veya zorluğa karşı feryat etmeyi terk ederek mutlak bir direnç göstermek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sabır" kavramının pasif bir katlanma olmadığını; aklın, fıtratın ve dinin gerektirdiği noktada nefsi sarsılmaz bir şekilde "tutup sabitlemek", paniğe (ceza') kapılmadan en rasyonel ve ahlaki duruşu sergilemek olduğunu aktarır.

        Bu sıfatın ayetin en sonundaki o vurucu ve ontolojik teşhisini analiz eden Prof. Dr. Sadık Kılıç, "sâbirîn" kelimesinin Kur'an'ın ahlak felsefesindeki (etik) merkeziliğine dikkat çeker. Kılıç'a göre İsmail kurban bıçağının altında, Zülkifl omuzladığı devasa kefaletin altında çaresizce ezilmiş kurbanlar değildirler; onlar, ilahi irade karşısında kendi nefislerini "tutarak/hapsederek" (sabır) en aktif, en bilinçli ve en asil "ahlaki direnişi" sergileyen faillerdir.

        Bu kapanışın sure içindeki bütünsel (holistik) kurgusunu değerlendiren Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Eyyûb'un o dehşetli bedensel acısına karşı gösterdiği teslimiyetin (bir önceki ayet) hemen ardından, birbirinden tamamen farklı imtihanlardan geçmiş bu üç peygamberin de "sabredenler" (sâbirîn) sınıfına dahil edildiğine dikkat çeker. Bintü'ş-Şâtı'ya göre Kur'an, imtihanın şekli ne olursa olsun (hastalık, kurban edilme, ağır sorumluluk), insanın ontolojik olarak Yaratıcı'sına olan sadakatini ispatlayacağı yegane ve evrensel şartın "sabır" (dirençli ve edepli kulluk) olduğunu bu son kelimeyle mühürler. İsimler ve çağlar değişir, ancak kurtuluşun ve ilahi rahmetin (min) adresi olan o yüce "sâbirîn" sınıfı asla değişmez.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X