اَلَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Enbiyâ Sûresi, 49. Ayet
Daralt
X
-
“Görmedikleri halde Rab’lerinden korkan ve kıyâmetin kaygısını taşıyanlar için.”
Görmedikleri halde Rab’lerinden korkan. Bu cümlenin görmedikleri halde vâdedilen azaptan korkanlar anlamına gelmesi muhtemeldir. Kastedilen âhiret azabı ve intikamıdır. Müminler, âhirette geleceği vâdedilen azaptan korkmuşlardır. Bu yüzden söz konusu azabı gerektiren eylemlerden kaçınırlar. Kâfirler ise âhirette geleceği vâdedüen azaptan korkmamışlardır, onlar sadece gözle görülen ve ayan beyan görülen azaptan korkarlar. Gayb âleminde geleceği vâdedilen azaptan ise korkmazlar. Görmedikleri halde Rab’lerinden korkan meâlindeki beyanın, Rab’lerini görmeseler bile saltanatının ve hükümranlığının eserlerini gördükleri için O’ndan çekinirler ve korkarlar anlamına gelmesi de muhtemeldir.
Ve kıyâmetin kaygısını taşıyanlar için. Bu beyanın da kıyâmetin korkunç durumlarının ve dehşetinin korkusunu taşıyanlar için, anlamına gelmesi ihtimal dâhilindedir. Ya da onlar âhirette amellerinin muhasebesinin korkusunu taşıyanlar için, mânasına gelmesi de mümkündür. Netice olarak âhirette nefislerinin hesaba çekilme korkusu yüzünden dünyada nefislerini hesaba çekerler.
Yorumu Yorumla
-
ellezîne (الَّذِينَ)
Arapçada ism-i mevsul (ilgi zamiri) edatıdır; "o kimseler ki, onlar ki" anlamına gelir. Bir önceki ayette geçen "muttekîn" (takva sahipleri) kavramının ontolojik ve psikolojik açılımını yapmak, bu zümrenin iç dünyasındaki özellikleri detaylandırmak üzere cümleyi sarsılmaz bir aidiyetle birbirine bağlar.
yahşevne (يَخْشَوْنَ)
hı-şın-ye (خ ش ي) kökünden türeyen muzari (şimdiki/geniş zaman), cemi müzekker (eril çoğul) bir fiildir. "Derin bir saygıyla korkarlar, haşyet duyarlar" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik karşılığının "korku duymak, ürpermek ve çekinmek" olduğunu belirtir. Ancak Râgıb el-İsfahânî, sıradan bir korku olan "havf" ile "haşyet" arasındaki muazzam etimolojik ve felsefi farka dikkat çeker. Havf, insanın kendi zayıflığından veya bir tehlikeden kaynaklanan basit bir kaçış dürtüsüyken; haşyet, korkulan makamın mutlak yüceliğini, azametini ve kusursuzluğunu "bilmekten" (ilimden) doğan, saygı ve hayranlık dolu bir ürpertidir.
Bu fiilin inananların (takva sahiplerinin) psikolojisindeki yerini analiz eden Prof. Dr. Hidayet Aydar, haşyetin kaba bir cehennem veya azap korkusu olmadığını belirtir. Muttekilerin haşyeti, uluhiyetin azameti karşısında insanın kendi küçüklüğünü idrak etmesinden kaynaklanan entelektüel ve kalbi bir teyakkuz halidir. Bilgi (idrak) arttıkça, uluhiyet karşısındaki haşyet de zorunlu olarak artar.
rabbehum (رَبَّهُم)
ra-be-be (ر ب ب) kökünden türeyen "rabb" ismi ve "-hum" (onların) muttasıl zamirinin birleşmesinden oluşur. "Onların Rablerine, kendi Rablerinden" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik karşılığının "bir şeyi ıslah etmek, koruyup gözetmek ve onu yavaş yavaş, kademe kademe hedefine ulaştırmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Rabb kavramının "bir nesneyi ilk varoluşundan alıp, kendi fıtratına uygun olan en mükemmel duruma doğru terbiye eden, besleyen mutlak otorite" anlamına geldiğini aktarır.
Bu ismin haşyet fiiliyle (yahşevne) yan yana gelmesindeki inceliği varlık felsefesi üzerinden okuyan Dücane Cündioğlu, muttekilerin duyduğu korkunun yöneldiği nesnenin "Allah" (Zat ismi) değil de "Rabb" (Terbiye eden/Nimet veren) ismi olmasının derin bir ahlaki endişeye işaret ettiğini belirtir. Cündioğlu'na göre onlar bir tirandan değil; kendilerini besleyen, büyüten ve seven o sonsuz şefkat kaynağından (Rabb'den) uzak düşmekten, O'na nankörlük etmekten ve O'nun terbiyesinden mahrum kalmaktan "haşyet" duymaktadırlar. Bu, sevgi ve saygıya dayalı asil bir korkudur.
bil-gaybi (بِالْغَيْبِ)
Vasıta ve durum bildiren "bi" harf-i ceri, ğayn-ye-be (غ ي ب) kökünden türeyen ve belirlilik takısı (el) alan "gayb" isminin birleşimidir; "görmedikleri halde, duyuların ötesinde iken, gıyaben" anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "bir şeyin gözden kaybolması, üzerinin örtülmesi, gizli kalması ve fiziksel algının ulaşamaması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, gayb kavramının insanın beş duyusuyla algılayamadığı, ampirik (deneyimsel) sınırların ötesinde kalan her türlü metafiziksel ve ilahi gerçeklik alanı olduğunu aktarır.
Kavramın İslam epistemolojisindeki (bilgi felsefesindeki) merkeziliğini analiz eden Toshihiko Izutsu, "bil-gaybi" (görmeden/gaybda) ifadesinin mümin ile müşrik arasındaki en büyük ontolojik ayrım noktası olduğunu vurgular. Müşrikler her şeyi fiziksel gözleriyle (şehadet) görmek isterken, azabı bile hemen o an maddi bir kanıt olarak talep ederken; takva sahipleri (muttekîn) gözün sınırlarının bittiği yerde kalbin ve idrakin devreye girdiği o aşkın boyuta (gayba) iman ederler. Onlar, Allah'ı fiziksel olarak görmedikleri halde, O'nun varlığını ve azametini mutlak bir kesinlikle (yakîn) içselleştirmişlerdir.
ve hum (وَهُمْ)
Bağlaç olan "vav" ile üçüncü çoğul şahıs munfasıl (ayrık) zamiri "hum" (onlar) kelimesinin birleşimidir; "ve onlar, yine onlar" anlamına gelir. Arapça dilbilgisinde buradaki "vav", cümlenin akışında muttekilerin ikinci ve eşdeğer bir varoluşsal özelliğini (kıyamet korkusunu) birinci özelliğe (Allah'a duyulan haşyete) bağlayan bir atıf köprüsüdür.
mine's-sâ'ati (مِّنَ السَّاعَةِ)
"Den/dan, -e karşı" anlamlarına gelen "min" harf-i ceri ile sin-vav-ayn (س و ع) kökünden türeyen ve belirlilik takısı (el) alan "sâ'at" isminin birleşimidir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "zamanın bir cüzü, ufak bir kesiti ve ilerleyen bir an" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sâ'at" kelimesinin dilde herhangi bir zaman dilimini (saati) ifade etse de, belirlilik takısıyla (es-sâ'a) kullanıldığında terminolojik olarak "evrenin yok olacağı, kıyametin kopacağı o anlık, ani ve dehşetli zaman kesitini" ifade eden özel bir kavrama dönüştüğünü aktarır.
Bu kelimenin Kur'an'ın apokaliptik (sona dair) zaman algısındaki yerini inceleyen Angelika Neuwirth, "es-sâ'a" kavramının sıradan kronolojik zamanın (vakt) dışına çıkan bir "zaman kırılması" olduğunu analiz eder. Neuwirth'e göre es-sâ'a, tarihi aniden kesen, evrenin işleyişini sıfırlayan ve ilahi adaletin mutlak tecellisini başlatan o kozmik şok anıdır. Muttekilerin korktuğu şey sıradan bir gün değil, varoluşun bu nihai ve sarsıcı eşiğidir.
muşfikûn (مُشْفِقُونَ)
şın-fe-kaf (ش ف ق) kökünden if'âl babında türeyen, ism-i fâil (özne) formunda, cemi müzekker (eril çoğul) bir kelimedir. "Titreyenler, derin bir kaygı ve sakınma içinde olanlar, ürperenler" anlamına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "incelik, yufkalık, bir şeye karşı hassasiyet göstermek ve onun üzerine titremek" olduğunu belirtir. Gündüzün bitip gecenin başladığı andaki o ince ve kızıl aydınlığa "şafak" denilmesi de, karanlığın "incelmesi" manasında aynı kökün zarafetindendir. Râgıb el-İsfahânî, "işfâk" (şefkat) eyleminin yöneldiği nesneye göre iki farklı psiko-teolojik anlam kazandığını aktarır: Eğer kendinden daha aşağıda olan birine (örneğin çocuğa) yönelirse "acımak, korumak ve üzerine titremek" olur; ancak ayette olduğu gibi ilahi adalete (es-sâ'a) yönelirse "kendi eksikliğinden dolayı kaygı duymak, hata yapmaktan sakınmak ve derin bir ürpertiyle titremek" manasını taşır.
Bu sıfatın takva sahiplerinin iç dünyasındaki ağırlığını ve edebi estetiğini değerlendiren Prof. Dr. Sadık Kılıç, "muşfikûn" kelimesinin muazzam bir eskatolojik psikoloji sunduğunu belirtir. Müşrikler kıyamet anı (saat) ile "Ne zaman gelecek?" diye pervasızca alay ederken; Allah'a inanan o takva sahipleri, hesaba çekilmenin ağırlığını bildikleri için o anın dehşetinden "kalpleri incelerek, fıtratları titreyerek" (işfâk) sakınırlar. Bu eylem, pasif bir korkaklık veya umutsuzluk değil; insanın yeryüzündeki ahlaki sorumluluğunu son nefesine kadar diri tutan, ruhu kibrin katılığından arındıran ontolojik bir "inceliktir".
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla