وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا نُوح۪ٓي اِلَيْهِ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدُونِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Enbiyâ Sûresi, 25. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: enbiya suresi, enbiya 25, ibadet, vahiy, enbiya suresi 25. ayet, elçi, tevhid, ilah, resul
-
“Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona, ‘Benden başka ilâh yoktur, şu halde bana kulluk edin’ dîye vahyetmiş olmayaltm.”
Yüce Allah daha önce, “Benden başka ilâh yoktur, şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmeden gönderdiği hiçbir peygamber olmadığını haber vermektedir. Öte yandan “fabudûni” emri, ulûhiyette beni birleyiniz, ilâhlığı benden başkasına nispet etmeyiniz, ilâhhğıma benden başkasını ortak yapmayınız mânasında olabilir. Ya da ibadeti bana tahsis ediniz, onu benden başkasına yöneltmeyiniz anlamı da mümkündür. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
erselnâ (أَرْسَلْنَا)
ra-sin-lam kökünden if'âl babında mazi (geçmiş zaman) bir fiil ve faili gösteren "-nâ" (biz) zamirinden oluşur. İbn Fâris, kök anlamının "bir şeyi salıvermek, serbest bırakmak, peş peşe akmasına ve gitmesine izin vermek" olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "risalet" kavramının sadece sıradan bir elçi göndermek olmadığını, gönderilen kişinin taşıdığı özel bir amaca ve ilahi mesaja işaret ettiğini belirtir.
Ayetteki bu fiili tarihsel bir bütünlük içinde analiz eden Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Hz. Muhammed'in tarih sahnesine aniden çıkmış, köksüz ve yepyeni bir figür olmadığını; aksine insanlık tarihi boyunca kesintisiz "akıp gelen" (r-s-l kökünün etimolojik manasıyla uyumlu olarak) ilahi bir silsilenin parçası olduğunu kanıtlamak için kullanıldığını aktarır. Risalet, tarihe yapılan tekil ve tesadüfi bir müdahale değil, süreklilik arz eden kozmik bir yasadır (sünnetullah).
kablike (قَبْلِكَ)
kaf-be-lam kökünden türeyen "kabl" zaman zarfı ve "-ke" (senden) muttasıl zamirinin birleşimidir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik karşılığının "yön, cihet, ön taraf ve geçmiş zaman" olduğunu belirtir.
Bu zaman zarfının Mekke dönemi metinlerindeki kullanımını retorik bir inşâ olarak değerlendirir Angelika Neuwirth, Kur'an'ın muhataplarına "senden önce" diyerek sürekli bir tarihsel hafıza aşıladığına dikkat çeker. Bu kelime, vahyin evrensel köklerini geçmişin derinliklerine sabitleyerek, müşriklerin "bu yeni ve uydurma bir inançtır" şeklindeki iftiralarını sarsılmaz bir tarihsel argümanla çürütür.
resûlin (رَّسُولٍ)
ra-sin-lam kökünden türeyen ve "kendisine mesaj verilerek gönderilen elçi" anlamına gelen bir isimdir. İbn Fâris, kökteki "yönlendirme" anlamının, burada elçinin kendi hevasından ziyade, onu gönderenin (Allah'ın) mutlak iradesine tabi olmasını ifade ettiğini belirtir.
Bu kelimenin etimolojik ve kültürel kökenlerini inceleyen Arthur Jeffery, Arapçadaki "resûl" kelimesinin Aramice ve Süryanicede de haberci/elçi anlamında kullanılan, ortak bir Sami dil havzası mirası olduğunu tespit eder. Kavramın ontolojik (varoluşsal) ağırlığına dikkat çeken Toshihiko Izutsu ise "resûl"ün, aşkın ve mutlak olan (Allah) ile dünyevi ve sınırlı olan (insan) arasında kurulan yegane iletişim köprüsü olduğunu analiz eder. Ayette "hiçbir resul göndermedik ki..." şeklindeki mutlak genelleme, elçilerin şahıslarının, fizyolojilerinin veya coğrafyalarının değişebileceğini, ancak taşıdıkları temel fonksiyonun (ilahi köprü olma vasfının) tarih boyunca hiç değişmediğini vurgular.
nûhî (نُوحِي)
vav-ha-ye kökünden if'âl babında türeyen muzari (şimdiki/geniş zaman) bir fiildir. İbn Fâris, bu kökün temel etimolojik anlamının "bir şeyi muhataba gizlice, hızla ve başkalarının fark edemeyeceği bir yolla bildirmek, fısıldamak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "vahiy" kavramının ilahi iradenin, elçinin kalbine (idrak merkezine) sıradan insanüstü bir süratle ve mutlak bir kesinlikle inmesi olduğunu aktarır.
Bu fiili epistemolojik bir iletişim modeli olarak inceleyen Toshihiko Izutsu, eylemin muzari (nûhî - vahyediyoruz/vahyederdik) kalıbında gelmesinin çok kritik olduğunu analiz eder. Izutsu'ya göre bu süreklilik kipi, vahyin tarihin belli bir anında olup bitmiş statik ve donuk bir olay olmadığını; tüm peygamberler tarihi boyunca aynı formatta, aynı tazelikte ve aynı öze sahip olarak sürekli tekrarlanan dinamik bir tebliğ tarzı olduğunu kanıtlar.
ileyhi (إِلَيْهِ)
Yönelme ve varış bildiren "ilâ" harf-i ceri ile o resule giden "-hi" (ona) zamirinden oluşur. Vahyin, evrende başıboş dolaşan rastgele bir ses dalgası olmadığını; doğrudan seçilmiş elçinin idrakini, kalbini ve şahsiyetini hedef alan, varış noktası (gaye) kesin hatlarla belli olan spesifik bir ilahi yönelim olduğunu etimolojik olarak sabitler.
ennehu (أَنَّهُ)
Cümleye vurgu, pekiştirme ve mutlaklık katan "enne" (şüphesiz ki, şu gerçek ki) edatı ile "-hu" (o) zamirinin birleşimidir. Râgıb el-İsfahânî, bu tür tekit edatlarının, ardından gelecek olan cümlenin/haberin zihindeki tüm şüphelerden ve felsefi tereddütlerden arındırılmış, tartışmaya kapalı en temel hakikat olduğunu bildirmek için kullanıldığını aktarır. Ayette, peygamberlere vahyedilen o tek ve evrensel cümlenin (tevhidin) ağırlığını sırtlanan dilbilgisel bir sütundur.
lâ ilâhe (لَا إِلَهَ)
Nefy (olumsuzluk ve mutlak red) bildiren "lâ" edatı ile elif-lam-he kökünden türeyen "ilah" kelimesinin birleşimidir. İbn Fâris, ilah kökünün "akılları hayrette bırakan, kulluk edilen ve sığınılan yüce varlık" anlamına geldiğini belirtir.
Bu ifadenin teolojik felsefesini analiz eden Dücane Cündioğlu, tevhid inancının pozitif bir inanç kabullenmesinden önce mutlak bir reddedişle (lâ) başladığına dikkat çeker. Cündioğlu'na göre insan zihni, uluhiyet makamına sahte putlar, ideolojiler, dünyevi arzular ve otoriteler yerleştirmeye fıtraten eğilimlidir. "Lâ ilâhe" (hiçbir ilah yoktur) ifadesi, vahyin insan bilincinde yaptığı o ilk, en yıkıcı ve en büyük ontolojik temizliktir. Tüm sahte otoritelerin, kabilevi tanrıların ve doğa güçlerinin "ilahlık" statüsü tek bir nefy (lâ) darbesiyle yeryüzünden silinir.
illâ enâ (إِلَّا أَنَا)
İstisna edatı olan "illâ" (ancak, -den başka, haricinde) ile birinci tekil şahıs munfasıl zamiri olan "enâ" (Ben) kelimelerinden oluşur. İbn Fâris, "illâ" edatının bir bütünden veya mutlak bir yokluktan tek bir hakikati ayırıp çıkarmak, onu tahsis etmek (özgülemek) işlevi gördüğünü belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, bu "hasr" (sınırlama) sanatını kelam ilmi ekseninde incelerken, yeryüzündeki tüm ilahlık iddiaları (lâ) ile temizlendikten sonra, geriye istisna edilecek yegane mutlak Yaratıcı'nın kaldığını belirtir. Ayetin bu noktasındaki sarsıcı doğrudanlığa dikkat çeken Prof. Dr. Sadık Kılıç, Allah'ın burada kendisinden "O" (Huve) diye üçüncü şahıs olarak değil, doğrudan "Ben" (Enâ) diye birinci şahıs zamiriyle bahsettiğini vurgular. Bu durum, tarihteki tüm peygamberlere fısıldanan o mutlak gerçeğin, ilahi zatın en mahrem, en aracısız ve en net varoluşsal beyanı olduğunu teolojik olarak tesciller.
fa'budûn (فَاعْبُدُونِ)
Bağlaç olan "fe", ayn-be-dal kökünden türeyen çoğul emir fiili "u'budû" (kulluk/ibadet edin) ve "bana" anlamı veren kaynaştırma "nun"u ile mecrur "yâ" (düşmüş haldedir) harfinden oluşur. "O halde (sadece) bana kulluk edin" anlamına gelir. İbn Fâris, kök anlamının "boyun eğmek, itaat etmek, direnci kırmak ve pürüzsüzleşmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ibadet kavramının itaatin ulaşılabilecek en uç noktası olduğunu, kişinin kendi iradesini mutlak otorite karşısında tamamen sıfırlaması manasını taşıdığını aktarır.
Bu kelimeyi önceki beyanlarla mantıksal bir zincir içinde değerlendiren Prof. Dr. Hidayet Aydar, başındaki "fe" (o halde, madem öyle, bunun üzerine) bağlacının muazzam bir nedensellik (illiyet) bağı kurduğunu belirtir. Tevhidin (tek bir İlah olduğu gerçeğinin) sadece zihinsel veya soyut felsefi bir kabul olması yetmez; "tek ilah Ben isem, bunun zorunlu ve pratik sonucu yeryüzündeki tüm kulluğun, itaatin ve eylemin sadece Bana yönlendirilmesidir" yargısını ortaya koyar. Toshihiko Izutsu da bu son fiilin, tüm peygamberlerin ortak tebliğinin salt bir felsefe değil, insanın tüm ontolojik duruşunu ve ahlakını şekillendiren eylemsel bir manifesto olduğunu etimolojik olarak mühürlediğini analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla