فَقُطِـعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۜ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
En'âm Sûresi, 45. Ayet
Daralt
X
-
Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi. Her türlü övgü, âlemlerin Rabb'i olan Allah'a mahsustur.
Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi. Şöyle denilmiştir: Zulmeden kavmin tamamı helâk edilerek kökü kurutulmuştur. Burada zulüm, şirk anlamındadır. Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi cümlesine, Allah onların aslını kesti diye de anlam verilmiştir. Kavmin kökü meâlindeki beyana, kavmin sonu anlamı da verilmiştir. Bunların hepsi de aynı mânaya gelir. Yani onların son ferdi helâk edildiğinde kökleri kesilmiş oldu. Zulmeden kavmin kökü kesildi cümlesi ile, onların övündükleri ve büyüklendikleri şeyler bitirilerek övünmeleri ve büyüklenmeleri kesildi anlamı kastediliyor gibidir.
Her türlü övgü, âlemlerin Rabb'i olan Allah'a mahsustur. Burada kavmin helâk edildiği ifadesinin hemen arkasından hamd, yani övgü lafzının kullanılmasında çeşitli anlamlar vardır. [Birincisi] normalde hamd, ancak ikramın ve nimetin arkasından yapılır. Her ne kadar ceza ve helâk dostlar için bir ikram ve nimet olsa da, burada kâfirlerin helâkinden bahsedilmektedir. Düşmanın helâki, Allah'tan gelen en büyük ikram ve nimettir. Düşman için kötülük ve intikam olan şey, dostlar için hayır ve ikram olur. Taraflardan biri için şer olan şey, diğeri için hayırdır. Hasılı hamd, hayır ve nimet için yapılır. İkincisi, şayet helâk edilme zulüm sebebiyle gerçekleşmişse, bizatihi helâk edilmek hamdi gerektirir, çünkü hak uğruna helâk söz konusudur. Onları helâk etmek Allah'a aittir, zulüm üzerine helâk edilmek hikmete aykırı değildir. Dolayısıyla her fiilinde hikmet olan Allah'a hamd edilir. Üçüncüsü, onları helâk etmek suretiyle delillerinin gücünü Her türlü övgü, âlemlerin Rabb'i olan Allah'a mahsustur, anlamındaki cümle ile ortaya koymuştur.
Yorumu Yorumla
-
Kutı'a (قُطِعَ)
İbn Fâris, kelimenin "k-t-a" kökünden türediğini ve asıl anlamının bir bütünü parçalamak, bir şeyi diğerinden ayırmak ve kesip koparmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, eylemin edilgen (meçhul) kalıbıyla kullanılmasını bağlamsal olarak inceler; bu "kesilme" işleminin sıradan bir fiziksel hasar değil, zulmeden topluluğun varlığının, gücünün ve tarihsel sürekliliğinin ilahi bir müdahaleyle mutlak ve geri döndürülemez biçimde sonlandırılması olduğunu kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin bu formunun taşıdığı sarsıcı retorik güce dikkat çeker. Yıkımın (helakin), adeta kanserli bir dokunun kesilip atılması gibi cerrahi, kesin ve anlık bir ilahi operasyon olduğunu; eylemin edilgen yapısının, failin (Allah'ın) mutlak ve tartışılmaz gücünü ön plana çıkardığını tahlil eder.
Dâbiru (دَابِرُ)
İbn Fâris, "d-b-r" kökünün etimolojik tabanında arka, arka taraf, bir şeyin peşinden gelen kısım ve son (nihayet) anlamlarının yattığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "dâbir" kavramını bir neslin veya topluluğun geride kalan en son ferdi, kökü veya onları geleceğe taşıyacak olan ardılı (uzantısı) olarak tanımlar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "kökün kesilmesi" (kutı'a dâbiru) şeklindeki edebi kurguyu inceler. Bu tamlamanın, inkarcı toplumun sadece o an yaşayan bireylerinin ölmesini değil; onların soyunun, medeniyetlerinin, izlerinin ve gelecekte yeniden dirilme umutlarının bütünüyle kazınarak tarih sahnesinden tamamen silinmesini (kökünün kurutulmasını) anlatan muazzam bir ontolojik yok ediş tasviri olduğunu vurgular.
El-Kavm (الْقَوْمِ)
İbn Fâris, kelimenin "k-v-m" (kalkmak, dikilmek, ayakta durmak) kökünden geldiğini, başlangıçta önemli bir işi üstlenmek için birlikte ayağa kalkan erkekler topluluğunu ifade ederken, zamanla aynı ideali veya bağı paylaşan insan kümesi anlamına evrildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kavm kavramını bağlamsal olarak değerlendirir; burada salt biyolojik bir ırkı değil, inkar ve zulüm ideolojisi etrafında kenetlenmiş, ortak bir günahı paylaşan organize bir sosyolojik yapıyı temsil ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, cahiliye aklının antropolojisinde "kavm" (kabile) kavramının taşıdığı kutsal sadakat (asabiyet) algısını analiz eder. Kur'an'ın bu ayetle, bedevi zihniyetinin en güvendiği ve dokunulmaz saydığı "kavim" aidiyetini, şayet zulüm üzerine kuruluysa, ilahi adalet karşısında hiçbir koruyuculuğu olmayan, tek hamlede kesilip atılabilecek çürük bir yapı olarak ilan ettiğini detaylandırır.
Zalemû (ظَلَمُوا)
İbn Fâris, "z-l-m" kökünün temelinde hakkı eksiltmek, bir şeyi asıl bulunması gereken fıtri ve meşru yerinden başka bir yere koymak anlamlarının bulunduğunu tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, zulüm eylemini, ilahi sınırları (haddi) aşarak, gerçeği inkar edip sistemi yozlaştırmak olarak açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki eylemin sıfat cümlesi (ellezîne zalemû / zulmeden kimseler) formunda kullanılmasının ontolojik adalet vurgusunu inceler. Toplumun kökünün kurutulmasının (helakinin) keyfi bir ilahi öfke olmadığını; aksine onların kendi iradeleriyle ürettikleri haksızlığın, inkarın ve kibrin (zulmün) kaçınılmaz ve son derece mantıksal bir sonucu olduğunu bu kelime üzerinden tahlil eder. Helak, zulmün ürettiği zehrin bedeni (kavmi) zehirlemesidir.
El-Hamdü (الْحَمْدُ)
İbn Fâris, "h-m-d" kökünün sözlükte birini sahip olduğu güzel niteliklerden veya yaptığı iyiliklerden dolayı övmek, yüceltmek anlamına geldiğini, yermenin (zemm) mutlak zıddı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hamd kavramını sıradan bir övgüden (medh) ayırır; ona göre hamd, sadece şuurlu ve özgür bir iradeyle yapılan, mutlak kemal ve lütuf sahibine (Allah'a) duyulan derin hürmet ve tasdiktir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, zalim bir toplumun kökünün kazınmasının hemen ardından "Hamd (övgü) Allah'a aittir" cümlesinin gelmesindeki teolojik ve felsefi zıtlığı değerlendirir. Yıkım ve ölüm tasvirinin peşine şükür ve övgü cümlesinin eklenmesi, kötülüğün yeryüzünden temizlenmesinin ve zalimlerin cezalandırılmasının bir trajedi değil; evrensel adaletin tecellisi, ekolojik ve ahlaki dengenin yeniden kurulması olduğunu, bu yüzden de mutlak bir sevinci ve övgüyü (hamdi) hak ettiğini vurgulayan sarsıcı bir ilahi adalet manifestosudur.
Rabb (رَبِّ)
İbn Fâris, "r-b-b" kök harflerinin temelinde bir şeyi ıslah etmek, besleyip büyütmek, korumak, üzerinde tasarruf hakkı bulunmak ve onu aşama aşama kemale erdirmek anlamlarının yattığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, bu kavramı varlığın her türlü ihtiyacını şefkatle karşılayan, onu eğiten ve üzerinde mutlak mülkiyet/yasa koyma hakkı bulunan yegane efendi olarak tanımlar. Theodor Nöldeke, kelimenin bölgedeki dilsel evrimini incelerken, kökeninde kabile reisliği veya yerel mülkiyet efendiliği gibi dar anlamlar taşırken, Kur'an'ın bu kelimeyi alıp mutlak, evrensel ve eşsiz bir yaratıcı otorite makamına yerleştirdiğini aktarır.
El-'Âlemîn (الْعَالَمِينَ)
İbn Fâris, kelimenin kökeni olan "a-l-m" harflerinin iz, işaret ve alamet anlamına geldiğini; evrene ve içindeki varlıklara (âlem) da yaratıcısının varlığına ve gücüne işaret ettiği için bu ismin verildiğini tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, kavramı ontolojik bir genişlikle tanımlayarak, akıl sahibi varlıklardan tutun da doğadaki tüm canlılara, gök cisimlerine ve farklı varoluş boyutlarına kadar her şeyi kapsayan evrensel bütünlük olarak açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki köklerine inerek, Aramaic ve Syriac "‘ālmē" (dünyalar, çağlar, evrenler) kelimesiyle doğrudan dilbilimsel ve teolojik akrabalığı olduğunu, kavramın bölgenin monoteistik inanç havzasında evrensellik bildiren kadim bir terim olduğunu kanıtlarıyla sunar. Angelika Neuwirth, "Âlemlerin Rabbi" (Rabbil âlemîn) tamlamasının bu ayetin sonundaki (fasıla) kozmik işlevini değerlendirir. Küçük ve yerel bir zorba kavmin yok edilişinin ardından, Allah'ın "tüm evrenlerin Rabbi" sıfatıyla anılması; ilahi adaletin sadece bir coğrafyayla sınırlı olmadığını, o zalimlerin yok edilmesinin aslında tüm evrenin düzenini ve ahengini (âlemleri) koruyan, tarih üstü ve evrensel çapta bir temizlik harekatı olduğunu ifade eden muazzam bir teolojik kapanıştır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla